casino maxi

Okurun Dilemması

Kültür-Sanat Ara 17, 2014 0 Yorum

‘Canımın içi böyle şeyler yalnızca romanlarda olur.’

Cüneyt Arkın

[Sıkı Dur Geliyorum,1964]

                Edebiyat dünyamızın gerek yeni şiir ve romanlar ile tanıştığı, gerek klasiklere yönelmelerin arttığı bu dönemde ‘kendi’ olmayı becerebilmek en önemli ve en zor unsurlardan biridir. ‘Yeni Türkiye Edebiyatı’nın yetenekli yazarlarından biri olan Murat Menteş’in Dublörün Dilemması kitabı özgün anlatımı, alışılanın dışında kurgusu ve kendine bağlayan tarzıyla aynı dönemde yazılan romanlardan kolayca ayrılıyor.

Albino bir insanın hayatındaki enteresan maceraları alışılmadık bir şekilde anlatan roman bu duyguyu her sayfasında hissettiriyor. Karakterin çevresi ile diyaloglarının aktarımında orijinal bir dil kullanan yazar, bu özelliği ile edebiyatın güzel ve alışılanın dışındaki yanlarını da bize gösteriyor. Basit bir aşk, ispat ve dolandırıcılık üçgeninde geçmeyen roman, bu klasik diyagramı kırarak ‘özel’ olmayı fazlasıyla başarıyor.

Dil ve biçim özellikleri ile kendini fark ettiren roman kimi zaman okuyucuyla konuşurken kimi zaman da bir günlük havasına bürünüp okuyucuyu tamamen unutabiliyor. Biçimsel anlamda yeniliklere açık olan ve denemekten kaçınmayan yazar Menteş, bu özelliği ile önemli bir boşluğu dolduruyor -tabi ki tek başına değil- edebiyatımızda. Kullandığı dile fazlasıyla dikkat eden yazar, içerik olarak sağladığı orijinal tavrı destekliyor.

Özenle yazılmış ve arketipleri mantıksal bir çerçeveye oturtulmuş karakterler birbirlerini tamamlayacak, olayın akışına aksi bir durumda bulunmayacak şekilde yazılmış. Her bir karakter aynı zamanda kitaptaki bir cümleyle anlatılabilecek kadar özdeşleşmiş.

Bir numaralı kahraman Nuh Tufan, her şeyden önce, albino olmasıyla dikkat çeken karakter aynı zamanda bir yetimdir. Ve yazarın anlatımıyla; “Yetimlik zaman aşımına uğramaz, haddizatında yetim olmayanlar da yetimliğe doğru seyreder. Yani, kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir.” Kahramanımızın bir özelliği de “kimseye güvenmediği halde, herkesin güvenini kazanmış” biri olmasıdır.

Bir diğer kahramanımız İbrahim Kurban. Kurban’ı da kitaptaki bir cümleyi kullanarak anlatmak mümkün: “Kimilerinin hayatı öylesine monotondur ki, insan, dünyaya ilk kez geldiklerine inanamaz.” Nuh Tufan ile tanışmalarına kadar bu durumdadır en azından, sonrası ise çok ayrı.

Ve bir kekeme olan Ferruh Ferman! Başı belada olan Ferman’ı uzun uzadıya anlatmanın imkanı yok. Ferman’ı da diğerlerinde yaptığımız gibi kitaptaki bir cümleyi kılavuz edinerek anlatacak olursak: “Durum biraz ciddileşince, insanın gözüne herkes şüpheli şahıs gibi görünür.”

O bir kötü adam, o bir Ferruh Ferman kabusu, o bir abi, o bir Rıza Silahlıpoda. Onun için, sadece şu sözü söylemek bile yeterli olacaktır: “Kötü adamların cehaleti sayesinde, acaba kaç kişinin ömrü uzamıştır?”

Kitabın tek eksik noktası olarak olayların derinliğine inecek kadar detaylandırılmaması sayılabilir. Yine birçok kitaba göre derinlikli olmasına rağmen kendi içinde bu yeterliliği sağlayamıyor. Üzerinde böylesine çalışılmış bir kitap için nispeten yüzeysel kalmış oluyor bu nokta.

Sonuç olarak insanın bırakmak istemediği, fazlasıyla sürükleyici ve insana mutluluk veren bir roman Dublörün Dilemması. Bir önceki kitabı okutmak isteyecek, bir sonraki kitap için meraklar içinde bekletecek bir eser olarak zoru başarıyor. Daha fazla kitap ile, daha fazla yazı ile görmek istiyor insan Menteş’i …

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder