casino maxi

Müslüman Dünya, Batı, Darbeler ve 15 Temmuz

Uğur Demirel Gündem 18 Temmuz 2017 0 Yorum

Müslüman Dünya, Batı, Darbeler ve 15 Temmuz

Uğur Demirel

Türkiye olarak tarihimizin en sancılı süreçlerinden birini yaşıyoruz. Kaosla felah arasında gidip gelen sarkaç, milletin azmi ve cesaretiyle şimdilik bizden yana dönmüş durumda. Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyenlerin planlarını bozguna uğratmanın gururu, bu coğrafyada yaşayıp darbenin karşısında duran herkesindir.

Ancak asıl savaş yeni başlıyor. İki yüz yıldır İslam dünyasını esaret altına alan siyasi planlar, Müslümanlar üzerindeki hegemonyasını devam ettirmek için son olarak gözüne Türkiye'yi kestirdi.

İkiz Kulelerin vurulmasından sonra ABD Başkanı Bush'un "Bundan sonra savaş Müslümanlarla Müslümanlar arasında olacak." sözünü çok iyi tahlil etmeliyiz. "Yüz yıl sürecek Haçlı Savaşları başlamıştır." diyerek Amerika'nın Müslüman dünya üzerindeki stratejisini deklare edenler, amaçlarına ulaşana kadar durmak istemeyeceklerdir.

14 sene evvel ABD'nin yayınladığı Rand Raporu'nda Orta Doğu'nun haritasını yeniden çizenler, Türkiye'nin de içinde bulunduğu 22 Müslüman ülkenin sınırlarını kendilerine göre değiştirenler, yeni haritada kendilerinin yöneteceği Büyük Ermenistan ve Büyük Kürdistan Devleti'ni çizenler, "Vaad Edilmiş Büyük İsrail Toprakları"nı en batıdan en doğuya kadar hakimiyet altına almak isteyenler, Türkiye'ye de operasyon yapmak için düğmeye başmış durumda.

1990'da Cezayir'de seçimi %54 oy alarak kazanan İslami Selamet Partisi'ne yapılan darbeye ABD, İngiltere ve İsrail öncülüğünde Batı ses çıkarmamıştı. Filistin'de Hamas'ın kazandığı seçimi tanımayanlar, Kaide bahanesiyle Afganistan'a girmiş ve çocuk kadın ayrımı yapmadan binlerce Müslümanı katletmişlerdi. Elleriyle besleyip büyüttükleri Saddam'ın nükleer silahları bahanesiyle Irak'a girmişler ve ülke düzenini onlarca yılda tamir edilememek üzere bozup tarumar etmişlerdi. Mısır'da halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı olan Mursi'ye yapılan darbeye darbe dememişlerdi. Libya'da Kaddafi'nin gitmesi için halk ayaklanınca Fransa olaya müdahil olmuş, savaş uçaklarını Libya semalarına göndermişti. Libya ordusu içinden seküler bir grup Müslümanlara darbe yapmış, "Libya'da İslamcıları tarihe gömeceğiz." dediklerinde buna alkış tutmuşlardı. Suriye olayları başladığından beri, ülkenin düzlüğe çıkmaması için ellerinden geleni yapmışlardı ve yapmaya devam etmekteler.

Humeyni devriminden sonra İran'ı ambargolarla yıldırdılar. Ruhani yönetimiyle beraber İran'la anlaşarak dişlerini Türkiye'ye bilemeye başladılar.

Cumhuriyetin ilanından bu yana ülke içindeki işbirlikçilerle gerekli gördükleri zaman darbelerle ülkeye müdahale ettiler. İslam’ı hayata hakim kılmak için İslamî referans vererek konuşanların, 'Yeni Dünya Düzeni' kurulurken ülke geleceğinde söz sahibi olmamaları için planlar yaptılar, kan akıtmaktan geri durmadılar. FETÖ dediğimiz yapılanmayı bu zamana kadar besleyip büyüttükten sonra, diğer Müslüman ülkelere yaptıklarını Türkiye'ye de yapmaya çalıştılar.
Ancak, belki de kimsenin tahmin etmediği bir şey devreye girdi. Her kesimden halk sokaklara döküldü. Kendi seçimlerini canlarından aziz bilenler ölümü göze alarak tankların üzerine yürüdü. Allah'ın inayetiyle darbe engellendi.

Şimdi daha çok çalışma zamanı. FETÖ eliyle darbenin yapılmaya çalışılması asıl cuntacıyı görmemizi engellememeli. Fethullah Gülen'e biat edenler devlet kademesinin her yerinden temizlenirken ABD, İngiltere ve İsrail'e biat edenlere karşı da her zaman uyanık olmalıyız. Eğer bu şer üçgeni Türkiye'ye darbe yapacak kadar gözünü kararttıysa, başarısız olduk diyerek geri çekilmeyecektir. Farklı işbirlikçiler eliyle, çevremizde bulunan örgütler eliyle tekrar girişimde bulunma ihtimalleri kuvvetle muhtemel. Öyle görünüyor ki çok büyük bir savaşın eşiğindeyiz. Cumhurbaşkanı'nın darbe girişimi döneminde yaptığı açıklamalarına dikkat edilirse şer cephesi olarak doğrudan ABD'yi hedef aldığı anlaşılacaktır. Dostluğun bittiğine dair söyledikleri, silahlı olmasa bile bir soğuk savaş ilanının ifadesidir. Devlet Bahçeli'nin o hafta grup toplantısında söyledikleri savaşın çok çetin geçeceğinin habercisidir: 
"Halep'teki kardeşlerimiz perişandır. Halep Gaziantep'tir, Kilis'tir. İç sorunlarımız fazla olsa da Halep'e duyarsız kalamayız. Bunlar Suriye'yi çürümeye bırakmışlardır. Irak'ta Türkmen ve Müslüman kanı dökenler, bu defa da son yurdumuzda devreye girmişlerdir." diyen Devlet Bahçeli, savaşın İslam dünyası üzerinden şekillendiğini, birbirimize muhtaç olduğumuzu ifade etmiştir.
"12 Eylül'de çocuklarımız kazandı diyorlardı, çok şükür 15 Temmuz'da onların gayri meşru çocukları kaybetti." demiş ve ihanet çetelerinin karışında duracağımızı beyan etmiştir.

Türk-Kürt, Alevi-Sünni ve hatta Dindar-Laik gerilimlerine karşı sürekli teyakkuzda olmalıyız. Vatan içerisinde farklı dünya görüşlerinin kimlik mücadelesi, üzerimize aldığımız kimlikler var oldukça devam edecek. Lakin vatan mevz u bahisse bizim Türkiye'den başla gidecek toprağımızın olmadığını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Her unsuruyla, her kimliğiyle, her dünya görüşüyle bir Türkiye'ye sahibiz. Ekip biçecek, çadır kurup yurt tutacak başla toprağımız yok.
Türkiye olarak dış unsurlara karşı kenetlenmeli ve toplumsal kargaşaya neden olacak her türlü eylemden uzak durmalıyız.

Darbe girişiminin bize hatırlattığı bir şey de ölüme her an hazırlıklı olmamız gerektiğidir. İhtilal haberini alır almaz ölümü göze alarak hepimiz sokaklara koştuk, canlar verdik. Allah'a onları şehitlerden saymaları için dua ederken, onların yerinde biz de olabilirdik düşüncesiyle ürperiyoruz. En büyük savaşın sonunda keşke dememek için ölüme kendimizi hazırlamalıyız. Yarının bize ne getireceğini kestirmek güç. Belki ilk etapta darbe girişimini önleyip zafer kazandık. Ancak yarın darbe yapamasalar bile canımızı yakmak için uğraşacaklar. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, böyle bir durum karşısında sokaklara çıkarken, "Ya ben de ölürsem!" gibi bir tereddüt kalbinde kalmayıncaya kadar tevbelerle ve salih amellerle Allah'a istiğfar etmeli.

 

 

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder