casino maxi

Şehzadebaşı Müezzini ile 15 Temmuz Gecesini Konuştuk

Gündem Eyl 17, 2016 0 Yorum

ulku-ezan

 

Röportaj: Asım Ebrar Yıldız

O gece, 15 Temmuz hain darbe kalkışması gecesi, darbeci askerlerin bir durağı da İstanbul’un Fatih semtinde bulunan Şehzadebaşı Camii’nin karşısındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasıydı. Burayı ele geçiren hainler, sokağa çıkıp binanın önüne gelen halka hiç düşünmeden ateş ettiler. Fakat beklemedikleri bir şekilde halk, üzerine yağan mermilere rağmen Şehzadebaşı Camii’nin minarelerinden gelen Sela ve Kur’an-ı Kerim seslerinin de verdiği güçle geri çekilmedi. Polisimizin ve halkımızın birlikte gösterdiği yoğun çabanın ardından belediye binası geri alındı. Şehzadebaşı Camii Müezzini Değerli Hocamız Oğuzhan Bahtiyaroğlu ile ‘’O Gece’’yi konuştuk.    

Genç Öncüler: Hocam öncelikle siz o gece darbe kalkışmasını ne zaman öğrendiniz, sokağa çıkışınız, camiye gidişiniz nasıl oldu?

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: O gece evde ailemle birlikte oturmuş çay içiyorduk. Televizyonun kumandası bozulmuştu. Bir sıkıntı vardı ya da televizyonda o yüzden kanalları değiştiremiyordum derken çocuklarım internette, sosyal medyada bir şeyler gördüklerini bana söylediler. İşte baba Boğaz Köprüsü’ne tanklar gelmiş, bomba varmış, tatbikat varmış gibi şeyler.

Genç Öncüler: Bu yatsı namazından önce değil mi Hocam? (15 Temmuz gecesi İstanbul’da yatsı namazının vakti 22.38 idi)

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: Hayır, yatsıdan sonra. Biz yatsı namazımızı kılıp Şehzadebaşı Camii’nden evlerimize dönerken askerler yoktular. Daha sonra, eve vardıktan sonra bir şeyler duymaya başladık sosyal medyadan.  Çocuklarım, baba darbe mi ne olmuş darbe nedir dediler. Ben de onlara, televizyon bozuk olduğu için, telefondan bir canlı yayın açın dedim. Canlı yayını açtığımız sırada Başbakanımız bir darbe kalkışmasının olduğunu söylüyordu. Ben o esnada işin ciddi bir şey olduğunu anladım. Ankara’da patlamaların olduğunu öğrendim.

Açıklamayı duymadan önce bizim aklımıza gelen sınırdan yapılan ciddi bir terör saldırısıydı, fakat böyle bir saldırı olsa da özel harekat ve polis varken askerin ne işi  var diye düşündük. Tam olarak anlayamadık bu yüzden muhakkak ciddi bir taarruz var Türkiye’ye karşı, bir savaş çıkıyor zannettik. Açıklamaları duyduktan sonra baktık ki iş öyle değil. Asıl saldırıyı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin içerisindeki teröristler yapmış. Tabii bunu öğrenince kimin yaptığını anladık. Çünkü bunların (FETÖ) her yerde yuvalanmış olduğu biliyorduk, böyle bir şey de bekliyorduk ama bu kadar büyük bir şerefsizlik yapacaklarını beklemiyorduk. Masum insanları bile kıyımdan geçirebileceklerini düşünmemiştik. O sıra açıklamalardan sonra gidip abdest aldım. Camiye gitmeyi düşündüm.

Genç Öncüler: O esnada televizyonlarda, Camilerde Sela verilmesinden bahsediliyor muydu?

Oğuzhan Hocamız: Hayır, henüz bahsedilmiyordu. Herhangi bir detay da yoktu sadece bir kalkışma olduğundan söz ediliyordu. Benim aklıma gelen şey, Doğu da olduğu gibi bir felaket olduğunda Camilerden sürekli Ezan ve Sela okunması oldu.  Bir felakete karşı insanları uyarmak için mesela bir dolu yağdığı zaman, hiç unutmuyorum ben çocukken büyüklerimiz bize Ezan okuyun ve hiç kesmeyin derlerdi. Ben ve kardeşim sıra sıra Ezan okurduk uzun uzadıya ki inen gazap rahmete dönüşsün diye. Buna da çok defa şahit olmuştuk. O gece yaşananlar da bir musibetti. İnsanların uyarılması, manevi duygularının ortaya çıkarılması ve yapılanların asıl hedefinin ne olduğunun söylenmesi gerekiyordu diye düşündüm.

Daha sonra evden çıktım. Önce camimizin güvenliğini aradım. Güvenlik bana Caminin karşısındaki Belediye Binasında askerlerin olduğunu söyledi. Durum nedir diye sorunca da halk şuan geliyor ama halkın üzerine ateş ediyorlar dedi. Peki ben geliyorum dedim. Her zaman geldiğiniz yoldan gelmeyin Hocam o tarafta  kıyım var dedi. Ben arabayla Camimizin arka tarafındaki Bozdağan  Su Kemeri’nin surlarının dibine geldim ve orada arabadan indim. O sırada telefonuma Müftülüğümüzden, Diyanetten mesaj geldi. Cumhurbaşkımızın halkı sokağa davet çağrısı yazılmıştı. Onu gördükten sonra evde oturmanın ya da durmanın zaten hiçbir manası olmadığını anladım. Çünkü Peygamber Efendimiz bile Bedir’e, Uhud’a çıkarken oturmamıştı. Sahabe Efendilerimiz Ya Resulallah seni o kadar seviyoruz ki mahşerde de yanında olmak istiyoruz, ne yapmalıyız dediklerinde, Peygamberimiz şehadeti işaret etmişti ve Sahabe Efendilerimiz de o yoldan gitmişlerdi. O gece de bu ruh vardı. Kimi insanlar Valiliklerin önüne kimi insanlar Emniyet binalarının önüne kimi insanlar Belediyelerin önüne akın akın gidiyorlardı. Hiçbir örgüt o gece olduğu gibi organize edemezdi herhalde insanları. Bir büyük irade vardı.

Mesajı gördükten sonra tekrar güvenliği aradım. Bu sefer güvenlik, kesinlikle gelmeyin çok tehlikeli Hocam dedi. Caminin ışıklarını söndür arka taraftan geleceğim dedim. Sonra Fatih İlçe Müftümüz İrfan Hoca aradı. Dedi ki; “Oğuzhan Hoca sizin Caminin orada çok vatandaşımız şehit olmuş, sen neredesin mesajı gördün mü?” diye sordu. “Hocam geldim, camiye 200 metre var dedim.”  O arada silah sesleri geliyordu, telefondan da duyuluyordu. Müftümüz, dikkat et çok risk varsa gitme dedi. Ama o saatten sonra can, mal kalmamıştı. Bunların (FETÖ) başarılı olsalardı ilk olarak susturacakları yer Diyanetti. Biz bunun farkındaydık çünkü bundan önce Diyanet Reisimizi çok fazla rencide etmişlerdi ama Allah fırsat vermedi. Allah’ın lütfu ile Ezanların susturulduğu darbe süreçlerinden  darbelerin susturulduğu Ezanların süreci başladı.

Ben Bozdağan Kemerinin olduğu yerden önce Caminin yanındaki parka girdim. Oradan, Caminin arka tarafından, camiye ulaştım. Güvenlik, Hocam gelirler, kapıyı kırarlar, sıkarlar dedi. Ben de dedim ölüm gelecekse her yerde gelecek, ne mutlu burada ölürsek. Sonra tereddütsüz Sela vermeye başladık.

Genç Öncüler: Hocam o sıralarda Caminin yakınlarında herhangi bir polisimiz, bir güvenlik kuvvetimiz var mıydı?

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: Hayır, halktan üç-dört kişi var ise vardı o kadar. Ben Selaya başlarken Caminin girişindeki büyük demir kapıları kilitledik. Kapıyı kolay kolay kıramazlardı. Kırarlarsa da Allah ne verdi ise karşılayacağız, direnebildiğimiz kadar direneceğiz diye konuştuk.

O arada ben Sela vermeye başladım. Benim Sela vermeye başlamamla da bir zırhlı araçtan siren yükselmeye başladı  selayı susturmak için. Biz Selayı uzattık bir müddet sonra siren sesi kesildi. Daha sonra Kur’an-ı Kerim’den ayetler okumaya başladım minareden, dışarıya açık mikrofon ile. İlk aklıma gelen Kamer Suresinden ayetler oldu. Bedir Savaşı’nda Hz. Ömer, Peygamberimizin çadırının önünde beklerken Peygamberimizin bu ayetleri okuduğunu duymuş. ‘’Bu topluluk muhakkak bozguna uğrayacak ve ardlarına bakmadan kaçacaktır’’ mealindeki ayetler. Tabii her şey ayetin hükmüne. Bizim niyetimiz oradaki işgalcilerin gönlüne az da olsa ayetin tesir etmesiydi.

Genç Öncüler: Kaç saat sürdü Hocam minareden seslenişiniz?

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: Ben yaklaşık bir gibi Sela vermeye başladım ve İBB işgalcilerin elinden kurtulana dek, hemen hemen saat dörde kadar kadar devam ettim. Önce Sela verdik sonra Kur’an-ı Kerim okuduk daha sonra da Tekbir getirmeye başladık. Bazı sıralarda durumu görmek için ara veriyordum. Minarenin şerefesine çıkıp halkın durumu nedir diye bakıyordum. Resmen bir kıyım vardı. Tarla biçme makinesi nasıl arpa tarlasını girip arpaları döker, orada da işgalciler insanları öyle tarıyorlardı.

Genç Öncüler: Siz minarenin şerefesinden askerleri görebildiniz mi Hocam?

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: Evet, İBB’nin girişinde askerler vardı. Çatıda da asker olduğunu söylediler ama ben tam seçemedim. Çünkü şerefenin ışıklarının bazıları hala yanıyordu ana merkezden yönetildikleri için. Ben de çok uzun süre bakamadım.  Daha sonra birkaç sivil polis benim gözüme çarptı. Belliydi polis oldukları çünkü tabancayla hainlere  ateş ediyorlardı.  Ama diğer namussuzlar devletin  zurnalı silahlarını kullanıyorlardı. Bunu gördükten sonra aklıma minareden anons etmek geldi bunların dirayetlerinin kırılması için. Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın görevinin başında olduğu, diğer bütün bölgelerin kurtarıldığı, askerlerin kışlalarına döndüğünü bunlara söylemek için minareden anons yapmaya başladım.  O sıralarda sağdan soldan minareye mermilerin geldiğini hissettim. Demek bunlara dokunmuş. Ama her zaman söyleyene değil söyletene bakmak lazım.

Genç Öncüler: Hocam daha sonra Cami tarafına geçen Polisimiz oldu mu, darbeci hainlere minareden bir müdehale yapıldı mı?

Oğuzhan Bahtiyaroğlu: Beni minarenin şerefesinde görenler polis zannetmiş. Birkaç defa şerefelere çıkmıştım halkın durumuna bakmak için.

Ben daha sonra Asayiş Şubeden tanıdığım bir komiseri aradım. Dedim komiserim bizim minareye iki üç tane keskin nişancı gönderin, buradan müdehale edilebilir darbeci hainlere. Komiser dedi ki biz şu anda Valiliği teslim aldık. Fatih ilçe Emniyet Müdürü Hakan Bey var, sen onu ara dedi, onunla konuş . Ben de Hakan Beyi arayıp söyledim. Kendisi bana siz bütün ışıkları karartın biz de iki üç arkadaş gönderelim dedi. Biz bu defa bütün ışıkları kararttık. Arka taraftan polis arkadaşlar geldiler. Tabii Selalara devam ediyoruz. O sırada güvenlik arkadaşlar da Hocam biz kapının önündeyiz siz durmayın devam edin dediler. Sonra arka taraftan arkadaşlar geldiler ve ana kapıdan müdehale etmeye başladılar. Bu sefer çatışma başladı ve yarım saat kadar sürdü. O sıralar Caminin önüne bir yerden gaz bombası attı işgalciler. Ben minaredeydim ve yanımda bir Polis arkadaş da vardı. O da mikrofondan çeşitli anonslar yaptı işgalcilerin direnişini kırmak için.

Daha sonra çatışma devam etti. Tabii ki halkımızın payı çok büyüktü. Askerler geri kaçınca milletimiz üzerlerine yürüdü. Yine de polisimiz merhamet etti. Gelip dediler ki Hocam anons edelim ere, erata dokunmasınlar, bize versinler. Ben de anons ettim. Ve operosyon bitirildi, Belediye binası işgalcilerden geri alındı halkımızın yardımıyla.

Fil vakasında Ebrehe’nin ordusunu o gün Allah Ebabil kuşlarıyla bitirmişti. Bugün ise Ebabiller Polisimizdi, Milletimizdi ve Minarelerdi.  Tabii bizim yaptığımız kürre-i arzda bir zerre misaliydi. Fakat halkımızın yaptığı, mermilere karşı çıkarak, tankların önüne yatarak, başka hiçbir imanda olmayacak bir şeydi. Tarif edilemez bir şey.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder