Özgürlük Üzerine

Düşünce Nis 13, 2015 0 Yorum

gs

 

Kullandığımız kavramlar hayatımızda çok önemli bir yere sahiptir.Yaşarken, olayları okurken ya da yargılarken… Fakat kavramlardan daha da önemli olan onları şekillendiren, tanımlayan, biçim veren zihinsel arka planlar, eğitimsel kodlar, kültürel kodlar ve tarihsel kodlardır. Bir kavram üzerine, iki farklı kişi aynı kavramı kullanarak farklı şeyler ifade edebilirler. Bu durum onların, o kavramı hangi bakış açısıyla ve tasavvurla değerlendirdiği ile ilgili bir sorundur. Hal böyle olunca böyle bir tartışmaya girmek sonuçsuz ve verimsiz olur. İstenilen sonuç alınamadığı gibi çok farklı yerlere de konu kayabilir.

Biraz daha somut bir örnekleme üzerinden gidecek olursak eğer, özgürlüğün “ne”liği üzerine düşünmemiz ve onu değerlendirirken hangi bakışaçısıyla  ele aldığımızı irdeleyelim.Özgürlük kelimesi öz türkçe bir kelimedir ve özü-gür bileşkesinden oluşur. Özün gür olmasını; bir şeyin temel ve saf halinin (öz),  fazla ve hacimli olmaktan farklı olarak  kendisini belirgin bir şekilde hissettirerek(gür) güçlü bir izlenim ve etki  oluşturması olarak okuyabiliriz. Yani kelimenin ağırlığı daha çok eylemin ve öznenin niteliksel boyutunu ifade eder.Özgürlük , o halde özün kişinin kendisini güçlü ve etkin bir şekilde ifade etmesidir. Fakat güçlü ve etkili bir şekilde özünü ifade etmek demek, her istediğini sınırsız yapmak anlamına gelmez. Çünkü bir insanın her istediğini yapabilme serbestliliği demek, insanın özüne yapılmış bir haksızlık olur. İnsanın tabiatı gereği iradesinde yani seçimlerinde davranışların beslendiği iki temel yapıtaşı vardır; Kuranî bir dille konuşacak olursak takva ve fücur.(91/8) Eğer iradeye her istediğini yapma serbestliğini özgürlük adına tanırsak, bu sefer davranışlarımızın(iradi) iki farklı kaynağının sınırlarını kaldırmış oluruz ve özgürlüğü basit bir kavrama dönüştürerek iradenin kaynağının nereden geldiğine bakılmaksızın istediğini yapma olarak okuruz.

Bu konu üzerinde konuşulurken kaçırılan bir nokta daha var; insanın toplumsallığı. Aslında iyilik-kötülük olarak ahlakî şema içerisinde şekillenmiş bu yapı, kişinin topmusallığıyla ilgili bir durumdur.Bu yüzden iyi-kötü kavramları iradenin toplumsal bir yapı içerisindeki sınırlarıdır. Bu sınırlılığın olması özgürlülüğü kısıtlamamakla beraber, kişilerin birbirilerini alanlarına tecavüz etmesini engelleme ve açıkça yapılan bir fahşanın  toplum içinde utanma duygusuna sebebiyet verdiği için bir tedbir görevi taşımaktadır.

Aksi takdirde bu sınırların kalkması toplumsal alanda, kişilerin “özgürlüğünden”(!) doğan bir serbestlikle her yaptığı şeyi meşru görmesini ve bunun toplumda açmış olduğu yarayı fark etmeden özgürlüğünün bir ifadesi olduğunu savunması hem kendisine, hem de içinde yaşadığı topluma zarar verir. Bu durumun sebebi ise özgürlüğün merkezine  insanın iradi serbestliğinin konmasıdır ve bu serbestlikten doğan pragmatik ahlak, adeta sekülerizmin üretmiş olduğu  “kibirli” bir hümanizmin egemen olmasıyla, zihnimiz insanlık adına tarihin bir zamanında yaşanmış ve gelecek zamanda yaşanacak harika günlerin(!) özlemini masallar eşliğinde dinlerken, bugün dünyamızda yaşanan zulümleri ve sorunları görmememizi sağlayan bir afyonun eylemlerimizde şekiş bulmuş haline dönüştü.

Özgürlük , özün irade üzerindeki dizginleri kendi eline alması ve onu etkin bir şekilde,kendi kontrolünde yönlendirmesidir veya frenlemesidir. İrade üzerinde bir hakimiyet kuran öz ona kendi şekil verir ve kendi yönlendirir yani eyleminin öznesi olur; aksi takdir de eyleminin nesnesi (edilgeni)  konumuna düşebilir. bu ise varoluşsal bir süreçle beraber hareket eden bir durumdur. Bu da özün sahip olmuş olduğu konumun onda sabitlenmiş bir şey değil, sürekli kaygan bir zeminde değişkenliğin her an olabileceği dinamik bir süreci ifade eder.

Özgürlük üzerinde yapılan  hatalardan biri de özgürlük adına karşı gelinen kavramların tarihsel arka planından bağımsız değerlendirerek güya kendince onlara karşı yeni bir şeyler üretmiş olarak toplumsal anlamda gayri meşru ya da olumsuz sayılan eylemler ve sözlerdir.Böyle olduğunda herkes kafasına göre bir şeyler üreterek birşeyleri meşrulaştırmaya çalışır ve bunu yaparkende özgürlük adına yaptıklarını ifade ederler.

Özgürlük pragmatik ahlakın  şekillendirmiş olduğu çizgileri belirsiz bir alan mı, yoksa ruhun sonsuzluğa açılan kapısında irade üzerindeki denetimini kuvvetlendiren ve onu kendi yönlendiren bir benlik oluşturmak mı?

Şimdi Şems suresini okuyalım ve anlamaya çalışalım.

 

M.Salih Demirtaş

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder