Veganlık Evrensel Olabilir Mi?

Sümeyye Güven Genç Öncüler 29 Ekim 2020 1 Yorum

 

 

Veganlık Evrensel Olabilir mi?

 

 

Son zamanlarda sosyal medyanın da etkisiyle daha çok duyulur olan konular arasına giren Veganlık ya da bir başka ifade ile Veganizim; uzun zamandır takip ettiğim ve görüşlerimi sorgulamama sebep olan bir konudur.  

 

Kısaca et yememek olarak tanımlanan vejetaryenlikten çok daha ileri bir boyutu olup, et dahil herhangi bir hayvansal gıdayı ya da ürünü hiç bir şekilde tüketmemeyi prensip edinen Veganlık için; hayvanların yaşam haklarını ellerinden almamak, bir başka canlıyı yememek, hayvanların endüstriyel meta haline gelmesinin önüne geçmek ve çevresel faktörler başlıca zikredilen sebepler arasında yer almaktadır.

 

Herhangi bir inanca bağlı olmayıp, sadece bu sebeplerden hareket ile Veganlık merhamet sahibi insanların tercih sebebi olabilir. Zaten veganların ortak özellikleri hayvanlara olan sevgi, merhamet ve saygılarıdır. Peki vegan olmayan insanlar hayvanlara karşı bu özellikleri taşımazlar mı?

 

İnançlı bir Müslüman olarak, Islam’ın zaman ve mekandan münezzeh, evrensel ilkeleri olan bir yaşam tarzı olduğundan hareketle konuyu irdelemek istiyorum. Zira sokak hayvanlarını besleyen, gerektiğinde sahiplendiren, onları ve diğer hayvanları incitmekten imtina eden bir insan olarak bu konunun önemli bir konu olduğunu, inanç sistemimizde hayvana eziyetin uhrevi boyutta insani cehenneme bile götürmeye sebep olduğunun altını çizmek isterim. Hayvana eziyet haram ise, helal olan hayvanların -üzerlerine sadece Allah’ın adı anılmak kaydı ile -kesilmesi/kurban edilmesi neden haram değil? Burada “helal olan hayvanlar” ifadesini bilerek kullandım, çünkü İslam’ın yenilebilmesi için izin verdiği hayvanlar sınırlıdır. Yenilebilenler dahil bütün hayvanların hakları vardır. 

 

1- Canlı hayvanların bedenlerinden uzuvlarını kesmek, zarar vermek,

2- Hayvanların yüzlerini dağlamak ya da damga vurmak,

3- Canlı hayvanların bedenlerini hedef tahtası edinmek,

4- Binek hayvanların sırtından inmeden konuşmak, sırtında iken uzun sure sohbet etmek,

5- Hayvanlar hasta iken ve yorulduklarında onlara binmek, onları çalıştırmak,

6- Besin ve sularını ihmal etmek;

 

Özetle hayvanlara yapılan her türlü eziyet, istismar dinen yasaklanmış ameller arasındadır. Bir hayvan sahibinin yukarıda zikredilenlere dikkat etmesi elzemdir. 

 

Kurban edilme ya da kesilme mevzusunda ise, hayvanın teslimiyeti önemlidir. Zaten bu nedenle “üzerine Allah’ın adı zikredilmeyen”  hayvanların etleri helal kabul edilmez. Yaklaşık 9-10 yıl önce izlediğimde beni çok etkileyen “Allah’ın adinin zikredilmesi/ anılması” mevzusunun ne anlama geldiğini anlamamı sağlayan bir video olmuştu. Youtube’da “Mercy Halal Islamic Slaughter Part 1” olarak arattığınızda videoyu bulmanız mümkün. Bu videoda “Bismillahi Allahu ekber, Bismillahillezi la yedurru ma ismihi şeyun mafissemai ve mafil ardu ve huve ala kulli şeyin kadir, bismillahi Allahu ekber, bismillahi Allahu ekber, bismillahi Allahu ekber” nidasından sonra, hayvanın nasıl kesim/kurban için kolaylıkla teslim olduğunu görüyorsunuz. Merak ettim ve ilk Kurban Bayramında ben de bu sözleri söyleyerek kurban edilecek olan küçük bas hayvanı yatırmayı denedim. Normal şartlarda kontrol altında tutamayacağım bir hayvanın aynı bu şekilde yattığını görünce, bu sözler karşısındaki teslimiyete hayret ile şahit oldum. Bunun sıradan bir olay olmadığı kanaatindeyim.  Bilim insanlarına bu şekilde helal kesimi yapılan hayvanlar ile, Allah’ın adı anılmadan kesim işlemi gerçekleştirilen ve elektronik şok, ilaçla bayıltma, silahla vurulmak kaydı ile öldürülen/kesilen hayvanların yasamış oldukları fiziksel ve duygusal değişimleri, bedenlerinde biriken toksinleri termal kameralar, kan testleri, organ incelemeleri vasıtasıyla araştırıp bilim dünyasına ve insanlığa katkıda bulunmalarını tavsiye ediyorum. 

 

Yukarıda zikrettiğim videodan ve tecrübemden hareketle, İslami usullere göre yapılan kesimin hayvana eziyet olmadığı kanaatindeyim. İslam’da hayvanların günlük hayattaki haklarının haricinde, olası bir savaş durumunda da hakları vardır. Zarar vermek amaçlı hayvanlar katledilemez ya da yakılamaz. 

 

Ayrıca dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen; köpek balıklarının canlıyken yüzgeçlerinin kesilip tekrar denize bırakılması, fillerin dişleri için canice katledilmesi, hayvanların laboratuvarlarda denek olarak kullanılarak eziyet edilmesi ya da  kürk yapımı için canlı canlı derilerinin yüzülmesi ve daha niceleri sadece çevrecilerin, Greenpeace’in ve veganların değil, bütün Müslümanların da ortak sorunudur. 

 

Veganlğın evrensel bir olgu olup olamadığını coğrafi olarak da incelemek de fayda var. Zira dünyanın birçok bölgesinde tarıma elverişli araziler bulunmamaktadır. Bu nedenle bu bölgelerdeki insanlar geçimlerini ve yaşamlarını hayvancılık ve hayvansal ürünler ile sağlamaktadır. Antarktika bilindiği üzere çok soğuk, buzullarla kaplı bir kıtadır. Bu kıtada yaşayan insanlar ihtiyaçlarını ithal etmenin yanında deniz mahsulleri ile hayatlarını idame ettirmektedir. Çöllerin hakim olduğu Afrika kıtasında ise,  develer hem binek hayvanı olarak kullanılır, hem de mahsullerinden (etinden, sütünden, yününden, derisinden) istifade edilir. Filipinler ya da Tayland gibi ülkelerde de okyanusun/denizin ortasında yer yalan adacıklara kurulmuş yerleşim yerleri vardır (örneğin: Cotabato’da yer alan nehrin ortasındaki yerleşim yeri, ya da Koh Panye adası vb.).  Bu yerleşim yerlerinde de insanlar geçimlerini balıkçılıkla sağlar ve deniz mahsulleri en temel gıda maddeleri arasında yer alır.  Örnekleri arttırmak mümkündür. Bu nedenle “tarıma elverişli olmayan bölgelerdeki insanların vegan olmaları mümkün ve sürdürülebilir mi?” sorusu, konuyu derinlemesine düşündüğümde cevap aradığım ilk konular arasına giriyor.

 

Bir diğer cevap aradığım konu ise, biyolojik olarak biz insanların hayvansal ürünleri hazmedecek şekilde vücutlarımızın yaratılmış olup olmadığı meselesidir. İnsan anatomisi incelendiğinde sindirimin ilk başladığı organ olan ağzımızın içinde bulunan azı dişlerimiz ve köpek dişlerimizin, et gibi sert ve çiğnenmesi zor olan besinler için özenle biçimlendirilmiş olduğu görülmektedir. Bunun haricinde mide ve bağırsaklarımız da hayvansal ürünlerin hazmedilmesi için gerekli donanıma sahiptir. Veganların iddiaları arasında yer alan “insanların hayvansal besinlere ihtiyaç duymadığı” konusu, insan anatomisi dikkate  alındığında 

akla “eğer insanlar hayvansal besin maddelerine ihtiyaç duymuyor olsaydı, neden bu şekilde bir vücut sistemine sahip?”  sorusunu getirmektedir.

 

Veganlık konusunda değinilmesi gereken başka başlıklar da bulunmaktadır. Ancak ben burada tavsiye edilen bir yaşam tarzının, felsefenin ya da olgunun bütün insanlığa uygun olup olmadığı üzerinden konuyu ele almak istedim. Bir insan dilerse sebze ağırlıklı beslenebileceği gibi, hayvansal besinlerle de beslenebilir; vücudun buna ihtiyacı olduğu gibi vücut organları da buna müsaittir. Ancak bir Müslüman için tüketilecek olan etin İslami usullere uygun olması farzdır. Hayvanin kesiminden tutun da yetiştirilmesine kadar haklarına riayet edilmediler. Aksi halde İslam’da her bir amelin hesabi olduğu gibi, hayvanlara muamelenin de hesabı vardır. 

 

Konuyla ilgili tavsiyeler:

1. Mercy Halal Islamic Slaughter Part 1

https://www.youtube.com/watch?v=quhVxLUwiBw&t=348s

2. Hayvan Hakları ile İlgili Hadisi Şerif

https://www.youtube.com/watch?v=OjmHQeq3txU

3. Altan Armutak, “İslam Dini Kutsal Kitabında Hayvan Hakları”,  İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dergisi, 34 (1), 2008, 57-66.

https://actavet.org/Content/files/sayilar/36/57-66.pdf

4. Mehmet Dilek, “Hadislerde Hayvan Bedenlerine Eziyete Engel Olma Örnekleri”, Harran U. İlahiyat Fakültesi Dergisi, yıl: 13, sayı: 20, Temmuz- Aralık 2008, 201-210. 

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/257599

 


Okunma : 161

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder


Yukarı Fırla!