casino maxi

Yavuz ve Memlük seferi

Tarih Oca 05, 2016 0 Yorum

Ortalıkta söylentiler dolanıyor,belki duymuşsunuzdur.Diyorlar ki : “Yahu Yavuz Sultan Selim ne gaddar adam,müslüman olan bir devletle nasıl olurda savaşa girip onların kanını döker  ?”.Peki acaba işin doğrusu neydi , Sultan Selim Han gerçekten kasıtlı olarak Müslüman kanı mı döktü ? Bu sorunun cevabını öğrenmek için şöyle Fatih dönemine bir dönmek gerek derim ben.Fatih Sultan Mehmet Han,Mısır topraklarında kurulu olan Memlük Devletinin sultanına bir mektup yazar ve mektuba şu sözler ile başlar : “Hadim-ül Haremeyn-i Şerifeyn (Mekke ve Medineye Hizmetkarı) karındaşım Mısır Sultanı !”.Fakat Memlük Sultanı bu hitabı kendisine hakaret olarak kabul eder ve mektubu getiren Osmanlı elçisini hakaretlerle geri gönderir.Zira onlar kendilerini “Hakim-ül Haremeyn-i Şerefeyn (Mekke ve Medinenin Hakimi)” olarak görürler ve “Hakim” kelimesi yerine “Hadim”  denmesini kendilerine edilmiş bir hakaret olarak görürler.

Osmanlı-Memlük ilişkisine biraz daha hakim olmak için II.Beyazıd döneminde gelişen olaylardan da bahsetmek gerek.Bu dönemde,ümit burnunu keşfeden Portekizliler,Hindistan ve Arap Yarımadasındaki halka büyük zulümler eder.15000 civarında Hintli insanı iş vaadiyle gemilere bindirip,elleri ve burunlarını keserek Afrika kıyılarına atmaları,bilinen zulümlerden yalnızca bir tanesi…Bu zulümlere dayanamayan Hintliler ve Araplar,halifeliği elinde bulunduran Memlük Sultanından yardım isterler.Memlük Sultanı ise bunun üzerine bir mektup yazar ve papaya gönderir.Mektubunda : “Bu zulümleri durdurmadığınız takdirde ülkemde yaşayan bütün Hristiyanları öldürürüm ve mabetlerini yerle bir ederim.” şeklinde ikazlarda bulunur.Papa,bu mektubu İspanya Kralına,o da Portekiz Kralına ulaştırır.Portekiz Kaptan-ı Deryası bu mektubu okuduğunda güler ve : “Onlar mı bunu yapacaklar,güçleri yetiyorsa yapsınlar da görelim.Önümüzdeki yıl ciddeyi bombalarım,onların peygamberlerini de mezarından çıkartır buraya getiririm.” şeklinde ağır ifadeler kullanır.Ve gerçekten de ertesi sene ciddeyi bombalayarak büyük bir katliama sebep olur.Kendisini,Mekke ve Medinenin dolayısıyla Ciddenin de hakimi olarak gören Memlük Sultanı,bu duruma seyirci kalmaktan öte gitmez.Müslüman Arapların kendisinden istediği yardımı yerine getirmeye güç yetiremediği gibi,bu durum karşısında Osmanlı Devletinden de yardım dahi istemez.

 

Sultan Selim Han,müslümanlara çektiği zulmün  ve kutsal topraklara yapılan bu saygısızlığın üzerine,Mercidabık ve Ridaniye seferleriyle Mısır ve Suriyenin Fatihi olur.Fetihten sonra Şamda kendisi için bir hutbe okutulur ve hutbe sırasında hatip,Sultan Selim Han içi “Hakim-ül Haremeyn-i Şerefeyn” ünvanını kullanır.Bunun üzerine ayağa kalkıp kavuğunu başındna çıkaran Yavuz,”Bizler bu toprakların hakimi değil,hadimiyiz.Bizleri,Hadim-ül Haremeyn-i Şerefeyn diye anınız.”der ve Memlük Sultanının hakaret olarak gördüğü ünvanı kendisine en büyük şeref olalar kabul eder ve o ünvanı ömrünün sonuna kadar taşır.Nitekim kendisinden sonra gelen padişahlarda kutsal toprakların hadimi olmaya devam etmiştir.

Mustafa Ayaz

İstanbul Üniversitesi

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder