casino maxi

Kuran Nasıl Bir Kitaptır?

Düşünce Şub 03, 2015 0 Yorum

Müslüman olmamızın gerekleri iman ettiğimiz değerlerde gizlidir. Bugün imanın şartı adı altında veya iman esasları içerisinde iman ettiğimiz esaslardan biri de kitaplara inanmak ve/veya iman etmektir. İman edilen değerlerin bizlerce bilinmesi ve anlaşılması çok önemlidir. Kitap hakkında konuşmak ve kitap hakkında fikir sunmak zor bir iştir. Hele bu kitap Allah’ın kitabı olursa iş daha fazla önem arz etmektedir. Bu yazımızda Kuran’ı Kerim kendisini nasıl tanıtmıştır? Bunun üzerinde durmaya çalışacağız. İslam düşüncesi üzerinde yoğunlaşan ihtilaflar bugün genelde kitap ile alakalıdır. Kitabın doğru tanımlanması onun ihtilaf üreten değil ihtilafları ortadan kaldıran kitap olduğu ortaya çıkaracaktır.

Kuranı Kerim’de Şuara suresinin 192-196 ayetlerinde Kur’anı Kerim kendisini tanıtmaktadır. Ayetlerde mealen şöyle buyurulmaktadır:

“Şüphesiz, bu(ilahi mesaj) âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir; onunla mutlak güvenilirlik derecesinde olan vahiy inmiştir senin kalbine ki (ey Muhammed onunla) uyaran kimselerden olasın(ve çevrendekileri) apaçık Arap diliyle (uyarasın).Ve bu (mesaj, temel çizgileriyle),hiç şüphesiz, ilahi hikmetleri bildiren önceki kitaplarda da yer almaktadır.”

Şuara suresi 192-196 ayetleri arasında geçen Kuran tanımının altı unsuru bulunmaktadır.

  • Kaynağı Allah’tır.
  • Vasıtası Cebrail’dir.
  • Muhatabı Hz. Peygamber ve onun kalbidir.
  • Gönderiliş gayesi uyaranlardan olmaktır.
  • Dili Arapçadır.
  • Önceki kitapları/sahifeleri de muhteva olarak kapsamaktadır.

Âlemlerin Rabbi tarafından indirilen Kuran kendisi ile insanları ve toplumu eğitmek ve ıslah etmek hedefine ve özelliğine sahiptir. Bunu Rab kelimesinin kullanılmasından anlayabiliriz. Peygamberimize parça parça vahiy meleği vasıtasıyla indirilmiş bir kitaptır. Bu kısma kadar genelde tefsir literatüründe yapılan Kuran tanımlarında yer alan ifadelerdir. Bu literatürün yaptığı Kuran tanımlarından biri ise şu şekildedir: Cebrail vasıtasıyla, Hz. Peygamber’e vahiy yoluyla indirilmiş, mushaflarda yazılmış, tevatürle nakledilmiş, tilavetiyle teabbud olunan kendine has özelliklere ihtiva eden Allah kelamıdır. Bu tanıma baktığımızda üzerinde durmamız gereken ve dikkat çeken en önemli nokta tilavetiyle ibadet edilen kitap ifadesidir. Tilavetiyle ibadet edilen kitap anlayışı Kuran okumanın insanlar için yeterli olacağı anlayışını ortaya koymuştur. Okuduğumuz kitapla davet etme gibi bir sorumluluğumuz olduğunu bize yukarıdaki ayetlerde geçen ifadeler açıklamaktadır. “Uyaran kimselerden olasın diye…” ifadesi tam olarak buna işaret etmektedir. Burada tilavet kelimesine yüklediğimiz anlam insanların Kuran’la olan ilişkilerini bu zamana kadar bir şekilde şekillendirdi. Ancak tilavet kelimesi ne anlam ifade etmektedir? Tilavet; okumak, anlamak, hayatın merkezine koymak, yap dediğini yapmak yapma dediğini yapmamak için okunan bir kitaptır. Zaten Kuran’a uyarsak onun hükümleriyle hakkıyla ibadet etmiş oluruz.

Peygamberimiz uyaranlardan olsun diye indirilen bu Kuran Arapça indirilmiştir. Kuran’ın Arapça olmasındaki gaye ise peygamberin görevi uyarmak ise bu uyarıyı kendi toplumunun anlayacağı dilden yapması gerekecektir. Ancak bugün Kuran’ın Arapça olması ile ilgili ayetler üzerinden farklı bir Kuran düşüncesi inşa edilmektedir. Bu ise Kuran’ın anlaşılamaz olduğunu ortaya koyan düşüncedir. Anlaşılsın diye apaçık Arapça bir kitap olarak indirilen Kuran Arapça olması yönünden anlaşılmazlığın konusu haline getirilmiştir. Kuran peygamber efendimiz özelinde özellikle kendisini uyaran olarak belirlemiş, ardından bizleri kitapla hem uyaran hem de uyarılan kılmıştır. Hayattan ve anlaşılmaktan yoksun bırakılmış bir kitap nasıl olur da hayata hâkim olur? Arap diline yüklenen kutsal bir anlam yoktur. Çünkü böyle olursa sorumluluk yalnızca Arapça bilenlerle sınırlı kalırdı. Ancak bütün Müslümanların Kuran’la ilişkileri sorumluluk alanı ise bunun farkında olmak ve buna göre kitapla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir. Arapça, Kuran’ın anlaşılması noktasında tabii ki önem arz etmektedir ki bunu görmezden gelmemiz mümkün değildir. Ancak bu kitap eğer ibadetin konusu ise, hayatın ve hayat tarzının konusu ise ne olursa olsun Arapça bilsin bilmesin herkes bir şekilde vahiyden haberdar olmak zorundadır. Arap diline vakıf olmakla bilgilenmemiz, dilin inceliklerinin manaya delaletini ortaya koyma yolunda yapılan çalışmalar ulaşılmak istenen nihai hedefin üzerine set çekmemelidir. Nihai hedef cehalet karanlığını Kuran nuruyla ortadan kaldırmaktır. Bu Kur’an aydınlığını hayatına yansıtmak esas hedeftir. Bu hedefe ulaşmada Müslümanlar birbirinin yoluna taş koyan değil birbirine yol açan konumda olmalıdırlar.

İslam düşüncesi adıyla bir konu ele alınırken genelde Peygamber efendimiz döneminden başlanarak bugüne varıncaya kadar ekoller, akımlar, mezhepler ve bunların ortaya koyduğu düşünceler ayrıntılarıyla ele alınmaktadır. Bu durum bazı problemlerin tarihsel arka planını bilmek adına önem arz eder. Ancak şunun farkına varmalıyız ki İslam düşüncesinin ilk başlangıç noktası vahiydir. Kuran’ı doğru bir şekilde tanımlamadığımız sürece inşa ettiğimiz düşünce hata vermeye boşluklar bırakmaya başlayacaktır. Hayatımızdaki boşlukları sahih bir İslam anlayışı doldurabilir.

Peygamber efendimiz Haris b. A’ver’den rivayet edilen bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Haris: Birgün mescide uğradım. Baktım ki insanlar çeşitli olaylara dalmışlar. Hz. Ali’nin yanına girdim ve dedim ki: ey Ali insanlar dünyevi şeylere dalmışlar gidiyorlar. Hz. Ali şöyle dedi: Gerçekten böyle mi yapıyorlar? Haris: Evet aynen böyle yapıyorlar. Hz. Ali cevaben şöyle buyurmuştur: Ben Rasulullah’ın şöyle dediğini işittim ‘İlerde fitneler meydana gelecektir’. Hz. Ali dedi ki: ‘Ya Rasulallah bu fitnelerden çıkış yolu nasıldır? Peygamberimiz şöyle buyurdu: ’Allah’ın kitabı sayesinde sizden öncekilerin haberi, sizden sonrakilerin haberi ve aranızdaki işlerin hükmü bu kitaptadır, hakikati ayrıntılı bir şekilde ortaya koyandır. Alay, lakırdı ve lüzumsuz bir söz değildir. Kim zorbalık yaparsa Allah onu perişan eder. Hidayeti Kuran dışında arayanları Allah saptırır. Kuran Allah’ın sapasağlam ipidir gerçeği hatırlatan ve her hükmü hikmetlerle dolu olan bir mesajdır. Dosdoğru yol kuranın anlattığı yoldur öyle bir kitaptır ki arzular onunla sapmaz, onu konuşan diller hakikati karıştırmazlar. Ondan konuşan âlimler hakikatten şaşmazlar. Bu öyle bir kitaptır ki okundukça eskimez. Kuran okundukça tazelenir. Kuran’ın incelikleri asla bitip tükenmez. Bunu söyleyen doğru söyler. Kuranın dediğini yapanlar ecir sahibi kılınırlar. Onunla hükmedenler adalet üzere olurlar. Kim Kuran’a davet ederse doğruya davet etmiş olur. Cinler bu kelamı işittiklerinde ‘İnsanları ve diğer varlıkları kurtuluşa çağıran acayip bir mesaj dinledik dediler. (Cin Suresi/1). Ey A’vel bu kelimeleri al ve hayatına tatbik et…

KURANI HAYATIMIZA TATBİK EDEBİLMEYİ ALLAH NASİP EYLESİN…

KAYNAKLAR

  1. Dr İsmail CERRAHOĞLU (TEFSİR TARİHİ sayfa:13 Kuran Tanımı)
  2. MUHAMMED ESED KURAN MESAJI (Şuara suresi 192-196)
  3. Envârul Kur’an ders notları-MEHMET OKUYAN
  4. HADİSİ ŞERİF (İmam Tirmîzî ‘SÜNEN’ Fedâilü’l-Kur’ân 14.BAB)

 

Şükrü Kaba

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder