casino maxi

Sonu Bilinmeyen Bir Yolculuğa Doğru:Köksüz

Sinema Eki 19, 2014 0 Yorum

Modernleşen dünya ile birlikte daha sık şahit olduğumuz aile içi sorunları konu edinen birçok yabancı film olmasına rağmen bizim insanımızı anlatan, duygularımıza sahip yerli yapımlara pek şahit olmuyorduk. Şahit olduklarımız ise ya tek taraflı bakışı aşamıyor ya da olayın derinliğinde kaybolup birer ‘bunalım filmi’ne dönüşüyordu. Daha önce Hayat Bilgisi, Ayrılsak da Beraberiz ve Altın Kafes gibi yapımların senaryo kısmında gördüğümüz Deniz Akçay, ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Köksüz’ ile bu alanda güzel bir işe imza atmış.

Ülkemizde -ve ne kadar reddetse de modern dünyada da- hakim olan ataerkil aile yapısının bozulmasının ne gibi sonuçlara yol açtığını beyazperdeye aktarma konusunda özgün bir film, Köksüz. Film, evin babasının gidişi sonrasında bir türlü toparlanamayan ailenin, birbirlerinden daha da uzaklaşarak kendi yollarında kayboluşunu konu ediniyor. Babanın gidişinden sonra tüm yükü üstlenmesi beklenen annenin bir takım psikolojik sorunların da etkisiyle bu konuda çok yetersiz kalması üzerine, büyük kız Feride’nin hem iş hem de ev ihtiyaçları arasında sıkışıp kalmasını ve bir buhrana sürüklenişine şahit oluyoruz filmde.

Evin artık tek erkeği ve babasının hayranı olan İlker ise daha ilk sahneden itibaren ailesinden kopuk bir yaşama başlar ve ‘mahallenin kötü çocuğu’ diye tabir edilen bir tip haline gelir. Sürekli ağzından eksik olmayan sigarasını, arkadaşları ile kurduğu ortamlarda eksik olmayan uyuşturucuyu ve ablasından bile zorla para alacak kadar kötü duruma gelişini adım adım izliyoruz. Öyle ki daha 18 yaşını doldurmamış bir erkek çocuğuna fazla gelecek şekilde bir şehvet duygusu ile hareket ediyor ve bunu pişmanlığından da yakasını kurtaramıyor. Evin küçük kızı Özge ise sürekli giriştiği ilgi toplama denemelerinden pek de karşılık bulamıyor ve bir bakıma ailenin sessiz tarafı oluveriyor.

İyi kötü bir şekilde devam eden aile hayatı Feride´nin evin yükünden bunalıp, kendisiyle evlenmek isteyen Gülağa´nın evlilik teklifini kabul etmesiyle alt üst olur. Televizyon ve temizlik bağımlısı anne başta olmak üzere, aile tarafından tepki ile karşılanır bu kabul. Tüm tepkilere rağmen tek çıkış yolu olarak düşündüğü bu yolda Feride her ne kadar kendi iç hesaplaşmalarında kaybetse de vazgeçmiyor kararından ve evlilikteki ısrarını sürdürüyor.

Anne dışındaki diğer fertlerin toparlanışını düğün günü geldiğinde hissediyoruz, artık eskisine göre daha yakın 3 kardeş vardır. Anne ise hala bir sindirememe içindedir. Buna daha fazla katlanabileceğini düşünemez ve kendince bir çözüm geliştirir. Nispeten tahmin edilebilen ama yine de açık uçlu denilebilecek bir final sahnesi ile biter film.

Mekân seçimi konusunda son zamanlarda çokça görmeye başladığımız İstanbul dışında çekilen filmlerden biri oluyor ve bu seçiminde ne kadar haklı olduğunu da anlıyoruz. Bunda nispeten otobiyografik bir hikâye anlatmasının da etkisi olabilir.

Filmin başlarında biraz yapmacık gelen diyaloglar sonlara doğru alışıldığından mıdır bilinmez ama soğukluğunu kaybediyor filmin akışı içinde. Tek istisna ise anne rolündeki Lale Başar olabilir, film boyunca yeterince derinlik katamadığı tepkilerini ve samimiyeti yakalayamadığı davranışlarını izliyoruz. Hem gerçekte oğlu olan hem de filmde oğlunu canlandıran Savaş Alp Başar ile diyaloglarının bile bu şekilde olması, garipsenesi bir durum. Yapmacıklıktan en uzak diyaloglara sahip olan anneanne ise Akçay’ın gerçek anneannesi.

Film atmosferinin güzelliği ve doğallığından olsa gerek doyurucu görüntülere sahip. Bu görüntüler de ufak kurgu hamleleri ve güzel müziklerle desteklenince bir bakıma yapboz tamamlanmış oluyor.

İlk filminde zor bir konuyu başarılı bir şekilde anlatan Deniz Akçay bu alanda sinemamızda bulunan boşluğun doldurulması için önemli bir adım atmış ve kameranın arkasında olduğu ilk projeden alnının akıyla çıkmış. İnsanımıza böylesine yaklaşan ve ayakları yere basan yapımlara fazla şahit olamasak da bu filmin farkının ortaya çıktığı yer de tam bu nokta. Büyük bunalım ve kasvet yüklü filmlerde anlatılandan daha fazlasını akıcı bir dille aktarmayı başarmış, yeni başlayanlara örnek olacak bir sonuç çıkmış ortaya böylece.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder