“SÜLEYMANİYE’NİN İMARI” YENİ BİR “SULTANAHMET” ORTAYA ÇIKARIR MI?

Tarih Ağu 05, 2014 0 Yorum

Süleymaniye 16. Yüzyılda imar edilmiş bir yaşam alanı. İsmini Kanuni Sultan Süleyman’dan alıyor. Camileri, medreseleri, külliyeleriyle ve dükkanlarıyla bir Osmanlı semti. Özellikle 17. Yüzyıla kadar ulemaların semti olmuş Süleymaniye. 20. Yüzyıl itibariyle eski itibarını kaybeden Süleymaniye 1950 yıllarına kadar geleneksel mimari yapısını korusa da bu tarihten itibaren zamanla oluşan tahribat ve yangınlar sonucu eski mimariye ait birçok yapı yok olmuştur. Günümüzde Süleymaniye’nin tekrardan tarihi ruhu içerisinde ayağa kalkması amacıyla bu bölge 24.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2006/10501 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. Fatih belediyesinin projenin amacına dair açıklaması şu şekildedir: “İstanbul’un, 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesi ile birlikte İstanbul’u ve Fatih İlçesi’ni, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkan, hizmet sektörlerinin, ticari, turistik ve kültürel aktivitelerin bir arada var olduğu bir kent olarak yeniden tanımlamak ve İstanbul’un ve Fatih’in ulusal ve uluslar arası ve ön önemlisi de yerel seviyede pozitif ve çekici bir kent etkisi yaratmasını sağlamak, her türlü afetlere ve risklere dayanıklı mimari dokunun korunması ve yaşatılmasını sağlayacak, güvenilir, sürdürülebilir ve yaşanabilir kentsel yerleşme dokusu oluşturmaktır.”

Süleymaniye proje gereği bölgelere ayrılmış ve buralarda mülk sahipleriyle devlet arasında görüşmeler yapılmaya başlanmış ve hala da devam etmektedir. Kimisi kendisinin bunu yapamayacağını söyleyip mülkünü devlete satıyor ki burada karşılarında muhatap KİPTAŞ oluyor. Kimisi kendisi aslına uygun olarak yeniden tarihi yapıyı inşa ediyor. Hiçbir şekilde anlaşma sağlanamayanların yerleri devlet tarafından istimlak ediliyor ve belirlenen meblağ mülk sahibine veriliyor. Fakat mülk sahibinin buna itiraz hakkı bulunuyor. Mahkemenin mülke daha yüksek bir değer biçmesi durumunda İBB bu karara uymak zorunda kalıyor. Mamafih bu merhalelerin yaşanması Süleymaniye’de hala bir çivinin çakılmamasının en önemli nedenidir. Şuan Süleymaniye’nin büyük bir kısmı yıkıntılarıyla adeta bir savaş bölgesi görüntüsünü yansıtmaktadır. Maalesef bu yıkıntıların içerisinde yaşayanlar son derece insan dışı hallerde yaşamlarını devam ettiriyorlar. Yanlış anlaşılmasın bunlar mülk sahipleri değil, boş kalan yerleri değerlendiren sokakta yaşayan insanlar. Her gün Fatih’te rastladığımız dilencilerin çoğu buralarda yaşamakta. Yine kağıt toplayıcılarının da yaşam alanı haline gelmiş Süleymaniye. Fatih’te Fevzi Paşa caddesinde yürüyüp Süleymaniye’nin içlerine doğru gittiğiniz zaman iki farklı dünyayı yaşamış oluyorsunuz adeta. Bir tarafta ayakta duran ve içi yaşam dolu binalar diğer tarafta yerle bir olmuş bir kısmının içi yaşam dolu binalar. Tekrar söylemek gerekirse sanki bir savaş alanı. Süleymaniye’nin sokaklarında gezdiğinizde son derece pis kokular burnunuzu es geçmiyor. Hatta gün ortasında dahi güvenliğiz açısından tehlikede olduğunuz hissini yaşıyorsunuz. Şehrin merkezindesiniz ama bir o kadar da şehirden uzaksınız. Bölgede bahsettiğimiz yaşayanlar dışında ev ahalisi yok diyebiliriz. Ayakta olan ve yenilenmiş yerler vakıf, dernek, kafeterya, restoran olarak varlıklarını sürdürüyor. Özet olarak şuan Süleymaniye semtinin hali iç açıcı değil.

Süleymaniye’nin yenilenmesi meselesine geri dönersek ifade ettiğimiz gibi Süleymaniye 5 bölgeye ayrılmış durumda. KİPTAŞ 10 hektarlık bir alanın projelendirmesini yapmış durumda ve burası şuan Süleymaniye’ye dair tek somut proje. Diğer bölgelerle alakalı projelendirme çalışmaları devam ediyormuş. KİPTAŞ’ın projesi 96 konut ve 189 araçlık bir otoparkı ihtiva ediyor. Konut ifadesini görünce biz de ilk anda yok artık dedik ama sonra bunların 3 katlı olduklarını gördük ve içimiz bir nebze olsun rahatladı. Projenin hazırlanmış görselleri göze hoş geliyor ve rahatsızlık vermiyor. Fakat KİPTAŞ’ın evvelden yaptığı projelerin fiyat aralığının yüksekliğini bildiğimiz için bu projenin sonucunda ortaya çıkacak olan evlerin çok yüksek rakamlara satılacağı aşikar bir vaziyette karşımızda duruyor. Hele ki bir de mülklerin şahıslardan alımı, istimlaklar için harcanan paraların karşılığının çıkarılacağı düşüncesi bu evlerin günümüz parasıyla 1 milyon eski parayla 1 trilyondan aşağıya satılmayacağı öngörüsüne yönlendiriyor bizi. Projenin Süleymaniye’nin dokusunu bozmayacak bir mimariyle yapılacağı hususunda soru işareti yok aklımızda lakin şehirler, semtler, mahalleler ve bunlarla oluşan medeniyet sadece taş veya ahşap yapıların ideal mimariyle yapılmasıyla var olmaz. Bilakis en güzellerini en doğrularını yapsanız da oralarda yaşayacak insan unsuru asıl manayı katacaktır yaşam alanlarına.

Süleymaniye ile ilgili aklımızda üç ihtimal oluşmuş durumda. Proje bittiğinde şüphesiz astronomik fiyatlar ile satışa çıkacak evler. Bu evleri ya zengin Müslüman kesimden kimseler alacak fakat maalesef bugüne kadar zengin Müslüman kesimin dünya görüşü ve medeniyet algısı onların rezidans dairelerine ilgi duymalarına sebep oldu ve muhtemeldir ki bu camiadan çok fazla kişi Süleymaniye’ye rağbet göstermeyecek. İkinci olarak buralardan zengin seküler kesim insanlarının yer alması ki bu da çok düşük bir ihtimal olarak gözükmekte çünkü Süleymaniye Camii ve külliyesi çevresinde hemen Fatih semtinin dibinde yaşamak onların kaldırabileceği bir durum değil. Belki de en kötüsü sonuncu ihtimal. Maalesef bugüne kadar yapılan icraatlar bu hususta kaygımızı arttırmakta. Bu sonuncu ihtimal Süleymaniye’nin yeni bir Sultanahmet olmasıdır. Bilindiği üzere Sultanahmet Camii ve çevresi tamamiyle mahalle ve aile hayatından soyutlanmış, kafeler, içkili-içkisiz restoranlar, eğlence yerleri, oteller ve pansiyonlarla İstanbul’un fethi sonrası vurulan İslam damgası ortadan kaldırılmıştır. Osmanlı’da Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih semtleri o büyük medeniyetin ana damarlarıydı. Maalesef bugün o damarlardan Sultanahmet tamamen kesilmiş, Fatih yaralı vaziyette ve Süleymaniye ise başına gelecekleri beklemektedir. Büyük medeniyete ait olduklarını ifade edenler tarafından Sultanahmet ve Fatih’in uğradığı ihanet Süleymaniye için de ,yapılanların bir sonucu olarak, gerçekleşecek gibi duruyor.

Yüksek fiyatlardan satışa çıkarılacak olan yerlerde kesinlikle “ev” dışı ruhsata izin verilmemelidir. İznin verilmesi halinde bugüne kadar bu büyük medeniyete vurulan darbenin en büyüklerinden biri daha bu medeniyete ait olduğunu ifade edenler tarafından gerçekleştirilmiş olacaktır. Bizler Süleymaniye’nin ait olduğu medeniyetin karşılığı olarak mahalleleri ve aileleriyle tekrardan imar edilmesinin kesin bir şekilde gerektiğini düşünmekteyiz. Hatta bu hususta devletin Süleymaniye’ye özel bir iskan politikası uygulaması gerekmektedir. Öyle ki semtler, şehirler sağlam mahalle dokularının yanı sıra bu mahallelere hayat katacak, medeniyet algısı katacak insanlar ile var olur. Sultanahmet ve çevresi mimari açıdan ideali yansıtıyor olabilir ama orası yanlış politikaların karşılığı olarak ticari mekanlarla dolup taşmış durumda. Mahalleler fiziki olarak varlar belki ama mahalleyi oluşturacak aileler yok. Bu durumun bir sonucu olarak bölge kafeler, restoranlar, oteller, pansiyonlar bölgesi haline dönüştü. Bunun canlı şahidi olan bizler Süleymaniye’nin bu kötü sonuçla karşı karşıya kalmamasını istiyoruz. Yeniden imar edilen Süleymaniye’nin hakkıyla, özüne bağlı bir yaşam alanı olarak ihya edilmesini istiyoruz. Şüphesiz bu ihya hareketi hakkıyla gerçekleştirilirse kültür ve medeniyetimize ardı ardına vurulan darbelerin arasında hayırlı bir icraat gerçekleştirilmiş olacaktır. Ve son olarak Süleymaniye projesi devletin bugüne kadar şehirciliğe ve medeniyet algısına vurduğu darbelerin karşılığı olarak boyunlarının bir borcu olarak hakkıyla gerçekleştirilmelidir.

Mehmet Semih ÖZDEMİR

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder