casino maxi

652_320_c4eae515

Her şey Hz. Bilal’in o ezanı yarım bırakmasıyla başladı. Hiçbir ezan kavurmadı yürekleri, kızgın çöldeki o kumlar gibi.  Hiçbir mimarinin gösterişi tatmin etmedi gözleri, Habeşli Bilal’in ayağının altındaki taş gibi. Sanki yürekler sustu bir anda, mahşere kadar konuşmamak üzere. Toprak vazgeçti sudan en katı haliyle ve su söndüremedi ateşi ki o ateş yakarken tüm ezanların namesini. Kulaklarım duymak istedi billur sesini, her vakit seccadem küs gibi… Her secdeye varışımda Bilal’in ”Allah-u Ekber!” deyişiyle nakışları parlıyordu sanki ve alnım ile teselli etmeye çalışıyordu kendini. Fakat ikimiz de biliyorduk yüzümüz gülmeyecekti mahşer günü gelene, o pak sesli Bilal bize seslenene kadar.

Balkona çıkarım bazı yatsı ezanı saatleri, sanki gökyüzünden gelir gibi oluyor sahabenin mescide koşuş sesleri. İşkence gördüğü o kızgın kumlara, taşlara inat saçlarımızı hafiften uçuran rüzgar misali, sesin sahibi neden çağırmıyor bizi? Sahi kaç asır geçti, gök kubbede o sesi duymayalı? O mübarek sesi duyup kıbleye doğrulmayalı? Asırlar bile söz geçiremez bu özleme, vuslatlar kafi gelemez bu hasrete!

Uzun bir yokuştan inen çocuk beliriyor gözümün önünde sabah ezanı vakti. Her yer sessiz, sokaklar başıboş, caddeler ıssız… İniyor çocuk yokuştan, elindeki tesbihi sağ işaret parmağından aşağı sarkıtarak. Bilal-i Habeşi’nin sesini nerede duysa kıyama duracak gibi.  Hüzünlü, bir o kadar da endişeli… Sanki elindeki tesbihi bir oynatsa darmadağın olacak hissinde çocuk, imamesi yokmuşçasına, Bilal’i susmuşçasına, ezanı durmuşçasına…

Bu duygu öyle bir şey ki, ”Oku şu ezan-ı şerifi ey Bilal!” diyorsun okumuyor, ”O zaman beni çağır camiine” diyorsun susuyor. Çaresizlik bu muydu ey Bilal, hiçlik bu muydu? Yoksa çaresizlik de, hiçlik de mescide şöyle bir baktığında O’nu, En Sevgili’yi görememek miydi? O halde sana çaresizlikten bahsetmek hiç olmaz mı ey sesini sedasına katan, tınısıyla bizi bizden alan?  Seni aciz kulaklarımızla duymadık belki ama ruhumuz dinledi seni her ezan vakti ve kıstık dünyanın sesini.

Evet, biz seni çok sevdik, sevdik ve işittik, işittik ve sesine geldik. İşte! dedik. Budur, ezandadır felah. Haydi ey Bilal, çağır bizi hayyalessalah, hayyalessalah!

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder