Taha Kılınç İle “Kral Faysal ve Mücadelesini” Konuştuk

Siyaset Şub 29, 2016 0 Yorum

“KRAL FAYSAL, HÂLÂ ÖRNEK”

kral-faysal-bin-abdülaziz_917956

 

Taha Kılınç ile Suudi Arabistan’ın pek tanınmayan kralı Faysal bin Abdulaziz ve şahsiyetini konuştuk

Röportaj: Furkan Gençoğlu

Faysal Bin Abdulaziz Kimdir? Nasıl bir çocukluk geçirmiş ve nasıl yetişmiştir. Suud Ailesinin içerisinde kendisini farklı kılan durum nedir?

Faysal, Suûdi Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz bin Abdurrahman Âl-i Suûd’un üçüncü oğlu olarak 1906’da Riyad’da dünyaya geldi. Annesi Tarfe’nin doğumdan 6 ay sonra vefatıyla birlikte, Faysal’ın bakım ve terbiyesini anne tarafından dedesi Şeyh Abdullah üstlendi. 14 yaşına kadar dedesinin evinde yaşayan Faysal, esaslı bir dini eğitim gördü, hafızlık yaptı. Diğer kardeşlerinden ayrı olarak, dedesinden aldığı eğitim, Faysal’ın daha dindar ve donanımlı bir şekilde yetişmesini sağladı.

1925’te Hicaz’ın Suûdilerin denetimine geçmesiyle birlikte, ertesi yıl Faysal ‘Hicaz Genel Valisi’ olarak atandı. Henüz 20 yaşında bu önemli sorumluluğu üstlenen Faysal, hac ve umre için dünyanın dört bir yanından Hicaz’a gelen siyasetçi, âlim, hareket adamı ve düşünürle sohbet imkânı buldu. Muhammed Esed ve Malcolm X başta olmak üzere, bizzat ağırladığı bu kişilerle yakın dostluklar kurdu, ihtiyacı olanlara maddi yardımlarda bulundu.

1953’te babasının ölümüne ve kendisinin de veliahd prenslik makamına geçmesine kadar sürdürdüğü Hicaz Valiliği, Faysal için İslâm dünyasının problemlerini, eksik ve ihtiyaçlarını yakından izlediği bir dönem oldu.

1964’te müsrif ve sefih ağabeyi Kral Suûd, ulemanın ve aile meclisinin ortak kararıyla görevden azledilince, Faysal, Suudi Arabistan’ın üçüncü kralı olarak tahta çıktı. Kral Faysal, 1975’teki ölümüne kadar, hem İslâmî hem de siyasi açıdan birbirinden önemli kararlara imza attı. Faysal’ı diğer Suûdi yöneticilerden farklı kılan şey de budur.

Kral Faysal Amerika’ya petrol ambargosu restini çeken lider olarak tanınıyor. Bu restin sebebi neydi?

29 Kasım 1947’de, Filistin’in Araplarla Yahudiler arasında taksim edildiği o ünlü BM oturumunda Arap delegasyonunun başkanı sıfatıyla hazır bulunan Faysal, ABD ve diğer ülkelerin İslâm dünyasını nasıl kandırdığını yakından gözlemlemişti. Bu tarih, onun Batı’nın ikiyüzlülüğünü bütün çıplaklığıyla görmesi bakımından, onun düşünce dünyasında bir dönüm noktası teşkil eder. Malum, Seyyid Kutub’un düşünce dünyasının dönüşümünde de aynı ikiyüzlülük temel teşkil etmiştir.

1967 ve 1973 savaşlarında da ABD ve diğer büyük güçlerin İsrail’i yakından desteklediğine şahitlik eden Kral Faysal, nihayet İsrail ve destekçilerine esaslı bir ders vermek için harekete geçti. Kendisinin şahsi kararıyla aniden başlayan petrol ambargosu, 1974 sonuna kadar tam bir yıl sürdü. Ambargo, ABD başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde enerji krizine, benzin kuyruklarına ve borsaların çökmesine yol açtı.

Kral Faysal, ambargoyu sona erdirdikten kısa bir süre sonra sarayında yeğeni tarafından öldürüldü.

Kral Faysal’ın Kudüs seferberliği ilan etmesi hakkında neler söyleyebiliriz?

Kudüs, Kral Faysal’ın bütün siyasetinin ve attığı uluslararası adımların nirengi noktasını oluşturur. Tıpkı Salahaddin Eyyubi’nin Haçlı işgali altındaki Kudüs için duyduğu hüzün gibi, Kral Faysal da 1967’de İsrail’in Kudüs’ü işgali karşısında derin bir kedere kapılmıştır. O tarihten ölümüne kadarki bütün adımları, sadece “Kudüs’ü kurtarmak” hedefine kilitlenmiştir.

faysal

Türkiye’de Müslümanlar antiamerikancılığın ve Kudüs hassasiyetinin Humeyni devrimi ile başladığı kanısındadır. Halbuki Kral Faysal’ın hamleleri Humeyni devriminden yıllar önce atılmıştır. Türkiye’li Müslümanların Kral Faysal’dan bihaber olmalarının en azından Humeyni kadar kendilerine gündem yapmamalarının sebebi ne olabilir?

Sloganların hakikatleri susturduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Kral Faysal, özellikle de iktidarda bulunduğu dönemin şartları dikkate alındığında, Müslüman bir yönetici olarak İslâm’ın ve Müslümanlar için elinden geleni yapmıştır. Elbette insan olarak şahsi kusurları ve yanlışları vardır, ancak attığı adımlar ve aldığı kararlar düşünüldüğünde, kendisinin çok yakından tanınması ve birçok yönlerden örnek alınması gereken bir idareci olduğu kanaatindeyim.

İran’ın Kudüs’le ilgili iddiaları bağlamında da şunu söylemek yeterli olacaktır: İran, Kudüs davasını bölgesel hegemonyasını sürdürmek için kullanan bir devlettir. Kral Faysal ise Kudüs için canını vermiştir.

Kral Faysal’ın İslam Dünyası için planladığı ekonomik ve sosyal projeler var mıydı?

Kral Faysal tam bir aksiyon ve ufuk adamıydı. 1969’da Mescid-i Aksa’nın ateşe verilmesinin ardından İslâm ülkelerini Fas’ın başkenti Rabat’ta bizzat toplayarak İslâm Konferansı Örgütü’nü (şimdiki adıyla İslâm İşbirliği Teşkilâtı) kurdu. Bu, İslâm dünyasını siyasi bir çatı altında toplama çabasıydı. 1962’de kurduğu Râbıtatu’l-Âlemi’l-İslâmî teşkilatıyla, Kral Faysal, İslâm dünyasının birçok bölgesine eğitim ve kültür yardımları yaptı; bu kurum hâlâ faaliyetine devam ediyor. 1974’te kurduğu İslâm Kalkınma Bankası, hem faizsiz finansın öncüsü oldu, hem de İslâm ülkeleri arasında ekonomik dayanışmaya zemin hazırladı. Faysal’ın büyük oğlu Muhammed, faizsiz finans sektörünün Türkiye’ye gelmesine de önayak oldu. “Faysal Finans Kurumu”, bu alanda öncülük yaptı, 1985’te ilk şubesini açtı.

Kral Faysal, hepsi de hâlâ yaşayan ve faaliyet gösteren bu kurumları oluşturmuş olmasının yanı sıra, kişisel olarak da farklı İslâm beldelerine elini uzattı. Yaptığı yardımlar nedeniyle Pakistan’da bir şehir onun adını taşıyor: Faysalabad. Ayrıca İslamabad’da Faysal Camii, modern dönem İslâm mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Yine Faysal’ın emriyle, Sudan başta olmak üzere, Afrika’daki Müslüman ülkelere faizsiz krediler açıldı, cami ve medreseler inşa edildi, öğrencilere burs sağlandı…

Kral Faysal’ın pek bilinmeyen, ama bence en hayranlık uyandıran girişimlerinden biri, bugün müze olan Kurtuba Camii’nin aslî fonksiyonuna döndürülmesi için General Franco’ya yaptığı başvurudur. 1966’da İspanya’yı ziyaret eden Faysal, Franco’ya “Burayı yeniden cami olarak açmamıza izin verin, biz de Avrupa’nın hangi ülkesinde isterseniz bu büyüklükte bir kilise inşa edelim” teklifinde bulundu. Franco, “Benim için mahzur yok, ama İspanyollar beni linç eder” karşılığını verdi, ardından Faysal’a “İslam merkezi” inşa etmesi için başkent Madrid’de geniş bir arazi tahsis etti. Madrid İslam Merkezi, bugün Avrupa’daki en büyük İslami merkezlerden biri olarak faaliyetlerine devam ediyor.

Kral Faysalın şehadeti nasıl gerçekleşti? İslam dünyasında nasıl bir yankı uyandırdı?

Kral Faysal, 25 Mart 1975 günü Riyad’daki sarayında, Arap diplomatların da katıldığı bir davet veriyordu. ABD’den birkaç gün önce dönen yeğeni Faysal bin Musâid de davete katılarak, amcasının yanına kadar sokuldu. Arap adetleri uyarınca kendisini alnından öpebilsin diye eğilen Kral Faysal, yeğeni tarafından çenesinden ve kulağından vuruldu. Korumalar katili hemen derdest ederken, Faysal da Şmeysî Hastanesi’ne kaldırıldı, ancak doktorların yoğun çabasına rağmen kurtarılamadı.

Faysal, son nefesini vermeden önce yeğeninin kısas edilmemesini ve bağışlanmasını vasiyet etmiş olmasına rağmen, halkın yoğun tepkisi nedeniyle katil Faysal bin Musâid yargılanarak Riyad’da idam edildi.      

kral faysal 1

 

Kral Selman’ın tahta geçtikten sonra verdiği bazı olumlu mesajlar, acaba yeni Kral Faysal olur mu sorularını beraberinde getirdi. Siz Kral Faysal ve Suudi hanedanlığı üzerine araştırmalar yapan biri olarak Kral Selmanın ya da yakın gelecekteki kral adaylari arasında Kral Faysal potansiyeline sahip birini görebiliyor musunuz?

Kral Faysal’ın Suûdi ailesi içindeki konumunu, Umeyyeoğulları içinden Ömer bin Abdulaziz gibi bir önderin çıkabilmesine benzetirim hep. Bu yönüyle, Kral Faysal örneği sıra dışıdır.

Kral Faysal suikastı, zengin Arap ülkelerini yönetenlerin, petrolü (ve doğalgazı) uluslararası ilişkilerde bir silah olarak kullanmasının önünü kesmek için tertip edilmişti. Suikastın yarattığı travma o kadar büyük oldu ki, yöneticiler hâlâ etkisinden kurtulamadılar.

Kral Selman, kurucu kral Abdulaziz’in oğulları arasında tahta çıkan son isim. Kendisinden sonra artık ülkeyi torunlar yönetmeye başlayacak. Üçüncü jenerasyon, uluslar arası ilişkilerin modern kurallarına ve gerekliliklerine fazlasıyla bağlı, kendilerinden Ortadoğu ve İslâm dünyasında radikal değişimler beklenemeyecek kadar da ‘sistem’e eklemli kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla, Kral Faysal, hâlâ örnek olarak ufkumuzda duruyor.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder