casino maxi

-YAZI DİZİSİ- Osmanlı Devleti’nin Dış Borçları -1-

Tarih Ağu 15, 2014 0 Yorum

Ziya DEDE*

19.Yüzyıl imparatorluğun zor bir asrı olmuştur. Önceki yüzyılın sonunda başlayan çöküş durdurulamamış, alınan önlemlerle yapılan reformlar yeterli olmamıştır. Rusya imparatorluğu kuzeyden tehdit eden bir ülke olarak ön plana çıkmıştır. Avrupa devletleri kendi çıkarlarının devamı için güçlü bir Rusya yerine, zayıf fakat kendi gücüyle ayakta duran durabilen Osmanlı Devleti’ni yeğlemişlerdir. Bu amaçla zaman zaman ona siyasi ve ekonomik destek vermişlerdir. Özellikle Kırım savaşından sonra, o zamana kadar gerçekleştirilemeyen reformları hayata geçirmesi, ordu ve donanmasını güçlendirmesi için telkinlerde bulunmuş, hatta baskı yapmışlardır. Ancak Osmanlı Devleti ciddi bir kaynak sorunu yaşamaktaydı. Kırım savaşı hazineyi boşaltmış, bütçe açıkları büyümeye başlamıştı. Fransa ve İngiltere, müttefikleri olan Babıali’ye, o sırada iyi bir dönemini idrak etmekte olan Paris ve Londra para piyasalarını tavsiye ettiler. Böylece Avrupalı tasarruf sahipleri daha çok kazanacakları gibi, başta askeri araç ve gereç olmak üzere Avrupa mamulleri için yeni pazarlar açılacak, istihdam alanları ortaya çıkacaktı. Osmanlı Devleti de gerçekleştirmeyi düşündüğü reformlar için öteden beri yaşadığı kaynak sorununu halletmiş olacaktı. Başlangıçta Müslüman bir ülkenin Hristiyan devletlerden borç almasını onur kırıcı bularak çekingen davranan Osmanlılar bu işe kısa zamanda alıştılar. Hatta bir süre sonra batılıların kendilerine borç vermesini saygı tezahürü olarak bile görmeye başladılar.

Sorumsuzca yapılan, çoğu kısa vadeli, pahalı, üretime dönüştürülemeyen istikrazlar devleti borç batağına soktu ve Düyun-u Umumiye gerçeğini ortaya çıkardı. Düyun-u Umumiye kapitalist batı karşısında Osmanlının bocalayışının hikâyesi, belki de Avrupalıların 16.yüzyılda Osmanlılara ödedikleri Türk vergisinin üç yüz yıl sonra tahsili idi. Muharrem kararnamesi ile kurulan Düyun-u Umumiye idaresinden Osmanlıların beklentisi borçlarını ödeyerek itibarını, alacaklı Avrupalıların beklentisi ise paralarını kurtarmak olmuştur. Daha basit bir ifadeyle batı parasını, doğu itibarını kurtarmaya çalışmıştır.[1]

   

İLK DÖNEM(1854-1874)İSTİKRAZLARI

1854 İSTİKRAZI

Sultan Abdülmecit 4 Ağustos 1854 tarihli bir fermanla 5.500.000 OS. Lirası (5.000.000 sterlin)tutarında istikraz yapılabilmesi için hükümete yetki verdi. Ancak Avrupa para piyasası başlangıçta Osmanlı Devletine ağır mali bunalım ve ekonomik istikrarsızlık, özellikle Rusya ile yapılan savaş dolayısıyla borç vermeye pek istekli gözükmedi.

Savaş esnasındaki bazı gelişmeler sermaye çevrelerinin tutumlarını değiştirmede etkili oldu. Bunlardan birincisi, ilk istikrazların borç veren riskini İngiltere ve Fransa’nın üstlenmesidir. İkincisi, Osmanlı hükümetinin gayr-i müslimler lehine bir takım reformları gerçekleştireceğini vaat etmesidir. Babıali ile İngiltere ve Fransa arasında 12 Mart 1854 tarihinde imzalanan anlaşma ile iki devlet, yani Fransa ve İngiltere haksız olarak Rusya’nın saldırısına uğramış olan Osmanlı devletine yardım etmeyi ve Osmanlı topraklarını korumak amacıyla kuvvet göndermeyi taahhüt ediyorlardı.[2]Bunun üzerine,24 Ağustos 1854 tarihinde Londra bankerlerinden Dent Palmer and Company ve Goldmith and Company isimli bankanın Paris şubesi ile hükümet arasında ilk dış borç anlaşması imzalanır.1854 Anlaşmasında öngörülen istikraz şartları şunlardı:

a)Padişah fermanıyla 3 milyon İngiliz sterlini için yetki verilmişti. Ancak anlaşmada 5 milyon İngiliz sterlini verilebileceği ve 2 milyon için hükümetin muhtar olduğu öngörülüyordu.

b)33 yıl itfa süresi %6 faiz ve %80 ihraç fiyatı konuldu.

c)10 Nisan VE 10 Ekim olmak üzere yıllık toplam iki taksitte ödenecekti[3]

İstikraza karşılık olarak sağlam ve tahsili kolay Mısır vergisi gösterilmişti. Mısır son yıllarda özellikle pamuk ve hububat üretiminde sağladığı artışlar sayesinde Avrupa para piyasasında güvenilir bir kaynak addedilmekteydi. Bu bakımdan İngiltere ve Fransa tasarruf sahiplerine güven verebilmek için borçlara karşılık olarak 300.000 Osmanlı lirası tutarındaki Mısır vergisinin gösterilmesinde ısrar etmişlerdir. Sağlam bir kaynağa dayandırılmış olan ilk borç tahvilleri gerek Avrupa’da gerekse Galata’da büyük rağbet görmüştür.

Alınan 3.300.000 Osmanlı lirası tutarındaki borçtan, masraflar çıktıktan sonra hazineye yaklaşık 2.500.000 liralık kısmı intikal etti. Durum böyle iken, 27 Mayıs 1853 ile 27 Eylül 1855 tarihler arasındaki yaklaşık iki yıllık dönemdeki askeri masraflar 12.320.000 Osmanlı lirasına ulaşmıştı. Alınan borç masrafların ancak küçük bir kısmını karşılayabildi. İstikrazın 250.000 Osmanlı liralık bir kısmı eski borçların ödenmesinde kullanılmış, geri kalanın büyük bir bölümü tekrar silah ve mühimmat alımı için, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Batı Avrupa ülkelerine geri dönmüştür.

1854 istikrazı Osmanlı Devletine ancak kısmi bir rahatlama getirdi. Mali Bunalımı ortadan kaldıramadı. Bu bakımdan Babıali çok geçmeden yeni bir istikraz arayışına girdi. Müttefik devletlerde Osmanlı hazinesine daha etkili bir katkıda bulunmak gerektiğini anlayarak yeni bir istikraz için yardıma hazır olduğunu bildirdiler.[4]

1855 İSTİKRAZI

1855 kredisi olarak da adlandırılan bu istikrazı, 8 milyon liraya ulaşan bütçe açıklarını kapatmak ve savaş masraflarını karşılamak amacıyla yapılması öngörülmüştü. Ancak daha sonra müttefiklerin, özellikle İngiliz Başvekili Lord Palmerston’un müdahalesiyle istikrazın tümünün savaş masraflarına tahsisi kararlaştırıldı. Alınan borcun harcanmasının denetlenmesi, hazine hesaplarının kontrol edilmesi için İngiliz hükümeti temsilcisi Lord Hobart ve Fransız Marci de Ploeuc’dan teşekkül eden bir komisyon kuruldu. Osmanlı hükümetinin sert tepkisine sebep olan bu komisyon yabancıların Osmanlı iç işlerine ciddi bir müdahale, müttefiklerin Babıali’ye güvensizliklerinin bir göstergesiydi.1855 istikrazının bir başka özelliği de İngiliz ve Fransız hükümetlerinin borca kefil olmalarıdır. Bu husus, özellikle İngiliz parlamentosunda ciddi tartışmalara sebep olmuştur.[5]

Mukavele hükümlerinde istikraz şartları belirlenmişti:

a)Anapara 5 milyon İngiliz lirası faiz %4,ihraç fiyatı %102 5/8.ifta bedeli yıllık %

b)Osmanlı hükümeti her sene 25 Haziran ve 25 Aralık’ta İngiltere bankasına altı aylık taksiti ödeyecek.

c)Mısır hazinesinde birinci istikraza karşılık gösterilen kısımdan geri kalanın bir kısmı Suriye ve İzmir gümrük gelirlerinin bir kısmı da karşılık olarak gösterildi.

Mukavele şartları içinde ihraç fiyatının yüksekliği Fransız ve İngiliz hükümetlerinin faizine kefaleti ve yeterli karşılığı olmasının sağladığı güvenle, söz konusu istikraz Londra’da Rothschild Müessesesine 20 Ağustos 1855’de ihale edildi.

İngiltere ve Fransa istikraza güvence vermeyi onaylarken, borçlanma ile elde edilecek tutarın savaş masraflarına ayrılması için bir yaptırım gücü oluşturacak biçimde denetleyecek ve hazine hesaplarını inceleyecek iki komiser atama hakkını talep ettiler. Bu amaçla Lord Hobart İngiltere’yi, Marguis de Ploeve ise Fransa’yı temsile memur edildiler. Osmanlı Devleti’nde ilk defa yabancıların mali kontrolü başlamıştır.[6]

SAVAŞ SONRASI OSMANLI MALİYESİ

Kırım savaşının 1856’da zaferle sona ermesi Osmanlı Devleti’ni daha fazla savaş harcamalarından alıkoydu ve maliyesini düzenlemesi için bir fırsat verdi. Şiddetli fiyat dalgalanmaları ülkenin her tarafını etkilemekteydi. Fiyatlardaki şiddetli dalgalanmaların nedeni madeni paranın ayarının düşürülmesiyle çok miktarda basılan kağıt para ‘kaime’ idi. Kaimelerin piyasadan çekilmesi Kırım savaşı nedeniyle sonuçsuz kalmıştı.1857 Eylülünde Osmanlı hükümeti bir iç istikraza daha başvurdu. Eshamı mümtaze adı ile üç senede ödenmek üzere %8 faizli sehimler çıkardı. Fakat halk tarafından ilgi görmedi. Bunun üzerine aynı sene içinde Hazine tahvili adı ile %6 faizli tahviller çıkarıldı.

Osmanlı Devletinin borçları günden güne artmaktadır. Borçların miktarını tespitte görevli olan Hazine-i Hassa Nazırı padişaha ait borçların 450 milyon kuruştan fazla olduğunu hesap etmiştir. Bir taraftan da bütçenin tanzimine çalışılmaktadır. Bu arada 1856 yılında Maliye işlerinde uzman bir memur getirilmek üzere Avusturya elçisi aracılığıyla Avusturya hükümetine başvurulur. Avusturya Meclisinin müşaviri Lacken Bacher hükümetince görevlendirilir. Tanzimat Şurası da Lackenbacher’in rehberliğinde hareketle işe koyulmuştur. Birkaç ay sonra Tanzimat Şurası Reisi Fuat Paşa, esas olarak devlete ve padişaha ait borçların, muhtelif gelirlerle, özellikle İstanbul gümrüğü gelirleriyle garanti edilen 121/2 milyon tahvil çıkarılmak suretiyle tahkimi gereğine dayanan tam bir mali ıslahat programı hazırlanmıştır. Fakat bu program 1858’de tahakkuk ettirilememiştir.

Yüz kuruşluk bir adet altın lira yüz altmış kuruşa yükselmişti. Artık anlaşılıyordu ki yeni bir dış borç almaktan başka çare kalmamıştı. Murat Paşa yeni bir borç mukavelesi yapmak için yaptığı girişimler, Avrupa Finans otoritelerinin devletin mali vaziyetine güvenle bakmamaları nedeniyle başarısızlığa uğrar ve sarayın durumu daha da bozulur. Hükümet birbiri ardı yayınladığı hatt-ı hümayunlarla harcamalar üzerinde sıkı bir denetim uygular.

1856 Islahat Fermanının ve Paris Anlaşmasının sağladığı teminatlar Osmanlı Devleti’ne yatırılmak istenen sermayeler konusunda her türlü tereddütü yok etmekteydi. Ayrıca Osmanlı Bankasının kurulmuş olması Avrupa müesseselerini kısmen tatmin etmekteydi. Bir taraftan borç verme yollarını arayan İngiltere’ye Fransa diğer taraftan borç alma yollarını arayan Osmanlı Devleti’nin menfaatleri çatışmaktaydı.[7]

* İstanbul Üni. Tarih Bölümü 4. Sınıf

 

[1]Rıfat Önsoy,Mali Tutsaklığa Giden Yol;Osmanlı Borçları,Ankara 1999,S.3-4

[2] Rıfat Önsoy,a.e,S.44

[3] Sait açba,Osmnlı Devleti’nin Dış Borçlanması,Ankara 2004,S.53-54

[4] Rıfat Önsoy,a.e,S.46

[5] Rıfat Önsoy,a.e,S.47

[6] Sait Açba,a.e,S.55

[7] Sait Açba,a.e,S.56-57-58

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder