casino maxi

Sosyal Bireyler, Pasif Aileler- Annenin Rolü

Sümeyye Razi Genç Öncüler Ara 08, 2016 0 Yorum

Sümeyye Razi

parents

Sürekli gelişen, yenilenen dünyada bireyler de varolabilmek için sosyalleşmek durumundadır.  Sosyalleşmek dediğimiz şey, kişinin içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olma sürecidir. Sosyalleşmenin gerekli olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Hepimiz toplumun içine katılıp insanlarla iç içe olmak, onlarla iletişim ve etkileşim halinde bulunmak istiyoruz. Yeni arkadaş ilişkileri kurmak, akraba ziyaretleri yapmak bizleri mutlu ediyor. Lakin bu süreci doğru bir şekilde yönetmemiz gerekir. Kişilerin bireysel olarak sosyalleşip, ailelerinde pasif hale dönüştükleri bir dönemden geçiyoruz. Partilerde, vakıflarda, derneklerde, sosyal medya mecralarında söz sahibi kimselerin ailelerinde bıkmıştık psikolojisinden dolayı ilgisiz alakasız olduğunu gözlemliyoruz.

Aile rollerinde olan eksiklikten kaynaklı huzursuzluk da baş gösteriyor. Birkaç başlık altında bu konuyu ele almak, özeleştiride bulunmak gerekirse; Öncelikle sosyalleşmeyi ele alalım. İlk etapta aklımıza gelen tanımında insanlarla iç içe olmak hali gelir aklımıza. Lakin günümüzde medya da ciddi bir sosyalleşme mekanıdır ve maalesef aşırısı sağlıksız bir sosyalleşme mekanıdır. Televizyonu ele aldığımızda, eğer ailenin bütün fertleri birbirleriyle iletişim ortamı kuramamışlarsa, söz evden çekilmişse artık evde onlar adına konuşan bir aygıt vardır. Nasıl bir insan, nasıl bir aile, nasıl bir çocuk ve ne tür değerlere sahip olacağımız televizyon aracılığı ile bizlere sunulmaktadır.

Liseli hanım kardeşlerimiz ile “Televizyonun Yaş Gruplarına Göre Etkileri” konulu bir çalışma yaptık. Çalışma sonunda aile adına maalesef vahim bir tablo ile karşılaştık. Aile içinde televizyon izleme sürelerinin sohbet, muhabbet zamanlarından çok daha fazla olduğunu ve bu durumun da giderek bireylerin birbirinden uzaklaşmasına neden olduğunu gözlemlemiş olduk. Sigara, uyuşturucu gibi televizyonun da bağımlılık etkisi hayli büyük. Bunun önüne geçebilmek için neler yapabilirizi konuştuk. Sınırlandırma getirmek, belli saat aralıkları belirlemek ve aile içi sosyal aktiviteleri artırmak gibi çözümler düşündük. Tabi en kesin çözüm televizyona kapılarımızı kapayıp evlere almamak. Haberleri takip ya da evde ses olsun ihtiyacımızı da radyodan giderebiliriz. Radyodan duyulan seslerin zihinde canlandırılmaya çalışılması gibi bir eylemle de ayaküstü zihinsel aktivite yapmış oluruz.

Diğer bir araç olarak sosyal medya, Facebook, Twitter, İnstangram, Snapchat  gibi hesaplar üzerinden var olmaya ve sosyalleşmeye çalışan bir grup da var. Profillerini oldukları gibi değil, olmak istedikleri gibi düzenleyen bir grup. Bu hesaplar üzerinden arkadaşlık kurmak, çevre edinmek çok daha kolay. Çünkü bu arkadaşlıklar bir fedakarlık, bir yardım beklemiyorlar. Dostunun derdiyle dertlenmek, sıkıntısını gidermek, sevinci ile mutlu olmak gibi olgulardan uzak, anında yaşanan ve saniyeler içinde biten heyecanlar yaşatıyor. Kısacası sosyal medya insanı sosyalleştirmiyor aksine bireyselleştiriyor ve yalnızlaştırıyor.

Arkadaş buluşmalarında, ev oturmalarında, akraba ziyaretlerinde kısa bir hal hatır sormadan sonra cep telefonlarını çıkarıp konum bildirimleri, anlık fotoğraf paylaşımları, internet ortamındaki sosyal durumumuzu aktif tutma çabalarımıza birer örnektir.

 

Aileyi pasif halden aktif hale getirmek için muhakkak tüm aile bireylerinin rolü çok önemlidir. Hassaten anneye verilen şefkat, merhamet yetisi sebebi ile annenin üzerine düşen görevler biraz daha fazladır zannımca. Anne deyince ilk akla gelen şey muhakkak merhametidir. Allah-u Teala kainatı merhameti ile yaratmıştır. Besmelede Rahman ve Rahim isimlerinin geçmesi bu sırra işaret eder. Her yerde bu merhametin yansımaları kendini gösterir. Anne bu şefkat ve merhametin canlılar içinde vücut bulmuş hali gibidir.  Üstad Bediüzaman hazretleri  “Kadınlar şefkat kahramanlarıdır” derken bu hakikate işaret eder. Bu hal fıtridir. Bozulmadıysa eğer bir çaba sarfetmesine gerek kalmadan şefkatini, merhametini tüm aile fertleri üzerinde kolaylıkla gösterir. Bu merhamet duygusu da çocuğun sığınma ihtiyacını giderdiği, en ihtiyaç duyduğu şeydir. Bu hislerle büyütülen evlat anneye vefa duygusu ile karşılık verecektir.

Aktif aileler için aktif annelere ihtiyaç vardır. Aktif anne denilince sürekli çocuğunun yanında olan anneyi kastetmiyoruz. Çalışmayan, sosyal faaliyetlerde bulunmayan annelerin altın günlerini takip etmesi, mağazadan mağazaya indirim kovalaması, saatlerce süren ev oturmalarında çocuklarıyla ilgilenmeyip sadece yanında bulundurması aktif anneliğin örneklerinden değildir. Mesele çocukla çok vakit geçirmek değil verimli vakit geçirmektir. Ev hanımlarıyla alakalı belki en sık karşılaşılan şey eve misafir geldiğinde evde ayrı bir telaş olur. Günler öncesinden temizlik yapılır. Misafir odaları müzeye çevrilir ve kapısı kilitlenir.  Çocuk elin ayağın altında dolaşmasın diye saatlerce televizyon karşısına oturtulur. Misafir geldiğinde de hazır komuta halinde beklemesi istenir. Böyle bir annenin sürekli çocuğun yanında olmasının çocuğun gelişimine çok da olumlu bir etkisi olduğu söylenemez. Aktiflikten kasıt çocuklarıyla verimli vakit geçirmek kaygısında olup Efendimizin “Çocuklarınızı iyi eğitin ki yüce Allah sizleri affetsin.” öğüdünü yerine getirme gayretinde olmaktır.

Bu aktiflikte de ifrat tefrit çizgisini kaçırmamamız gerekir. Çocuklarımızın her anını el işi faaliyetleri, sosyal aktiviteler ile planlayıp boş bir an bırakmamak da hayatın gerçekliğine aykırıdır. Zaman zaman canının sıkılacağını, ne yapsam acaba diye düşüneceği vakitler de ayırmak lazım. Ya da çocuklarımızın psikolojileri bozulmasın diye tüm acı ve üzüntülerden uzak tutma çabası da hayata adapte olmalarını güçleştirecektir. Onlara ütopik, yapay bir dünya kurarak gerçeklikten uzaklaştırmamamız gerek. Bir fanusun içinde yaşatamayız çocuklarımızı.

Yine bir örneği de sınava hazırlanan çocukları olan annelerde görüyoruz. Eğer çocuk önemli bir sınava hazırlanıyorsa teog, üniversite sınavları gibi. O birkaç yıl çocuk yokmuş gibi davranılıyor. Akrabaları filan göremiyor çocuğu. Eve misafir geldiğinde kafası dağılmasın diye odasından çıkarılmıyor. Zaten bayramlarda, hasta ziyaretlerinde filan da gelmiyor. Anneler aşırı merhamet duygularından dolayı çocuğu sarıp sarmalıyor. Her anını planlamaya çalışıyor. Ve bu da ileri de akraba ilişkileri zayıf, bir düğünde, dernekte ne yapması gerektiğini bilmeyen çocukların yetişmesine neden oluyor. Zaten bu baskıdan dolayı da çocuklar aileden yavaş yavaş uzaklaşıyor. Daha özgür oldukları arkadaş mekânlarında takılıyorlar.

Aileleri sosyal hale getirmek bizlerin ve nesillerimizin İslam fıtratı üzerine yeniden doğrulması adına hayli önemli bir adımdır. Efendimiz’e ilk emrin, aileni yakın akrabanı uyar olması da bunun delilidir. Dünyaları kurtarma derdinde olurken, küçük dünyalarımız olan ailemizi gözden kaçırmamız gerekir. Her ailenin birer cemaat hükmünde olduğunu hatırlayıp cemaatin ilk halkasını sağlam bir temele oturma gayretinde olabilmek duası ile.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder