Yakın zamanda tüm dünyanın dikkatini Suriye’ye çeken önemli bir olay gerçekleşti; 61 yıllık Baas Rejimi yıkıldı. Hem de hiç beklenmedik bir şekilde. En azından işin uzmanları olmayan kimseler tarafından… Sadece 10 günde 10 yılı aşkın süredir devam eden iç savaş sona erdi. Muhaliflerin başkent Şam’da bulunan devlet kurumlarından ve Esad Yönetimi’nin sembol yapılarından çekilen görüntüleri, haber ajansları ve sosyal medya üzerinden dünyaya yayıldı. Tüm dünya şaşkınlık içerisinde olan biteni izlerken başta Suriyeliler olmak üzere Suriye halkının yanında olan herkes bu gelişmeyi sevinç içinde karşıladı.
Bir yandan onyıllardır süregelen baskı rejiminin yıkılmasının duygusal etkileri insanları kuşatmışken diğer yandan da önemli bir soru zihinlerin arkaplanında yükselmeye başladı: Peki, bundan sonra ne olacak? Kimse bu kısmı düşünmemişti. Genellikle de böyle olur. Baskı rejimlerine karşı haklı duruş sergileyen her grup önce baskıcı rejimi devirmeye odaklanır. Bu süreçte devrimden sonra ne olacağı sorusu bilerek ya da kasıt dışı bir şekilde ikinci planda kalır. Fakat rejim yıkıldıktan sonra geleceğin nasıl şekilleneceği gündemin birinci sırasına yükselir… Şimdi artık Baas Rejimi yıkıldığına göre bu soru, Suriye’nin önündeki en önemli soru olarak belirmiş durumdadır. Suriye, nasıl yeniden inşa edilecek? Bir ülkenin kurulması için hangi unsurların var olması gerekir? Bu sorular hem teorik olarak hem de Suriye vakasında son derece önemli sorular olarak belirmektedir. Peki, gerçekten, bir ülke nasıl kurulur? Buyurun, bir ülkenin kurulması için gerekli unsurlara birlikte göz atalım…
Bir ülkenin kurulması, karmaşık ve oldukça fazla unsurun bir araya geldiği uzun bir sürecin sonucudur. Tarih boyunca yeni ülkelerin ortaya çıkışı, genellikle savaşlar, bağımsızlık hareketleri veya mevcut siyasi otoritelerin çöküşü gibi çok önemli tarihsel olaylarla bağlantılı olmuştur. Suriye’de de benzer bir durum söz konusudur. 61 yıllık Baas Rejimi yıkılmış, yeni bir ülkenin kurulabilmesi için gereken boşluk oluşmuştur. Bir ülke kurmak, sadece bir toprak parçasına sahip olmanın ötesinde, karmaşık bir hukuki, sosyal, ekonomik ve uluslararası boyutu olan bir yapıyı inşa etmeyi gerektirir. Dolayısıyla Suriye’nin bundan sonra karşı karşıya olduğu meseleler oldukça çetrefilli ve çok boyutlu meseleler olacaktır. Bir devletin kurulması için öncelikle belirli temel unsurların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunların başında, sabit bir toprak parçasına sahip olunması gelir. Bu toprak, ülkenin egemenliğini ilan edeceği ve halkın yaşayacağı bir alanı ifade eder. Bu konuda Suriye’nin geçmesi gereken son derece önemli bir sınav bulunmaktadır. Ülkenin yaklaşık üçte birini kontrol altında tutan terör örgütü PKK/PYD’nin yeni dönemde toprak bütülüğünün sağlanabilmesi açısından etkisiz hale getirilmesi hayati olacaktır. Bunun yanında, nüfusun varlığı da kritik bir öneme sahiptir; bu insanlar ülkenin vatandaşlarını oluşturur ve devletin sosyal yapısının temel taşlarından biri olur. Suriye’nin savaşta hayatını kaybedenler ve yerinden edilerek başka ülkelere sığınmış nüfusunun yeniden kendini toparlayabilmesi zaman alacak, öncelikli meselelerden birisidir. Ancak, toprak ve nüfus tek başına yeterli değildir. Bir devletin, bu topraklar üzerinde etkili bir yönetim mekanizması kurması (siyasi yapı) ve hukuki bir altyapı oluşturması gerekir. Geçici Suriye Yönetimi, hem halkı yönetmek hem de uluslararası alanda ülkeyi temsil etmekle yükümlü kurum olarak tüm bu süreci başarı ile atlatmak durumundadır.
Hukuki temellerin sağlanması, yeni bir ülkenin varlığını sürdürebilmesi için kritik bir aşamadır. Ülkenin anayasasını oluşturması, yasalarını belirlemesi gerekir. Aynı zamanda, uluslararası hukuka uygun hareket ederek diğer devletler tarafından tanınmak, ülkenin meşru bir devlet olarak kabul edilmesini sağlar. Bu tanınma, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlere üyelikle de desteklenebilir.
Öte yandan bir ülkenin kurulmasında ekonomik yapının da son derece büyük bir rolü vardır. Görece bile olsa ekonomik bağımsızlığı sağlamak, yeni bir ülkenin hayatta kalması ve vatandaşlarının refahını sağlayabilmesi için şarttır. Bu nedenle tarım, sanayi, ticaret ve hizmet sektörü gibi alanlarda faaliyet gösteren bir ekonomik altyapı oluşturulması çok önemlidir. Kendi para birimini basmak ve bankacılık sistemini kurmak da ekonomik istikrarın sağlanmasında önemli adımlardır. Suriye, bu aşamada sahip olduğu petrol gibi doğal kaynakların yanı sıra Doğu Akdeniz’deki limanları ve Ortadoğu’da edinebileceği ticari avantajları değerlendirip, mevcut ekonomik yapısını yeniden organize edecektir. Uzun zamandır uluslararası sistemin önemli aktörleri tarafından blokaj uygulanan Suriye’nin en kısa sürede uluslararası ekonomik düzene tekrar geri dönmesi, ülkenin ekonomik açıdan yeniden inşası için son derece hayati öneme sahiptir. Öte yandan içeride sağlanacak siyasi ve sosyal birliğin de ekonomik açıdan sonuçları olacaktır.
Sosyal unsurlar, bir ülkenin halkını birleştiren ve dayanışmayı sağlayan temel bağlardır. Ortak bir dil, din veya kültürel değerler, bir toplumun kimliğini oluşturur ve ülkenin ulusal bilincini geliştirir. Bununla birlikte ülkedeki ırk, dil, din gibi temellerde anaakımın dışında kalan unsurlar da gözetilerek, sosyal yapılanmanın kapsayıcı bir yapıyı benimsemesi sağlanmalıdır. Öte yandan, eğitim ve sağlık gibi sosyal hizmetlerin sunulması, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, sosyal istikrarı da destekler. Bu açılardan Suriye’de yapılması gereken çok iş olacaktır. Yeni yönetimin belki de en çok zorlanacağı alanların başında sosyal meseleler gelebilir. Kurulduğundan beri ulus inşa sürecini sağlıklı bir şekilde yürütememiş bir ülkenin, önümüzdeki süreçte son derece hassas dengeler içerisinde ulus inşasını tamamlaması ülkenin geleceği için kritik rol oynayacaktır. On yıllardır baskı altında yaşamış, kendisini ifade etme imkanı bulamamış grupların kapsayıcı bir sosyal ortamda birlikte var olabilmeleri Suriye’nin geleceğini şekillendiren temel meselelerden birisi olacaktır.
Uluslararası tanınma, bir ülkenin varlığını resmileştiren en önemli aşamalardan biridir. Diğer devletlerle diplomatik ilişkiler kurmak, ticaret anlaşmaları yapmak ve uluslararası örgütlere katılmak, yeni kurulan bir ülkenin uluslararası arenada yer edinmesine yardımcı olur. Ancak bu süreç, genellikle siyasi ve ekonomik zorluklarla doludur; bazen büyük güçlerin çıkarları, yeni ülkenin bağımsızlık hedefine engel olabilir. Suriye, bir yandan iç meselelerle ilgilenirken diğer yandan da uluslararası arenada kendisini kabul ettirme ve bunun sonucunda da uluslararası düzenin bir parçası haline gelmeye çalışacaktır. Bu süreçte başta Türkiye olmak üzere bölgesel ve küresel birçok aktörle ilişki içerisinde olacak Suriye’nin yeni bir ülke kurma sürecinde Rusya, İran ve İsrail gibi ülkelerle bir diyalog kurup kuramayacağı ülkenin geleceği için önemli meseleler arasında yer alacaktır.
Sonuç olarak, bir ülkenin kurulması çok boyutlu ve karmaşık bir süreci ifade eder. Tarihsel, hukuki, ekonomik ve sosyal unsurları bir araya getirmek, uluslararası topluluğun desteğini kazanmak, bu sürecin başarıyla tamamlanması için olmazsa olmaz şartlardır. Modern dünyada ülke kurma çabaları, görünürde basit gibi dursa da, arkasında büyük bir planlama, dayanışma ve çoğu zaman zorlu mücadeleleri beraberinde getirmektedir. Teorik olarak konuşması kolay olan bu değerler, pratik alanda uzun tartışmalara, karşılıklı tavizlere, hatta çatışmalara sahne olabilmektedir. Dolayııyla Suriye’nin geleceğini inşa etmek burada bahsedildiği gibi hiç de kolay bir süreç olmayacaktır. Çünkü Suriye, daha önce halka dayalı bir devlet olma tecrübesini ilk kez yaşayacaktır ve doğal olarak birçok zorlukla karşı karşıya kalacaktır. Suriye’nin başarılı bir ülke inşa edebilmesi onyıllarca sürdürülen düzenin yeniden kurulmasının yanı sıra daha önce tecrübe edilmemiş demokratik unsurların da hayata geçirilmesini gerektirmektedir. Suriye’nin, daha önce kendisini halka dayalı bir şekilde yönetme tecrübesinden uzak oluşu, ülkenin yeniden inşası sürecinde belki de en önemli dezavantajı olarak önünde durmaktadır. Öte yandan yeni Suriye’nin PKK/PYD ve IŞİD’den kaynaklanan terör ile Rusya, İran ve İsrail gibi devletlerle olası sorunlu ilişkileri gibi kritik sorunları da bulunmaktadır. Evet, yeni bir ülkenin kurulması, ekonomik, siyasi, hukuki, sosyal ve uluslararası boyutları ile son derece zor bir süreç olarak belirmektedir. Ancak, Suriye’nin önünde 61 yıllık baskı resjiminin ardından kendi halkına dayalı bir yönetim inşa etme fırsatı da ilk kez geçmiştir. Eğer Suriye, halkı ve yönetimi ile bir olabilirse yeni dönemde güçlü kurumlar inşa edebilir, toplumsal huzuru sağlayabilir, bölgesel ve küresel ilişkilerini sorunsuz bir şekilde sürdürebilir. Böylesi senaryoda ise önümüzdeki yıllarda Ortadoğu’da siyasi, ekonomik ve toplumsal denklemleri değiştiren bambaşka bir Suriye görme imkanı doğabilir.
Zeynep Ravza Aktaş