Gündem

Gündem

Genç Öncüler’in Ağustos/133. sayısı “Romanın Gözünden Hayata Bakmak” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, 19. yüzyılın ortalarından itibaren yüzünü Batı’ya dönen cemiyetimizi o dönemin romanları üzerinden anlamaya gayret ediliyor. İlk dönem romanlarında işlenen Doğu-Batı çatışması, kimlik buhranı ve kendini arayan insanımızın tepkileri romanlarda irdeleniyor. Diğer yandan, şiir, deneme, kitap tahlili, fotoğraf ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler Ağustos ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

Türk cemiyet hayatı, 19. yüzyılın başlarından itibaren yüz yıllık buhranından çıkış yolu bulmak için yeni mecralara dalmış ve klasik metinlerin toplum hayatını yansıtmakta eksik kaldığını düşünerek Batı’da yıllar evvel ilk nüvelerini veren edebi ve fikri hareketlerin etkisiyle cemiyet hayatının yeni yeni aşina olduğu tarzda metinler kaleme almaya başlamıştır.

İlk örneğini Şemsettin Sami’nin kaleminden Taaşuk-ı Talat ve Fitnat ile veren roman, bu dönemden sonra diğer edebi türlerin çok önüne geçmiş; toplumun gelenekleri, görenekleri, aksaklıkları, fikri hayatı, yönünü hangi medeniyete ve ne şekilde döneceği her düşünceden mütefekkir tarafından işlenmiştir.

Sultan II. Hamid Han, Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Mütareke ve Kurtuluş Savaşı dönemleri romanlarda kendini bulmuştur. Cumhuriyetin kuruluş yılları ve 30’ların Ankara’sı, dönemin siyasi ve fikri tavrı, toplumsal itirazlar ve cereyanlar romanın sayfalarına taşınmıştır.

60’lardan sonra özellikle Tanpınar ve Oğuz Atay’la modern ve postmodern romanın örnekleri yazı hafızamıza girmiş ve son yarım asırda insanı bireyselliğe çağıran modern tavır bu eserlerde anlatılmıştır.

Romanın Türk cemiyet hayatındaki başka bir özelliği –belki en mühimi- son yüz elli yılda Anadolu insanının fikrini ve zikrini değiştirme ve dönüştürme aracı olarak kullanılmış olmasıdır. Toplumun Batıcılaşma süreci, bu süreci anlatan konak metaforu, Doğu ve Batı değerleri arasındaki çatışmayı yaşayan aile, bozulan dirlik düzenlik ve savrulan nesil, romanlar vasıtasıyla topluma sunulmuş ve eserler pek çok zaman yön de göstermiştir. İnsanın bireyselleşmesiyle birlikte değişen tepkileri –insanların büyüklerinden farklı bir dünyaya gözlerini açmaları-, insanlığa dair küçülen umutları ve beklentileri de sayfalara yansımıştır. Değişen ve değişmeyen, gösterilen ve gösterilmeyen, istenilen ve istenilmeyen bütün yüzleriyle toplum, romanlarda vücut bulmuştur.

Genç Öncüler olarak, bu ay, romanın penceresinden hayata bakmaya çalışıyoruz. Şemseddin Sami Bey’den günümüze kadar gelen süreçte, Türk cemiyet hayatının değişen ve değişmeyi arzu eden; dönüşmeyen ve dönüşmeye itiraz eden yüzlerini romanlarda arıyoruz. Romanları merkeze alarak, yüz elli yıllık bir fotoğraf çekiyoruz.

Yüzlerce yazar ve eserden sadece üç beşini seçiyor olmak zahmetli oldu. Coğrafyamızın girdiği son sapağı, en belirgin halleriyle yansıtan eserleri seçmeye gayret ettik. Genç yazarlarımız, büyük bir özveriyle metinleri hazırladı. Bahsedilen dönüşüm, kimi zaman en belirgin halleriyle, kimi zaman da üstü kapalı olarak romandan pasajlarla anlatıldı.

Osman Zinnur Aksu “Üç İstanbul”u, Hasan Hüseyin Çaçan “Huzur”u, Fazıl Cem “Kiralık Konak” ve “İbrahim Efendi Konağı”nı, Adnan Ergün “Jön Türk”ü, Orhan Toprak “Fatih Harbiye”yi, Oğuzhan Sakoğlu “Kalpaklılar”ı, Ali Emre Yıldırım “Biz İnsanlar”ı, Furkan Şahin “Yenişehir’de Bir Öğlen Vakti”ni yazdı.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Genç Öncüler’in Temmuz/132. sayısı, “Adaletsiz Paylaşım” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, sermaye hareketleri, kaynakların adaletsiz ve insafsız paylaşımı, sömürgeciliğin ‘modern’ halleri dosyaya taşınıyor. Sermaye ve ahlak ilişkisi de dosyada. İslam’ın sermaye, ahlak ve adalet denklemine nasıl yaklaştığı İsa Yılmaz ile yaptığımız röportajda konuştuğumuz konulardan. Prof. Recep Şentürk ile ise zekât üzerine bir röportaj da dergide mevcut. Diğer yandan film tahlili, şiir, deneme, çeviri ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler Temmuz ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

İnsanın maişeti için dünyadaki kaynakların nasıl kullanılacağı ve adil bir paylaşımın nasıl yapılacağı, günümüz insanının henüz cevabını tam bulamadığı bir soru olarak bütün ağırlığıyla yerli yerinde duruyor. Özellikle “geri kalmış” diye tanımlanan ülkelerin çok zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmalarına rağmen açlıkla pençeleşiyor olması, görece kıt imkânlara sahip ülkelerin ise varlık içinde yüzmeleri dünyada insanın tesis ettiği adalet sisteminin derin boşluklar barındırdığını ortaya koyuyor.

Sanayi Devrimi ile başlayan ve Birinci Cihan Harbi’yle iyice belirginleşen Batılı hegemonyanın zengin kaynaklara sahip ülkeleri kolonileştirme ve sömürgeleştirme faaliyetleri günümüzdeki şeklini almıştır. Geniş tarım topraklarına sahip ülkelerin insanları kendi mülklerinde yok pahasına çalışmakta, araziyi işleten sermaye sahipleri ise o mallardan bütün dünyaya yetecek servetlere sahip olmaktadır. Bir kıtanın yahut bölgenin maddi imkânları belli başlı şirketlerde ve ailelerde toplanmakta, çok büyük bir grup karın tokluğuna çalışarak hayatta kalmaya çalışmaktadır.

Dünyadaki sermayenin sayılı ailenin elinde bulunduğu artık herkesin malumudur. Bu kaynakların yüzde doksan dokuzu, insanların yüzde birinin elinde toplanmış; kaynakların yüzde birini ise insanların yüzde doksan dokuzu paylaşmaya çalışmaktadır. Zengin ile fakir arasındaki makas giderek açılmakta, zengin servetine servet katarken fakir asgari yaşam koşullarını sağlayınca şükredecek bir yoksulluğun sınırında gezmektedir.

Genç Öncüler olarak biz, bu ay, sermaye sahipleri ve gelir adaletsizliği meselesini dosyaya taşıyoruz. Paranın belli başlı ellerde birikmesi, bunun toplum hayatında açtığı tahribat, insanların çoğunun emeğinin karşılığını alamadığı adaletsiz düzen dosyada işlenen konulardan. Sermaye ve ahlak meselesi de dosyada. Zekât ve zekâtın cemiyet hayatında inşa ettiği düzen de ilgiyle okunacak yazılardan.

Muhammet Ferhat Yeşil, sermaye hareketlerini ve gelir adaletsizliğini yazdı. Firdevs Bulut, çağdaş sömürgecilik ve modern kölelik konusunu işledi. Emre Saygın, ekonomik güvenlik paradigması üzerine düşündü. İbrahim Enes Bulut, “Büyük Sermaye Sahipleri: Dünyanın Efendileri” yazısıyla bu ay dergide. Dosya dışı konularda Toleuzhan Galiyeva İslam’a Kavuşma yazılarına devam etti. Dücane Demirtaş kısa bir seçim değerlendirmesi yaptı. Vahap Yaman Mısır’da İhvan’a yapılan darbenin yıldönümünde Mısır’ın İslami mücadelesini anlattı. Yunus Başar ise Klasik Türk Şiiri şerhine başladı.

Bunun yanında, hikâye, film tahlili ve röportaj sayfalarıyla Genç Öncüler temmuz ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Uğur Demirel

Genç Öncüler’in Haziran/131. sayısı “Bir yol nedir ki, tek başına?” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, “dostluk”, “kardeşlik” ve “güven” dosyaya taşınıyor. Dostluğun insana açtığı sığınak, güvenin temin ettiği kardeşlik, yol arkadaşlığının yürünür kıldığı yollar derginin başlıca konuları. Diğer yandan film tahlili, şiir, deneme, çeviri ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler haziran ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı şöyle:

İnsan, güven verdiği kadar insandır aslında. İnsan, kendisiyle dostluk kurulabildiği zaman insandır.

İnsan, insanın sığınağıymış. Dost; insanın zihnindeki bütün sığınaklar. İnsanın kaçıp kurtulduğu, soluk alıp dinlendiği, gölgesinde serinlediği insanlar var dünyada. Hatta şöyle: Onlar da yoksa kim var? Dikkat ediyor musunuz, yıllar geçtikçe insanın yakın çevresi daralıyor. Çok kişiyle tanışıp yol alıyoruz; yıllar sonra arkamıza baktığımızda ise omuz veren pek nadir insan buluyoruz.

Gün geçtikçe toplum olarak insani ilişkilerimiz biraz daha zayıflıyor. Modern çağın kutsal sığınağı bireyselleşme çevreliyor etrafımızı. Güvendikçe nefes aldığımız bir dünyada neden içimiz daralıyor diye soruyoruz. Neden bunca kuşku ve vesvese? Cevabı şurada: Dostluğun terk ettiği yurdu, işgal eder, güvenden başka ne varsa. Hem şair de eklemişti: “Bir yol nedir ki, tek başına?”

Genç Öncüler, bu ay, dostluğu dosyaya taşıyor. Yol arkadaşlığı, Müslümanın dostluğu ve güven dosya konularından. Halk müziğinin insana yoldaşlığı da dosyada mevcut.

Osman Zinnur Aksu, Güven Aynası’nı yazdı. Adnan Ergün yol arkadaşlığını anlattı. Ozan Dilek, müziğin ruhun gıdası olduğunu reddetti ve “Müzik insanın dostudur” dedi. Dosya dışı konularda Toleuzhan Galiyeva İslam’a Kavuşma yazılarına devam etti. Z. Zeynep Bakır Dünya Gıda Krizi’ni yazdı. Yavuz Selim Sancak, seküler demokrasilerin tanrılarına iman etmek farz mıdır diye sordu. Vahap Yaman mübarek ramazan ayını karşıladı.

Akif Emre kitaplığı da bu ay Genç Öncüler’de. Zehra Yurdan ise Mısır Tarlası Mezarlığı yazısı ile bu ay ustaca bir yazı kaleme aldı.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Abonelik için irtibat adresi: dergigenconculer@gmail.com
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca genconculereyaziyorum@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.

Arkadaşlık, kan bağıyla değil gönül bağıyla kurulan, muhabbet yoluyla cereyan eden, dostların arasındaki her halin birbirine sirayet etmesiyle oluşan kardeşliktir. Arkadaşlar sevilen insanlar arasından seçilir ve insan sevdiğinin kusurunu görmez, bize emrolunduğu gibi arkadaşının “ayıbını örtecek” bir duruş sergiler her zaman. Biliyoruz ki insan, dünyada ve ahirette sevdikleri ile beraberdir. Onun için Allah çoğu zaman, bir kulunun kalbinde, bir kimseye muhabbet görür de, onun hürmetine merhamet ederek o insanları sevdiği kullar arasına ilhak eder. Biz de hadiste buyurulduğu gibi : "Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” Emriyle hayatımıza ciddi tesirleri olan bu konuyu kısa film yarışmamızda işlemek istedik.

Kur’an tilavetiyle başlayan program Genç Öncüler Gençlik Hareketi Genel Başkanı Aşkın Özcan’ın hareket adına yaptığı konuşmada, liseli gençlerin bu alana gönül vermiş olmasının önemine değinmesiyle devam etti. Biz de Genç Öncüler olarak bu yarışmanın onlar için bir başlangıç olmasını ve bu alandaki çalışmalarının başarılı bir şekilde devam etmesini diliyoruz.

Yarışmaya katılan filmler arasından, dereceye giren filmlerin izlenmesi ve ödüllerinin takdimi ile devam eden program da SEKAM Genel Başkanı Prof. Dr. Burhaneddin Can medyanın yaptırım gücüne değinerek, çizgi film ve bilgisayar oyunları alanın da yer bulmamız gerektiğini ifade etti.

Yarışmaya katılan tüm kardeşlerimizi tekrar tebrik ederken, hazırlık aşamasında onlardan hiçbir desteğini esirgemeyen hocaları Ömer Dişbudak’a ve ailelerine teşekkürü bir borç biliriz.

Yarışmanın kazanan isimleri ise şu şekilde oldu:

Genç Öncüler Özel Ödülünün kazananı, “Yenilgi Yenilgi Büyüyen Bir Zafer Vardır” filmi ile Elif Beyza Menevşe oldu.

Üçüncülük ödülü ise “Dost İstersen” filmi ile Eygi Uçak’a verildi.

İkincilik ödülünü “Bana Yaşadığın Şehrin Kapılarını Aç” filmi ile Zeynep Sude Erilli oldu.

Birincilik ödülü “Yara Bandı” filmi ile Şevval Kılıç’ın oldu.

Genç Öncüler’in Mayıs/130. Özel sayısı, “İslami Düşüncenin Bitmeyen Sayfaları” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, İslami dergiler dosyaya taşınıyor. Yüz yılı geçen dergi birikimimiz, Cumhuriyetten sonra iyice belirginleşen ve 1960’lı yıllardan sonra İslami bakış açısının merkezi olan dergiler sayfalarda kendine yer buluyor. Dergilerin yayın hayatına başladığı yıllar, dönemin koşulları, derginin önde gelen mütefekkirleri ve kendilerinden sonraki kuşaklara nasıl arklar açtıkları irdeleniyor. Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Yeniden Milli Mücadele’den Türk Edebiyatı’na, Umran’dan Dergah’a kadar edebi ve fikri alanda fikir dünyamızı besleyen birçok dergi, yapılan röportajlarla okurlarını bekliyor.

Derginin sunuş yazısı şöyle:

Bir asırdır gündemimizde olan İslamcılık yahut Müslümanların sosyal ve siyasal alanda –eskiye nazaran- daha etkin ve belirleyici olma çabaları farklı tarz ve üsluplarla günümüze kadar taşındı. Çeşitli merhalelerden geçerek sözünü yükselten Müslümanlar için en etkin hitap yollardan biri şüphesiz gazete ve dergilerin İslam ülkesinde yaygınlaşmasıydı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Mehmet Akif’in başyazarlığını yaptığı Sırat-ı Müstakim dergisi, İslamcı aydınları geniş bir yelpazede toplayarak engin bir birikimi sayfalarına taşımış oldu. Tefsirden ilmihale, İslam dünyasından felsefeye, siyasetten Anadolu’nun direnişine kadar hemen her alanda kaleme alınan yazılar, günümüzde, 20. yüzyılı Müslüman bir gözle okumak istediğimizde birinci kaynak olarak durmakta.

Cumhuriyet’in ilk on yılında Sebilürreşad’ın kapanmasından sonra İslami düşünce, güçlü bir söylemle 1943’te Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’suyla kendini gösterdi. CHP ve Kemalist düşünce ile mücadele, yüksek sesle belki de ilk kez Büyük Doğu’da kendini buldu. Ve belki de 1960’tan sonra çeviri faaliyetleri ile sayısı yüzleri geçecek olan İslamcı dergilerin beslendiği mecra Büyük Doğu’dur.

1950 ile 60 arası dönemde İslami dergicilik yayın hayatına devam etse de cılız bir ses olarak kaldığını ifade etsek pek yanılmış olmayız. 1960’tan sonra çeviri faaliyetlerinin Türkiye’de yaygınlaşması dergiciliğimizi de etkilemiş ve entelektüellerimiz cemiyet hayatında sözünü büyük kitlelere ulaştırabilecek dergiler yayımlanmıştır. 60’lı yıllarda Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş dergisi, kendinden sonra çıkacak dergilerin pek çoğu üzerinde etkili olmuş ve mektep görevi görmüştür.

60’lı yıllardan sonra İslamcı dergicilik büyük bir ivme kazanmış ve farklı düşünce ve ekollerin yayın aracı olmuştur. Bu dönemden günümüze kadar sayısı yüzlerle ifade edilemeyecek kadar dergi İslami düşünceyi genişletmiş ve farklı bakış açıları kazandırmıştır. Çalakalem yazarların çıkardığı dergiler de olmakla birlikte yayın dünyamızda yirmi otuz yıl yaşamış dergiler olmuştur ve hala bu olgunlukla yayınına devam eden dergilerimiz bulunmaktadır. Bugün Umran dergisi üç yüzüncü sayısına yaklaşmış, Dergah dergisi üç 338., İktibas dergisi 472., Türk Edebiyatı dergisi 534. sayısını yayımlamıştır ve İslami düşüncenin farklı merkezleri olarak mektep olmaya devam etmektedir.

Genç Öncüler dergisi yayın kurulu olarak biz de tecrübe sahibi büyüklerimizin yolundan gitmeye gayret etmekte, kendimizden önceki dergilerin ufkunu ve birikimini örnek alarak on beş yıldır yayınımızı sürdürmekte ve bu ay 130. sayımızla okuyucularımızın karşısına çıkmaya hazırlanmaktayız.

Genç Öncüler olarak, bu ay, son yüzyılda İslamcı düşünceyi besleyen ve esasen günümüzde farklı hassasiyet ve dayanak noktalarıyla kendini gösteren İslami yorumun kılcal damarları olan dergileri –dolaylı olarak dergicilik tarihimizi- anlamaya çalışıyoruz. Yüzlerce derginin tamamını incelemenin yeri dergi değil muhakkak. Fakat belli başlı mihenk taşlarını öne çıkararak belirgin düşüncelerin ana hatlarını anlamayı murat ediyoruz. Sayfa sayısının yetersizliğinden dolayı dosyaya alamadığımız dergilerle birlikte, dosyaya almayı çok isteyip de bunda muvaffak olamadığımız dergiler de oldukça fazla. Bundan dolayı dosyada zikredemediğimiz fakat düşünce dünyamızdaki etkisinden dolayı minnettar olduğumuz dergileri; Sırat-ı Müstakim’i, Mavera’yı, Hareket’i, Hece’yi ve diğerlerini burada anmak istiyoruz.

Dosyayı hazırlarken hem dergileri tespit etmekte hem künye bilgilerinde hem dergi içeriklerinde çalışmalarından yararlandığımız İLEM’e ve İslamcı Dergiler Projesi’ne teşekkür etmeyi de uygun görüyoruz.

Allah’tan çalışmalarımızı bereketlendirmesini niyaz ederiz.

Genç Öncüler Yayın Yönetmeni, Uğur Demirel