casino maxi
Orhan Özer

Orhan Özer

Tüm Yazıları

Orhan Özer Konuya temelde “Aile” kavramını tanımlamakla başlamak gerektiği düşünüyorum. Zira kavramların herkes için farklı şeyler ifade ettiği bir yazı anlam kaymalarına sebep olabilir. Aile kavramı literatüre göre çeşitli şekillerde tanımlanmıştır ve bu tanımlamaların bazıları ailelerin ikamet şekline göre bazıları ise yaptıkları evlilikler üzerinden tanımlamaktadır. İslam’ın aileyi nasıl tanımladığına bakacak olursak, İslam’da ailenin bir arada mı yaşayacağı, ayrı mı yaşayacağı veya bir erkeğin tek bir kişiyle mi yoksa birden fazla kişiyle mi evleneceğiyle alakalı kesin bir hüküm bulunmamaktadır. İslam’da aslolan kişilerin kan bağı veya evlilik neticesinde Allah katında aralarında oluşan hukuklarıdır. İnsanların neslinin devamı ve var olması Hz. Âdem’den bu yana aile ile var olmuştur. Allah insanlığın neslinin devamını aile kurumu üzerinden inşa etmiştir. Allah’ın dininin hâkim olmasını da heybetli camilerden önce aile kurumu üzerinden mümkün olacaktır. Bundan dolayı bizim için aile sadece iki kişinin birbirlerini sevmesinin neticesinde gerçekleşen bir olayın çok ötesinde bir olaydır. Tahrim suresi 6. Ayette Allah buyuruyor ki ; “Ey iman edenler. Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyun”. Bu hitap iman eden babaya yapılıyor. Bu ayeti kerimede sorumluluk babaya yükleniyor demek ki aile fertlerinin cehennem azabından korunmasında babaya büyük bir rol düşüyor bu sebeple babaların tavır ve davranışlarının nasıl olması veya olmaması gerektiği üzerine anlatmaya başlamakta fayda var. Baba kavramı gerçekten birçok kişi için olumlu davranış ve tutumları simgeleyen bir kavramdır. Aile ilişkilerinde hiç sorun yaşamadan sürdürüleceğini beklemek doğru değildir zira imtihan dünyasında bazen malla bazen canla bazen ’de ailemizle imtihan olacağımızı unutmamamız gerekir. Hz Nuh’un evladıyla imtihanını unutmamamız gerekir. Çalışacağız, çaba göstereceğiz ama gerçekçi olacağız. Şunu unutmamak gerekir zaman değişse de fıtrat değişmiyor. Onun için bugün ailelerin yaşadığı problem bir çağ problemi değil ailenin rolünü hakkıyla yerine getirmeme problemidir. İmtihanın daha yolun başından başladığını unutmamız gerekir. Çocuğun daha erken yaşlarda kişiliğinin şekillendiğini unutmamamız gerekir. Çocuk terbiyesini daha küçük bir şeyden anlamaz veya biraz daha büyüsün gibi bahanelerle ertelemek çocuğumuz için ilerde geri dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı olacaktır. Babanın rolüne gelecek olursak modern hayatın koşuşturmaları arasında evladıyla zaman geçirmek yerine spora, seyahate, toplantıya giden bir baba, yarın bir gün kendi kültürüne yabancılaşan kendi inancına yabancılaşan bir evladı karşısında görmesi çok uzak bir ihtimal değildir. Evladıyla aynı sofraya oturmaya fırsat bulamayan bir baba evladına rol model olacak kadar onunla zaman geçiremiyorsa ve onun derdiyle dertlenmiyorsa o çocuğun derdine dert katacak onu yozlaştıracak rol modelleri ya TV’de ya sokakta ya da okulda bulacaktır. Saatlerce tv karşısında bir kanaldan diğer kanala atlayarak aynı haberi defalarca izleyen bilmem hangi ülkedeki her türlü olaydan haberi olan baba eğer yanı başındaki evladından bihaberse bu yaklaşan felaketin ne denli şiddetli olacağını gösterir. Evladımıza nasihat etmeyi veya onun güzel ahlak sahibi olmasını tamamen vakıf dernek ve cemaatlere yüklemekte yapılan bir diğer yanlıştır. Evet, camaatler vakıf ve derneklerin çocuklarımızın güzel ahlak sahibi olmasında ve kişiliklerinin şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir fakat öncelikli olarak çocuğun bu gibi ortamları benimsemesi ve temel davranışlarının şekillenmesinde çocuğun evde ailesinden gördüğü davranış belirleyici olandır. Karı koca umreye veya hacca giderken evlatlarını bilgisayar başında nefsiyle baş başa bırakan ve onun harama meyletmesine sebep olan kişilerin yaptıklarının Allah katında nasıl hesabını vereceklerini tekrardan düşünmesi gerekir. Allah bize beş vakit namazı camiye kılmaktan, haftada bir gün sohbete gitmekten, Allah için gidip kişilerle ilgilenmekten önce ailemiz ve evlatlarımızla ilgilenmemizi emrediyor. Önceliklerimizin karıştığı bir dünyada şeytanın bize sağdan yaklaşmasını da gözden kaçırmamamız lazım. Dünyada mal mülk evlat veya makam sahibi olmanın yegane sebebi rıza-i ilahi olmalı. Problem ise bunları elde etmekteki amacımızın sıhhatli olmamasıdır. Onun için insanlar evlat edinirken de Hanne gibi “Hz. Meryem için; doğarsa sana adayacağım” gibi bir niyetle başlamıyorlar hayata. Zeki olursa en iyi okullara göndereceğim, yok tembelse kuran kursuna göndeririz gibi bir kurguyla yola çıkılıyor. Yani çürükler Allaha iyiler dünyaya kurban ediliyor ve sorun da tam bu noktada başlıyor. Sabah okula geç kalmasın diye uyandırdığımız çocukları eğer sabah namazına kaldırmaktan çekiniyorsak önceliklerimiz değişmiş demektir. Evladının okul sınavı veya üniversite sınavını had safhada önemserken oğlunun veya kızının namaz kılmamasını veya oruç tutmamasını kendine dert edinmeyen bir baba zaten en büyük sınavı kaybetmek üzeredir. Bir baba düşünelim hali vakti yerinde, evladına en lüks arabayı çekmiş ve cebini doldurmuş bu baba makbul bir baba mıdır? Evladının nefsini firavunlaştıran ve doyumsuz bir nefis sahibi olmasına sebep olduğunun farkına varmadığından evladı yarın gücünün yetmediği başka bir şey istediğinde aslında paranın çocuğu tatmin etmek için yeterli bir araç olmadığın anlar. İnsan etkileşiminin had safhada olduğu bir dönemde farklı kültür yapıları, tutum ve davranışlarla karşılaşan gençlerin tabi olarak farklı yönelimleri olabilir. Erkek çocuklar için konuşacak olursak küpe takmak, saç uzatmak ve boyamak veya dövme yapmak kişinin zihninde normalleşen hatta belirli bir süre sonra kendisininde yapmak isteyeceği tutum ve davranışlar arasına girebilir. Buna benzer tutum ve davranışları kısıtlamak veya yasaklar koymak o kişi için kesinlikle çözüm değildir. Eğer o çocuk bu davranışı benimsemiş veya niye bu davranışı sergilememesi gerektiğiyle alakalı kendini tatmin edecek bir cevap almamışsa fırsatını bulduğu ilk anda bu davranışı sergileyecektir. Bu sebeple her türlü ortama girip çıkan ve aktifleşen bu çocukların tutum ve davranışlarını yasakçı bir tavırla şekillendirmek yerine bu davranışları neden yapmaması gerektiğiyle alakalı nedenleri çocuğumuz daha bu ortamlara girmeden oturup konuşmalıyız. Yapılan bir diğer hata da kendimize benzemesini istediğimiz çocuklarımızı kendi bulunduğumuz çevre ve ortamlara sokmamaktır. Belirli bir yaştan sonra adapte olduğu çevresini değiştirmek istemeyen veya yabancılaştığı ortamlara girmeyen bir evlatla karşılaşmak ne yazık ki kaçınılmaz bir son olacaktır. Eskilerin dediği gibi en iyi öğüt örnek olmaktır. Kısacası bir çocukta sevmediğimiz bir tutum ve davranış varsa bunun değiştirmenin en kolay yolu ona hakkıyla örnek olacak bir baba profili ortaya koymaktan geçer. Sevgimizi evlatlarımıza karşı göstermekten çekinmemeliyiz. Peygamber efendimiz’de (s.a.v) çocuklarımızı ve onlara karşı merhametli olmamızı tavsiye etmiştir. Bir babanın evladına sarılması veya onu öpmesi acziyet göstergesi değildir bu düşünce cahiliye düşüncesidir. Eğer biz kendi evlatlarımıza sevgimizi göstermezsek onlar bu sevgiyi haram kişilerin kollarında arayacaktır. Abinin rolüne gelecek olursak; Abi aile içinde gizli otoritedir. Eğer rolünün hakkını verirse gerçek manada aile içinde dengeleri sağlayacak bir köprü görevi görür. Babanın ve annenin otoriter pozisyonuna karşı abi tam bir yumuşak güçtür. Etrafını yeni tanımaya başlayan ve hayatı anlamlandırmaya çalışan fertler için abi önemli bir rol model ve referans noktasıdır. Kişiliğini oturtmayan ve olgun davranışlar göstermeyen bir abi profiliyle, üstlendiği sorumluluğun farkında olan ve o olgunlukla hareket eden kardeşlerine yol gösteren yeri geldiğinde yaşadıkları sıkıntılara çözüm yolları arayan abi diğer kardeşlerin tutum ve davranışlarının şekillenmesinde önemli bir rol alacaktır. Kardeşleriyle iyi iletişim kuran bir abi, anne ve babanın çocuklarında gerçekleştiremiyeceği değişimi gerçekleştirir. Genellikle çocuklarda yaşanan problemlerin büyük bir kısmını anne ve babadan önce abi duyar. Yaşanan bu problemlerin çözümünde abinin takınacağı tavır yaşanan sıkıntıyla alakalı takınılacak tavırda belirleyici olur. Genellikle abilerle alakalı yaşanan en büyük sıkıntı bir yandan kendini inşa etmeye çalışan diğer yandan hayatın kendine yüklediği sorumlulukları yerine getiren abinin, ailedeki sorumluluklarını yerine getirmeme problemidir. Kardeşlerinin yaptıkları hataları olgunlukla karşılamak ve onlara çözüm üretmek yerine kardeşleriyle sürekli çatışma halinde olan abiler genelde kardeşleri tarafından söyledikleri umursanmayan kişilerdir. Çatışma halinde olan abi ve kardeşler arasında genelde birbirleriyle dertlerini paylaşmak bir tarafa aynı ortamda zaman geçirmek bile yeteri kadar sıkıcı bir hal almaktadır. Ailede anne ve babanın arasında yaşanan çatışma ayrılık vb. durumlarda ise abinin rolü babalık rolüyle eşdeğer bir pozisyon almaktadır. Bazen ne yazık ki şu başkasına tebliğde bulunan ve başkasını ıslah etmeye çalışan abilerimiz kendi öz kardeşlerini ıskalayabiliyor

  • 1