Gündem

Bahar seminerleri dizisinin ilkini 3 Mart cumartesi günü, araştırmacı yazar Saadet Özen ile “Son Dönem Osmanlı'da Sinema” başlığıyla gerçekleştirdik. Meşrutiyet Osmanlısından günümüze, toplumun değişen sinema ve fotoğrafçılık algısına değinilen seminerde katılımcılarımız ilk yerli filmleri izleme şansını da yakaladı.

Üç ayların başlaması ile Recep ve Şaban’ın bereketinden nasiplenmek, Ramazan’a hazırlık yapmak ve kardeşlerimizle bir sofrada buluşmak isteği ile 8 Mart Cuma günü 70 kardeşimizle birlikte iftar programında buluştuk. İftar vesilesi ile uzun zamandır görüşemediğimiz kardeşlerimizle hasbihal etmenin ve aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu bir kez daha yaşadık.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programımız iftarın ardından yapılan dua ile devam etti. Sümeyye Güven ile Allah’a olan bağlılığımızı, Saliha Can Üstün ile üç ayları nasıl ihya etmemiz gerektiğini konuştuğumuz programda, kültürel bir mirasımız olan şivliliği hatırlayıp, iftarımıza katılan kardeşlerimize şivlilik hazırlamamız manevi duygularımızın yeniden canlanmasına vesile olmuş oldu.

“Allah’ın bizeRecepveŞaban'ı mübarek kıl ve biziRamazan'a ulaştır” hadisi şerifine hep beraber amin dediğimiz programın sonunda kardeşlerimiz ile helalleşip, nice iftar sofralarında bir araya gelebilmek duası ile ayrıldık.

Şivlilik, Konya’da Hicri takvime göre üç ayların başlangıcı olan recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gecede ve Regaip Kandili sabahı çocuklarca yapılan kandil kutlama geleneğidir. Konya’da bu güne “ilk namaz” adı da verilir.

Genç Öncüler’in Mart/140. Sayısı, “Etiket Dünyası ve Mahremiyetin Tükenişi” manşetiyle yayınlandı!

Dergide bu ay teşhircilik, görünür olma çabası, mahremiyetin mahiyeti ve modern dünyada mahrem olanın pazarlanması dosyaya taşınıyor.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

Her şeyin pazarlanıp hızla başkaları tarafından satın alındığı bir dönemde yaşıyoruz. En büyük kaygımız ise curcunası sonlanmayan bu pazardaki etiket fiyatları. Endişeli bakışlarla müşterilerimizin ilgisi hep üzerimizde tutulmak isteniyor. İnsanlar da gerçek olmadığını bildiği halde sadece pazarlanıp beğenilmeye uygun sahte bir kişilik yaratıyor. Maalesef karakterimizi kendisi vasıtasıyla tanımladığımız nitelikler artık bir mağazada satılan kıyafet veya bir markette satılan ürünün niteliklerinden farklı değil; sadece daha çok beğenilsin diye söylenmiş sözlerimiz, sadece daha çok ilgi çeksin diye paylaşılan durumlarımız var. Elbette bu sadece sahte bir kişilik yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal ilişkilerde mahremiyet sınırlarının da alaşağı olmasına neden oluyor. Çoğumuzun sürekli şahit olduğu üzere müşterilerinin ilgisini çekmek için kişinin sadece kendisine, eşine veya ailesine ait olan duygular, yaşanmışlıklar, ilişkiler, sözler, durumlar vb. olan her şey bu devasa pazar içerisinde ortaya dökülüyor ve her birisine piyasa değeri biçiliyor. Adeta bu etiket dünyasında bir ürün olma pahasına kıymeti bazen sadece kendimiz, eşimiz, ailemiz ve bazen arkadaşlarımızla açığa çıkabilecek mahremlerimizi meydana seriyoruz. Peki mahremiyet duvarlarının bu şekilde hızlıca ve heyecanla yıkılmaya başlaması gerçekten sağlıklı bir durum mu? Etrafımıza baktığımızda kendi gerçekliklerinden uzak ve sırf başkaları tarafından tayin edilmiş etiketlerle kimliğini inşa eden insanlar yok mu? Herkesin bu sorulara benzer cevaplar verebileceğini tahmin edebiliyoruz, maalesef mahremiyetin tükenişi bizleri toplumsal bir infialle de baş başa bırakmaktadır. Bu infial, insan ilişkilerinde sahte kişilik ve karakterlerin normalleşmesi ve ilişkilerin sadece kimlik etiketi piyasasının telkin ettiği ilgi ve dikkat çekme arzularına indirgenmesidir. Böylesi bir hastalık hepimizin şahit olduğu üzere hızla yaygınlaşmakta.

Genç Öncüler dergisi olarak ay etiket dünyasını ve mahremiyetin tükenişini dosyaya taşıyoruz. İnsanların kendilerini ispat etmek için üzerlerindeki kıyafetlerin, ellerinde tuttukları kitapların, gittikleri yerlerin etiketine muhtaçmış gibi davranmasını; bunun sonucunda mahremiyet algısının tarumar olmasını, eskilerin, duyması halinde tüyleri diken diken olacak şekilde ayıplayacağı mahrem şeylerin günümüzde rahatça ifşa edilmesini ve hatta bilinçli bir şekilde sergilenmesi dosyada yer alan konulardan.

Furkan Gençoğlu teşhircilik adı altında mahremiyetin sergilenmesini yazdı. Nisanur Çekmece Müslümanın hayatında gösterişin ne demek olduğunu kaleme aldı. Fatma Sena Yabanigül “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” dedi. Osman Zinnur Aksu, sosyal medya ağlarının mahremiyeti nasıl etkilediğini irdeledi.

Dosya dışı konularda Ayşe Can iffet kavramını inceledi. Hatice Beyza Öztürk, 28 Şubat’ın hala devam eden yüzünü sayfalara taşıdı. Ömer Faruk Kırbaşoğlu “izm”leri kaleme aldı.

Bu ay Abdullah Yıldız Hoca ile gençlik ve namaz üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi de dosyada. Bunun yanında şiir, mekan yazıları, fotoğraf sayfası, hikaye ve denemelerle Genç Öncüler mart ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Genç Öncüler Yayın Kurulu

Genç Öncüler üniversite komisyonu olarak kış kampımızı kağıthane şubemizde gerçekleştirdik. İki günlük kampımızda yoğun ders temposuyla heybemizi doldurmaya niyet ettik. Kampımızın başlangıcında Senanur Yaşaroğlu kardeşimizle hızlı moda, üretim/tüketim ilişkilerini irdeleyen The True Cost belgeselinin tahlilini yaptık. Sosyolog Fatma Sena Yabanigül ablamızdan Mahremiyet Bağlamında Aile dersini dinledik. Ardından Uzman Psikolog Saliha Can Üstün ablamızın Mükemmeliyetçilik ve Narsisizm Karşısında Kulluk başlıklı dersinden istifade ettik. Ders aralarında çay ve kahve eşliğinde katılımcı kardeşlerimizle sohbetler ettik. Sümeyye Razi ablamızın İyiliği Emredip Kötülükten Sakındırmak konulu dersinin ardından Merve Mahitapoğlu kardeşimizle Değişen Tesettür Algısı üzerine yazı tahlili yaptık. Tesettüre giren ve tesettürü bırakan kişilerin bloglarda yayımlanan yazıları üzerinden toplumsal değişimler üzerine düşünme fırsatı yakaladık. Yoğun kamp günümüzün sonunda katılımcı arkadaşlarımızla sıra gecesi programımızda buluştuk. Kampımızın son günü Meryem Sena Öztürk kardeşimiz Gelenek Neyimiz Olur/Fıkıh dersini gerçekleştirdi ve güncel sorunlarla ilgili gelen soruları yanıtladı. Ayşe Can kardeşimiz Gelenek Neyimiz Olur/ Akaid dersinde İslâmî ilimlerin tarihinden bahsederek günümüze kadarki süreçleri ele aldı. Tüm ders ve faaliyetlerimizin sonunda helalleşerek birbirini Allah rızası için sevenlerden olmak duasıyla iki günlük kampımızı sonlandırdık.

Genç Öncüler Yarıyıl Lise Kampı

25-26-27 Ocak tarihlerinde vakfımızın Kağıthane şubesinde liseli kız kardeşlerimiz ile yarıyıl kampımızı gerçekleştirdik. Cuma akşamı Sıra gecesi ile başlayan kampımızın ilk gününü, farklı yerlerden gelen kardeşlerimiz ile tanışarak ve bolca eğlenerek geçirdik.

Cumartesi sabahı güne sabah namazı ile başladık. Saliha Özdemir öncülüğünde yaptığımız sabah sporu ile kendimize geldikten sonra kahvaltımızı yaptık. Kampın ilk dersini Sena Yaşaroğlu’nun anlatımı ile ‘Fastfasion- Tekstilde Tüketim Hızı’ konusunu konuşarak gerçekleştirdik. Tekstilde Tüketim Hızı konusunu May Akraa’nın anlatımıyla ‘Zamanın Kıymeti’ konusu takip etti.

Öğle namazı ve yemeğinin ardından etkinlik saatinde Zeynep Hafsa Günhan’ın eşliğinde kolaj çalışması yaptık. Ortaya çıkan ilginç kolajlar ile kardeşlerimiz hayal güçlerini ve üretkenliklerini konuşturdular. Etüt saatinde sınava hazırlanan kardeşlerimiz ders çalışıp test çözerken daha küçük kardeşlerimiz kitap okudular. İkindi namazını Esra Akgül ve Meryem Yurdan moderatörlüğünde karikatür analizi takip ederken, programı akşam namazı ve akşam yemeğinin ardından oynan oyunlar ile bitirdik.

Kampımızın son gününde Esra Akgül ile ‘Dijital Çağda Müslüman Olmak’ adlı kitabın tahlilini yaptık. Aklımıza takılan soruları sorduk.

Kampın son etkinliğini okul ve bölüm tanıtımı yaparak gerçekleştirdik. Berivan Ceyhan İle Maltepe Üniversitesi – Hukuk Fakültesi hakkında, Saliha Meryem Özdemir ile Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve yaptığı ÇAP kapsamında Psikoloji Bölümü hakkında, Melis Özdemir ile Boğaziçi Üniversitesi – Türk Dili ve Edebiyatı hakkında, İrem Geçgin ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Hemşirelik hakkında ve Tülay Sevinç ile Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi – Beslenme ve Diyetetik Bölümü hakkında konuşup, sınava hazırlık dönemi ile ilgili muhabbet edip kardeşlerimizin sorularını cevaplandırdık.

Kısa ama bereketli geçen kampımızın ardından birbirimiz ile vedalaştık. Sömestr tatillerinde bize vakit ayıran, bizi kendilerinden mahrum etmeyen kardeşlerimizi selamlıyor ve bir sonraki programlarda da görüşmeyi diliyoruz.

  • 1