casino maxi

Marx’a genel bakış

Düşünce Oca 09, 2016 0 Yorum

Bu yazıda Marx’ın döneminden ve birkaç fikrinden bahsettikten sonra onun kendimce olumlu ve olumsuz yanlarına işaret edeceğim.

  1. yüzyıl, özellikle sonlarına doğru, büyük imparatorlukların, örneğin Osmanlı gibi, dağılmaya, sönmeye başladığı bunun aksine modern (ulus) devletlerin şekillendiği döneme işaret eder. Bilim anlayışı olarak, kesin ve net ifadeler hâkimdir bu yüzyıla. Pozitivizmin etkisi çokça hissedilebilir. Karl Marx, bu dönemde ortaya çıkmış en önemli şahsiyetlerdendir.

Marx bu dönemde ortaya çıkmış, yani kendi deyimiyle “ Kendisi 19.yy ‘ın çocuğudur ve eseridir.”( Her eser kendi döneminin bir meyvesidir, der mealen.) Ek olarak, bir Tv programında Michel Foucault ve Noam Chomsky insan kabiliyeti üzerine tartışılırken, söz Marx’a gelir(1). Chomsky, Foucault’un aksine, insanlık için bir umut olduğunu vurguluyordu. Örneği ise şuydu, Marx’ın kapitalizmi böyle iyi deşifre etmesini sağlayan en önemli unsur Londra’daki (ki en büyük kapitalist şehirlerden) kütüphanelerden elde ettiği bilgiyi kullanışı gösterir. Yani döneminin meyvesidir.

Şimdi Marx’ın birkaç görüşüne değinelim. Genel olarak, özelde bizim cenahta, Marx’ı eleştirirken onun çok fazla “determinist” ve indirgemeci olduğu görüşü hakimdir. O yüzden bununla başlayalım. Marx’ın diyalektik görüşünü Hegel’e dayandırabiliriz. Fakat bir fark vardır bu iki düşünür arasında. Hegel düşüncelere yoğunlaşırken (soyut), Marx maddi dünyaya daha fazla yoğunlaşır(somut). Diyalektik sanılanın aksine basit tek yönlü bir nedensellik aramaz, bunu yapan “determinizm”dir. Diyalektik tam tersine araştırdığı şeyin toplumsal etkilerini, değişimini ele alır. Mesela Marx’ın “praxis” kavramını burada anabiliriz. Marx komünizmin bir devrimle geleceğini vurguluyordu fakat bu devrim deterministlerin belirttiği gibi zorunlu değildir. Yani proleterlerin ciddi bir çalışması (praxis) sayesinde gelebilir.

 

İşçi sınıfı birleşin, diyor Marx, Komünist Manifestosunda. Bunu da işçilerin vatanı yoktur sözüyle belirtiyor. (Çok fazla günümüzün “özgürlükçü” fikirlerine benzemiyor mu?).

Özel mülkiyet olduğu müddetçe, kapitalizmin tahakkümünden kurtulamayacağımızı iddia ediyor Marx, Manifestosunda. Aslında özel mülkiyeti kaldırmıyor sadece “devlet” e teslim ediyor. Bunun sonuçlarını zaten görülmemiş miydi?

 

Her daim bir direniş gösterilmesinden yana Marx. Özel yeri ve zamanı olduğunu vurgulamıyor hiçbir zaman. Ve Marx’a göre kapitalizm ne kadar “vahşi” – “aşırı” olursa, kendisinin yıkılışı da o kadar yakındır. Bunu da onun “paradoxsal” düşüncesinin temeli görebiliriz.

Paradox demişken : “Şimdi gözlerimizin önünde benzer bir hareket cereyan ediyor. Burjuva üretim ve değişim koşulları, burjuva mülkiyet ilişkileri, öylesine büyük üretim ve değişim araçlarını oluşturma büyüsünü başarmış o burjuva toplumu, yer altından kendi çağırdığı güçlere artık hükmedemez olan cinci hocalara dönmüş durumda. On yıllardan beri sanayi ve ticaretin tarihi, modern üretici güçlerin, modern üretim ilişkilerine karşı, burjuvazinin ve burjuva egemenliğinin yaşam koşullarını oluşturan bu mülkiyet ilişkilerine karşı başkaldırısının tarihidir yalnızca. Periyodik yinelenmeleriyle tüm burjuva toplumunun varlığını sürekli artarak tehdit eden ve sorgulayan ticaret krizlerini anmak yeter. Ticaret krizlerinde, yalnız üretilen ürünlerin değil, oluşturulmuş üretici güçlerin de büyük kesimi düzenlice yok oluyor. Krizlerde öyle bir toplumsal bulaşıcı hastalık ortaya çıkıyor ki, bu hastalık tüm daha önceki dönemler için saçma görünürdü —aşırı üretim denen salgın hastalık. Toplum bir anda kendini barbarlık durumuna düşürülmüş buluyor; bir kıtlık, genel bir yok etme savaşı, tüm yaşamsal maddeleri toplumun elinden almış görünüyor; sanayi, ticaret yok edilmiş görünüyor, niçin? O toplum aşırı uygarlığa, aşırı geçim aracına, aşırı sanayiye, aşırı ticarete sahip diye. Elinin altındaki üretici güçler, burjuva mülkiyet ilişkilerini desteklemeye hizmet etmiyor artık; tam tersine bu güçler, o ilişkilere büyük gelmeye başlamıştır, engellenirler; engellerden kurtuldukları zaman ise tüm burjuva toplum düzenini bozuyorlar, burjuva mülkiyetin varlığını tehlikeye sokuyorlar. Burjuva ilişkiler, kendi ürettiği zenginliği kucaklamaya yetmeyecek kadar daralmış. Burjuvazi, krizleri ne yolla aşıyor? Bir yandan üretici güçlerin büyük bölümünü zorla yok etme, öbür yandan yeni pazarlar fethetme ve mevcut pazarları daha dibine kadar sömürme yollarıyla. Yani? Daha çok yönlü ve daha büyük krizleri hazırlama ve krizleri önleyici araçları daha da azaltma yoluyla.”(2)

Ne kadar aşırılık olursa o kadarda tersini yaratır.

 

Sonuçta, Marx yaşadığı toplumunda çok aşikar sorunlara değinmiştir. Analiz gücü yüksek bir tarzda değindiği için ikna yetisi oldukça fazladır. Günümüzde bile hala onu ayakta tutan sebeplerden birisi; gördüğümüz ama kavrama dökemediğimiz şeyleri Marx güzel şekilde kavramlara dökmüş olmasıdır. Bu da onu değerli kılmaya yeterlidir.

Olumsuz birkaç eleştiri olarak, Marx’ın kullandığı dilde “kadın” mefhumuna çok fazlaca rastlamayız. Bu onları dışladığını göstermese de, göz ardı ettiğinin işaretidir. Hatta bazı komünist, feminist yazarlar, örneğin Eleanor Burke(Mccharty döneminde Marxist olarak afişe edilmiştir), Marx’ı kadınları çalışmasında yok saydığı için eleştirmiştir.

Ayrıca Marx oldukça çok genellemede bulunmuştur. Bu bir zorunluluktu onun için, “makro” düzeyden baktığı anlarda bunu kullanmak zorundaydı fakat antropoloji açısından ciddi bir sorundur, bu bakış açısı. Örnek vermek gerekirse, 20. yüzyıl Portekiz’inde atasoylu ve ataerkil sistemde kadınların nasılda toplumu (pazar-alışveriş) sayesinde yönlendirebildiğini görüyoruz. Yani “ezilen” dediği kesimin, bunu kültürel olarak aşabileceğine dair umut göstermemiştir.

Ek olarak Maria Mies’in Marx’a “sadece genel hayatta değil hane içindeki sömürüyü de göstermesi gerektiğini kapitalizmin hane ayağını çözmeden sömürünün bitmeyeceğini vurgular. Yani kadını sadece kapitalizme “eleman” yetiştiren “kadın”ın yerini değiştirmeye temayül etmedi.

İbrahim Burhan Işık

Artuklu Üniversitesi- Antropoloji

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder