casino maxi

Kıbrıs Girit Olmasın!

Furkan Gençoğlu Etkinlikler 15 Şubat 2017 0 Yorum

 

Genç Öncüler Hareketinin yönetim ekibi olarak 2016-2017 Kış dönemi istişare toplantılarını icra etmek amacıyla 16-19 Aralık tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne doğru yola koyulduk. Hem yapılan çalışmaları değerlendirme fırsatı bulacak hem de Kıbrıs’ta faaliyet yürüten kardeşlerimiz ile buluşacaktık. Lise yıllarında İstanbul’da bizlerle beraber olan Serkan Biricik kardeşimiz, İstanbul’un tüm imkan ve güzelliklerini geride bırakarak Kıbrıs’ın yeniden ihya ve inşa mücadelesine katkıda bulunmak için üniversite tercihini Kıbrıs’tan yana kullandı. Kendisinin bu fedakarlığını yerinde gözlemleme fırsatı bulmak için bizler de davetine icabet etmeyi bir görev bildik. Bu yazıda sizlere Kıbrıs ile ilgili gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım.

Kıbrıs Akdeniz’de yer alan bir ada. Şu an ikiye ayrılmış durumda. Adanın kuzeyi Müslüman Türklerin güneyi ise Ortodoks Rumların kontrolünde. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 1974 yılında Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocanın ısrarıyla gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatından beri bağımsız bir devlet statüsünde. Fakat Türkiye dışında Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan başka bir devlet yok. Ülkede sadece Türkiye Cumhuriyeti büyükelçisi görev yapıyor. Adanın yaklaşık %30’u Türk tarafının kontrolünde. KKTC nufusu 300 bin dolaylarında. Adanın toplam nufusu ise 1 milyonun üzerinde. Adanın kuzeyi adeta özel üniversite cenneti. Yaklaşık 20 özel üniversite mevcut ve her geçen gün yenileri açılıyor. 80 bin üniversite öğrencisi adada öğrenim görüyor. Ayrıca 50 bin TSK mensubu adada garantör olarak konuşlanmış durumda.  Öğrencilerin ve askerlerin  ekonomik hayata katkıları epey fazla. Adanın tarihsel manevi arkaplanı oldukça zengin. 1400 civarı sahabe mezarı bulunduğu rivayet ediliyor. Fakat şu acı gerçeğe değinmek zorundayım. Maalesef ada yıllarca Türkiye tarafından fuhuş ve kumar merkezi olarak görülmüş. Adanın her tarafı gece kulüpleri, kumarhaneler ve bets (iddaa) salonları ile donatılmış durumda. İnsan bu manzarayı görünce bu kadar şehit bunun için mi verildi diye düşünmeden edemiyor.

Kıbrıs Müslümanlar tarafından tarihte iki defa fethedilmiş. İslam orduları adaya ilk defa Hz. Osman (r.a) hilafeti devrinde 649 yılında gelmişler. Adanın bir bölümü ele geçirilmiş. Fakat tam olarak İslamlaştırma sağlanamamış. 964 yılında tekrar Bizans hakimiyetine geçen ada 1571 yılında Müslümanlar tarafından ikinci defa fethedilmiş. Fethi gerçekleştiren Sokullu Mehmet Paşa Kıbrıs’ı fethederek haçlıların kolunu kesmiştir. İnebahtı yenilgisi üzerine gerçekleşen fetih Osmanlı donanmasının motivasyonunu güçlendirmiştir. Sokullu Mehmet Paşa Kıbrıs Krallığına son verdiğinde tarihe geçen şu veciz sözleri ifade etmişti; “Sizler İnebahtı’da bizim donanmamızı yakarak sakalımızı kestiniz. Fakat biz Kıbrıs adasını fethederek sizin kolunuzu kestik. Kesilen sakal tekrar uzar fakat kesilen kol tekrar yerine gelmez.”

Osmanlı Kıbrıs adasını fethettikten sonra bölgeye Müslüman kitleleri nakletti. Adanın imarına ve ekonomik hayatının canlandırılmasına bilhassa özen gösterdi. Venediklilerin kapattığı Ortodoks kliselerini tekrar açarak adada mevcut ortodoks toplumunun takdirini kazandı. Yaklaşık 300 sene adada otoritesini koruyan Osmanlı, 18. yy sonlarında ortaya çıkan Megola İdea (ENOSİS) yani Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlama hedefi çerçevesinde gerçekleştirilen faaliyetler ile otoritesini yitirmiye başladı. Ada 1878 yılında İngiltere tarafından işgal edildi. İngiliz işgalinde ENOSİS akımının temsilcilerinin adadaki Müslüman Türklere yönelik saldırıları iyice arttı. 1955 yılında EOKA isimli bir örgütle Rumlar zulümlerini örgütsel boyuta taşıdılar. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleşene kadar bir çok köy yakıldı ve yüzlerce insan katledildi. Kıbrıs'lı Müslüman Türkler adanın %3’lük bir kısmına sıkıştırıldı. Türkiye Cumhuriyeti garantör devlet yetkisini kullanarak Kıbrıs adasına  bir çıkartma yaptı. Ve adanın %30’dan fazlasını ele geçirerek otorite kurdu. Adanın ele geçirilmesi halen fiili olarak BM nazarında işgal olarak değerlendiriliyor. Bu barış harekatı sonrası adanın 3. defa fetih süreci başladı ve halen bu süreç devam ediyor. Adaya yapılan harekata ABD tarafından çok sert tepki gösterildiğini ve Türkiye’ye yönelik ambargonun başlatıldığını unutmamak lazım. Türkiye hükümeti ABD’nin ambargo kararına karşılık Türkiye’deki Amerikan üslerini 1975 yılında kapattı. Bu tutum Türkiye’yi 1980 askeri darbesine götüren yolu açtı ve 1980 yılında ABD destekli darbe ile askerler yönetime el koydular. Adanın ehemmiyetini anlamak için bu süreç akledenlere epey ipucu veriyor.

Kıbrıs adasında İslami çalışmalar 1974 yılından itibaren başlatıldı. Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocanın talimatı ile kurulan ESKAD  adanın en eski vakıflarından birisi. Gazimağusa, Güzelyurt Lefke, Girne ve Lefkoşe’de şubeleri bulunuyor. Bizleri ağırlayan ve Serkan kardeşimin yönetiminde bizzat görev yaptığı Akademi Kıbrıs ise çok daha yeni bir kuruluş. Tamamen gençlerin ortak imecesi ile kurulmuş iki öğrenci yurtları bulunuyor. Lefkoşa ve Girne’de bulunan bu yurtlarda Türkiye’den Kıbrıs’a eğitim için gelen öğrenciler konaklıyorlar. Akademi Kıbrıs ayrıca ada genelinde bir çok ilke imza atıyor. Adanın ilk ney kursunu ve ilk sinema atolyesini hizmete açtılar. Ve farklı alanlarda çeşitli kurslar açarak halk eğitim hizmeti veriyorlar. Ortaokul ve lise sohbetlerine istikrarlı bir biçimde devam ediyorlar. Şunu belirtmek gerekir ki bu faaliyetleri çok kısıtlı imkanlar ile planlıyorlar. Kıbrıs maalesef Türkiye gibi imkanların çok geniş olduğu bir alan değil. Adada Müslüman-dindar çevreler üzerinde büyük bir baskı var.

Baskının başını KTÖS (Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası) isimli yapı çekiyor. Sol-seküler- ateist nitelikli bu yapının tek hedefi adada İslami bir uyanışın önüne geçmek. Bu minvalde çok ciddi çalışmalar yürütüyorlar. Kıbrıs Türk hükümeti üzerinde ciddi baskı oluşturan bu yapının hükümet devirip- hükümet seçtirdiği söyleniyor. Fakat Kıbrıs’ın gerek su musluğunun başında Türkiye hükümetinin bulunması gerek bütçesinin Türkiye tarafından sağlanması KTÖS’ün etkisini sınırlıyor. Bu yüzden KTÖS adadan Türk askerinin çıkmasını istiyor. Rumlarla anlaşma yanlısı ve tek parça Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliğine girmesini destekliyor. Adada Türkiye düşmanlığını yayan örgütlü eylemlerin başını çekiyor.

Saldırıların son hedefi Hala Sultan İlahiyat Koleji oldu. Hala Sultan Hz. Muaviye tarafından Kıbrıs adasına düzenlenen seferlere katılıp adada şehit düşen Peygamberimizin süt teyzesidir. Rum kesiminde Larnaka’da kabri bulunuyor. Rivayet odur ki Erbakan Hoca Kıbrıs harekatı sırasında Larnaka’nın muhakkak alınmasını istemiş ve hatta Larnaka alınmış fakat anlaşma çerçevesinde askerler geri çekilmiştir. Kıbrıs için çok önemli bir sembol olan Hala Sultan bugün yeni Kıbrıs’ın temellerinin atıldığı, yeni Kıbrıs’ı ihya ve inşa edecek kadroların yetiştirildiği İlahiyat kolejine ismini veriyor.

Hala Sultan İlahiyat Koleji  Kıbrıs Eğitim Bakanlığına bağlı olarak 5 senedir eğitim-öğretim  faaliyetlerini sürdürüyor. Kısa zamanda Kıbrıs’ın en prestijli okulu olmayı başarmış. Çok büyük bir kompleks içinde bulunan İlahiyat Koleji çevresinde halen inşaat çalışmaları sürdürülüyor. Kıbrıs’ın en büyük camiisini de içinde barındıran İlahiyat Koleji kampüsü KTÖS ve seküler kanadın en büyük derdi olmuş durumda. Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından himaye edilen İlahiyat Kolejine yapılan saldırılar gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Kıbrıs’ta dini derslerin okutulmasına karşı olan KTÖS İlahiyat Kolejinin kapatılması için mahkemeye dava açmış durumda. Dava halen sürüyor. İlahiyat Koleji velileri bu saldırılara karşı ortak bir platformda biraraya gelerek KTÖS’ karşı mücadeleyi birlikte yükseltiyorlar. 

Kıbrıs’ın doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsedecek olursak, Selimiye Camii Lefkoşa’da önemli bir sembol olarak önümüze çıkıyor. Camii aslında gotik St. Sophia (Aya Sofya) Katedrali olup 1208–1326 yılları arasında Lüzinyanlar döneminde inşa edilmiş bir Katolik Kilisesidir ve Kıbrıs Adası’ndaki Gotik mimarinin en önemli örneği olarak kabul ediliyor. Katedralin en önemli özelliği anıtsal verandası ve onun ihtişamlı üçlü kapısı. Osmanlıların 1570’de döneminde St. Sophia Katedrali iki uzun ve zarif minare eklenerek camiye çevrilmiş ve Ayasofya Camisi olarak adlandırılmış. 1954 yılında Selimiye Camii olarak adı değiştirilmiş ve halen camii olarak kullanılıyor. Ayrıca Girnekapı ve Büyükhan bence görülmesi gereken yerler içerisinde. Lefkoşa’da beni  en keyiflendiren yer Rum sınırıydı. Sınırları bir tel ayırıyor ve karşı tarafı izleyebiliyorsunuz. Biz çay bahçesinde otururken karşı tarafta bir festival vardı ve Rum ezgilerini canlı olarak dinleme fırsatı bulduk. Şunu notu düşmek gerek. Ebeveynleri Kıbrıs doğumlu olan her KKTC vatandaşı Rum kesimine geçiş yapabiliyor. Sanırım yeni yetişen neslin Avrupa Birliği ve birleşme taraftarı olmasının en büyük sebebi Rum kesiminde hayat şartlarının oldukça gelişmiş olması. Ve Avrupa ile olan serbest dolaşım hakkını kazanmak istemeleri. Tabi KTÖS ve benzeri yapıların dertleri başka. Dertleri İslam.

Ama Girne bambaşka. Lefkoşa’yı Ankara sayarsak Girne’yi Antalya veya İzmir sayabiliriz. 6000 yılık geçmişe sahip bir liman şehri Girne.  Karaoğlanoğlu Şehitliği de Girne sınırları içerisinde. Kıbrıs harekat komutanı Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlundan ismini alan şehitlikte Kıbrıs çıkartmasında kullanılan tanklar ve toplar sergileniyor. Ayrıca şehitlerin kabirleri bulunuyor. Tam 43 sene önce Rum çeteler tarafından eziyete uğrayan halkımızı kurtarmak için Girne’ye çıkan ve bu topraklarda ebedi aleme kavuşan 543 şehidin makamlarını ziyaret ettik. Manisa’dan, Konya’dan, Diyarbakır’dan, Trabzon’dan yüzlerce yirmilik delikanlı burada yatıyor. Gittiğimiz her İslam beldesinde olduğu gibi Kıbrıs’ta da şehitler yolumuzu aydınlatıyor. Kanlarıyla suladıkları bu topraklarda özgüvenle adımlarımızı atıyoruz. Bazen huzur ve barış için bir bedelin ödenmesi gerekiyor. Çoğu zaman birileri bu bedeli geçmişte bizim namımıza ödemiş oluyor. Kıbrıs’lı Müslümanların bedeli de 1974 yılında ödenmiş son olarak. Geriye bu bedelin hakkını vermek kalıyor.

Kıbrıs ziyaretimizde bizleri yalnız bırakmayan sevgili Serkan Biricik kardeşime, amcasına, yeğenlerine ve ekip arkadaşlarına Genç Öncüler Hareketi adına bir kez daha teşekkür ediyorum. Akademi Kıbrıs gönüllüsü arkadaşlara Kıbrıs’ın yeniden fethi çalışmalarında başarılar diliyorum. Hala Sultan İlahiyat Koleji direnişini selamlıyorum. Orada bir ada var. Bu ada bize ashabın, Sultan Süleyman’ın ve Kıbrıs şehitlerinin emanetidir. Kıbrıs’ın tekrar pazarlık konusu edildiği bugünlerde bu yazı vesilesiyle bu mesele üzerine tekrar düşünmeye ve tüm dostlarımızı Kıbrıslı Müslüman kardeşlerimize destek vermeye davet ediyorum. Kıbrıs Girit olmasın!

 

 

 

 

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder