Gündem

Salıncakçılar, hepinize kocaman bir merhaba.

Sömestr tatilini kartopu oynayarak geçirmek isteyenler hayal kırıklığı yaşasa da, kar yüzünü inceden göstermeye başladı. Şimdi hepimizin aklında aynı soru: Nerede kaldı bu kar?

Zaman nasılda geçiyor değil mi? Kış gelecek, kar yağacak, okullar tatil olacak deyip tatil planı yaparken tatili bitirdik bile. Günler birbirini kovalayadursun bu sırada Salıncak Dergisi azıcık eğlendirsin seni.

Şimdi sana bir soru; güvenmek ne demektir? İnsan en çok kime güvenir? ‘Güvenmek güzel bir şeydir’ dediğini duyar gibiyim. Madem sen de güzel bir şeydir diyorsun, o zaman elindeki dergiyi karıştırmaya başla. Bakalım güvenmekle ilgili içinde ne bulacaksın.

Sadece bu kadar değil tabii, yepyeni sayfalar da var artık Salıncak ’ta. Sağlık sayfasında bilmemiz gereken küçük ama önemli bilgileri, dil sayfasında farklı dillerde nasıl selam verildiğini, usul sayfasında sofra adabını öğreneceksin. Tabii ki eğlence sayfası yine çok eğlenceli, Fincan Nine yine çok bilgili. O zaman sana şimdiden keyifli okumalar.

Üniversiteli hanımlar olarak çağımızda Müslümanların karşılaştıkları sorunlara değinmek ve çözüm yolları için beyin fırtınası yapmak amacıyla Genç Öncüler Panelinin ilkini düzenledik. Panelde sırasıyla İlmi Hayattaki Rolümüz, Davetçi Kimliğimiz, Değişen Algılarımız ve Ötekileştirme başlıklı konuşmalar yapıldı. Şeyma Nur Tan, ‘İlmi Hayattaki Rolümüz’ konusunu anlatırken bizlere ilmin faziletlerini ve bu yola çıkmanın değerini çokça hatırlattı. Bizlere örnek olacak kadın âlimleri ve onların ilim öğrenme metotlarını anlattı. ‘Davetçi Kimliğimiz’ konuşmasını dinlediğimiz Elif Yılmaz, bizlere yaşam boyu tebliği ve karşılaşacağımız zorlukları aktardı. Davetçi kimliğimizin bir Müslüman olarak tüm hayatımızı kaplaması gerektiğini tekrar tekrar hatırladık. Üçüncü konuşmacımız Betül Babacan, ‘Dünden Bugüne Değişen Algılarımız’ konusunu bizlere fark ettirmeye çalıştı. Pek çok alanda dünya görüşümüzde, ifadelerimizde oluşan değişimleri, algılarımızdaki farklılıkları ütopya ve distopya örnekleriyle dinleyicilere sundu. Son konuşmacımız Nihal Açıkel, ‘Ötekileştirme’ başlıklı sunumuyla farkında olmadığımız ötekileştirme kategorilerimizi ve ötekine karşı olan tavırlarımızın altında yatanlar hakkında konuştu. Sunum sonunda katılımcılarla yaptığımız anket ile de şimdiye kadar ötekileştirdiklerimiz ve bizi ötekileştirenlerle yüzleştik. Çeşitli konularda farkındalık ve bilinç düzeyimizin artmasını hedeflediğimiz panelimizde katılımcı arkadaşlarımızdan güzel geri dönüşler aldık. Farklı konular ve konuşmacılarla ikinci panelimizi yapabilmek duasıyla.

Ufak bir tatilden sonra, samimi mi samimi bir program ile bahar dönemi açılışımızı yapmış bulunuyoruz. Birbirinden güzel ‘’Genç Öncü’’ ile buluştuğumuz programımıza Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladık. Sonrasında ufak ikramlarımız eşliğinde yaptığımız güzel sohbetler ise bizler için programımızın en güzel kısmıydı. Bu harika günden bir hatıra olması için de ahşap rozetlerimizi rengarenk boyamayı da ihmal etmedik. Böyle güzel bir programla ders dönemimize başlamış olmak bizleri çok mutlu etti. Dönem boyunca daha nice güzel programlarda buluşmak ve beraber harika dersler yapabilmek için tüm liseli hanım kardeşlerimizi davet ediyoruz, gelin tanış olalım!

Fatih: Cumartesi / 14.00-15.30

Başakşehir: Perşembe / 17.00-18.30

Lise Yarıyıl Kampı

Dostlarım ‘kamp haber metnini yazar mısın?’ dediklerinde, kaç yıldır Genç Öncüler kampına katıldığımı hesap ettim. Tam 11 sene olmuş. Gittiğim ilk kamp, cumbalı ahşap vakıf binasından içeri attığım ilk adım dün gibi aklımda. Öğrenci olarak katıldığım kamplardan bir süre sonra, görevli olarak davet edildiğim kampa gidişimdeki heyecanımı hiç unutmam. İşte o Lapseki kampında sorumlusu olduğum evde nasibime “niye ağlıyorsun” diye sorduğumda “ciğerim yanıyor Zehra Abla, annemi çok özledim” diyen 9-10 yaşlarında Çeçenistanlı küçük bir kız çocuğu düşmüştü. Ders aralarında salıncakta sallanır, yorulduğumuzda çardakta otururduk. Başını omzuma koyar şehid olan babasına olan sevgisini, annesine olan özlemini anlatırdı. Seneler geçti ve hala omuzlarımız ağlamak isteyenler için var. İçimiz daraldığında yüzünü görmek için yanına koştuğumuz, beraber susabildiğimiz, kıymetli bir kitabın altı çizili aziz satırları gibi değerli olan dostlarımızın kıymetini bilmeyi, ömrümüz yettiğince nasip etsin Rabbimiz. Vakıf binasını ilk gördüğümde “kederli sanki bu konak” demiştim, yıllar geçti şimdi sorsalar “bu ahşap konağın payına kederli insanlar düşmüş” derim. Kemal Sayar’ın “ Erdemli Keder” diye bir tanımlaması var. “Keder duyabilen her insan iyiliğe muktedirdir” diyor. Dostlarımızla bu tanımlamanın peşindeyiz.

Mekanların ruhu olduğuna inanıyoruz. Fatih semtinde tarihi sokakları adımlayarak ulaştığımız bu konak zamanın ve mekanın ruhunu taşıyor. Bu yüzdendir ki temiz niyetlerle alınan her kararın, gençlere ulaşmak için yapılan programların bereketini görüyoruz elhamdülillah. Bu niyetlerle 28-31 Ocak tarihleri arasında Sanayi Mahallesindeki vakıf binasında 30 kişilik ekiple Lise Yarıyıl Kampı gerçekleştirildi. Katılanlar bilir ki beraber yaşama sanatını öğretir bize bu zamanlar. Sabrı, fedakarlığı, samimiyeti, hakkaniyetli olmayı, vefakarlığı, merhameti öğretir. Bu yüzdendir ki sağlam dostluklar bu kamplarda yeşerir, bazı yollar bu kamplarda ayrılır, bazı yollara hiç çıkılmaz. Her kampta sabah namazına kaldırma görevine kim talip olacak diye dikkat kesilirim. Bunun nedeni gizli bir hayranlık aslında. Bu kampımızda Şeyma Dokak bizleri sabah namazına kaldırdı. Ömrü bereketlensin Şeyma’nın. Ardından Saliha Meryem Özdemir’in başkanlığında spor yapıldı. Kamplarda programdan kaytarmak için hep bir kör nokta aranır bulunur, bende öğrenci olarak katıldığım zamanlardan hatırlıyorum. Bu işte çokta başarılıydım aslında, üzerimde emeği olan, kamplarda uğraştırdığım kıymetli İlknur ve Gülsüm Ablalarıma selam ola. Namaz sonrasında uyku problemi olanlar özellikle bu arayış içerisine girer. Hani bilmesek profesyonel bir spor hocası çağrıldı diyebilirdik. Saliha Meryem sayesinde kahvaltıya ikinci bir uyandırma vakası yaşamadan geçebildik. Kendisine adı gibi izzetli bir ömür dileriz.

Derslerden biraz bahsetmek isterim. Kudüs ziyaretinde bulunan Senanur Yaşaroğlu, Kudüs izlenimlerini anlatarak güncel gelişmelerden bahsetti. Kudüs’ten döndüğünde “ çok özlüyorum” demişti. O özlemi yaşamanın duacısıyız bizlerde. Kamp hatırası olarak bastırılan Kudüs kartpostalları eminim baş uçlarına konulmuştur odalarda. Zeynep Özer ve Esra Akgül tesettür meselesi üzerine zihinleri berraklaştırmaya çalıştı. Derya Demirel “kibir” konusunu ele alarak Hz Muhammed’in “ kalbinde hardal tanesi ağırlığında kibir bulunan kimse cennete giremez” sözünü hatırlattı. İlk taşı günahsız olan atacaksa bu konuyu anlatmak Derya’ya yakışırdı zaten. Düğün hazırlıkları arasında bizlere yardım etmek için kampımıza katılan Ayşenur Özdemir ve Şehadet Günhan’a ayrıca teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bazı insanlar iyi ki var deriz ya, bu iki arkadaşımızda onlardan. Ayşenur Özdemir “temizlik adabı” konusunu, Şehadet ise sunum saatinde “Minimalizim” konusuyla Hz Muhammed örnekliğinde sade yaşamı savunarak “ az çoktan fazladır” dedi. Sunum saatinde Şeyma Dokak ise “Podoloji” sunumuyla bizlerleydi. Okuduğu bölüme bu kadar sahip çıkan başka birini tanımıyorum diyebilirim. Dikkat çeken sunumu için kendisine teşekkür ederiz. Sunum Konularından bir diğeri ise “Şehzadebaşı Camisi Restorasyonu üzerinden Mimari Restorasyon Nedir” sorusunu cevaplamaktı. Bu konuyu da ben anlatmaya çalıştım. Ardından 7 tepe İstanbul’dan bahsederek sunum saatini sonlandırdık. Kamp katılımcılarımızdan 7 Tepe’ye giden yolları beraber arşınlayalım diyen olursa bizler buralardayız. Sümeyye Razi, hayatımızı inşa ederken örnek alabileceğimiz öncü şahsiyetlerden Hasan El Benna ve Farhettin Paşayı anlattı. Kamp boyunca ezberini yaptığımız Cuma Suresi’nin tefsirini Şule Emek gerçekleştirdi. Gece uyumayarak ezberlerine çalışan tüm kardeşlerimizi ve ezber yarışmasının kazananları olan Zeynep Öztürk, Halenur Dur, Zehra Bike, Meryem Bozkurt, Sıla Dağ, İrem Yeşilaltun’u tebrik ediyoruz. Bu adımları onları cennete götürecek bir niyet olarak kabul olsun inşallah. Sena Çataloğlu ile hikaye yazma atölyesi gerçekleştirdik. İş çıkışında derse yetişmek için telaşla yanımıza gelen Sena’ya verdiği bilgiler ve güzel sohbeti için teşekkür ediyoruz. Son olarak konuş diyenlerin aksine susma meselesi üzerine kafa yorduk hep beraber. Atladığım bir çok şey var aslında, seneye aramıza katılacaklar için bu satırlar yeterli olur umarım. Başta kamp sorumlumuz Esra Akgül olmak üzere kamp pratik sorumluları Büşra Akgül, Saliha Meryem Özdemir ve isimleri gönüllerimizde olan kıymetli kardeşlerimize teşekkürlerimizi iletirken, kulaklara küpe şu rivayeti hatırlatmış olalım:

Hz Aişe validemize “ kişi ne zaman kötü olur” diye sorulduğunda “ kendini iyi sanınca” diye cevap verdi.

İbrahim ağabey “Gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu beraber yürüyelim olur mu?” der. Bizler de beraber yürümek isteyenler için yoldayız, bekleriz.

Zehra Yurdan

Genç Öncüler’in Şubat/127. Sayısı “Fikirlere Vurulan Pranga: İZM’LER” Manşetiyle Çıktı!

Dergide, bu ay, “modern” zamanın kavramları dosyaya taşınıyor. Batı’da cereyan eden ve bütün dünyaya yayılan düşünce akımlarının ifade ettiği manalar sorgulanıyor. Sekülerizm, Narsizm, Hedonizm, Feminizm, Ateizm, Deizm başlıca kavramlardan. Diğer yandan film tahlili, gezi yazısı ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler şubat ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

Ufkumuzu genişleten, hayatımıza yön veren, yaşadığımız topraklara kendimizi ait hissettiren, muhakkak, kavramlarımızdır. Kavramlarımız; bulunduğumuz coğrafyanın diline yansıyan birikimdir, düşünüştür, anlayıştır. Kavramların içini dolduran mana bazen sarp yamaçları anlatır, bazen coşkun ırmakları. Bazen imanı anlatır, bazen karşı duruşu. Kavramların içini dolduran mana; dünyaya meydan okumanın diğer adıdır.

Son iki yüz yılda Batı’nın bilimde ve fende yaptığı büyük sıçrama insanlık tarihinde yeni bir parantez açtı. Yeni fikirler ve kavramlar ortaya atıldı. Yaratıcının varlığının ve etkisinin üzerine perdeler örtüldü. İnsanlık nizamına yeniden şekiller verildi. İnsan, insanın kurdu olmaya layık görüldü. Oysa insan, kendini kendine bırakınca, ne zalimdir. Batı’nın kavramları, yani zihin dünyası, dahası dünyayı anlamlandırması, İslam ülkesine hakikat gibi girince, hakikatlerimizi unuttur gibi olduk. Başkasının kavramlarıyla kendini anlatması bir insanın, cehalet değil de nedir? Ya bir toplumun?

Genç Öncüler, bu ay, modern kavramları yeniden düşünüyor ve fikirlerimize vurulan bir pranga olarak “izm”leri dosyaya taşıyor.

Hasan Hüseyin Çaçan, “İslam Toplumu Olarak Asırlık Sorunumuz: Modernleşme” adlı bir çalışma kaleme aldı. Osman Zinnur Aksu, “Sekülerizm, Egzistansiyalizm ve Narsizm”i inceledi. Nur Hilal Uzun, pragmatizmin girdabını yazdı. Kübra Nur Bektaş Rasim Özdenören’in Kafa Karıştıran Kelimeler kitabını inceledi. Dücane Demirtaş, moden İslam düşüncesinin eleştirisini yaptı. Betül Babacan, “Türkiye’de Dindar Kadınların Tüketim Alışkanlığı Üzerine Bir Çalışma” adlı bir makale hazırladı. Dosya dışı konularda Furkan Gençoğlu gezi yazılarına devam etti. Mustafa Fatih Yavuz, Kudüs’teki Mamilla mezarlığının nasıl yok edildiğini duyurdu. Ozan Dilek, Doğu’nun Sazları yazılarıyla yeniden dergideki sayfasında. Bunun yanında çeviri, röportaj, film analizi, fotoğraf ve şiir bölümleriyle Genç Öncüler şubat ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Ey inananlar! Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhine dahi olsa adaleti titizlikle ayakta tutan ve sırf Allah için şahitlik eden kimselerden olun. (Şahitlik ettiğiniz) Zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın)! Çünkü Allah her ikisine de (sizden) daha yakındır. Öyleyse kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Eğer (gerçeği) çarpıtırsanız ya da (şahitlikten) kaçınırsanız biliniz ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa/135

Abonelik için irtibat numarası: 05392446562
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca genconculereyaziyorum@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.


Dergimizi bulabileceğiniz noktalar:
İSTANBUL
AKV
Genç Öncüler
Fatih Ağaç Kitabevi
Fatih İnkılap Kitapevi
Başakşehir Kültürevi Derneği
Bağcılar Güneşli Kültürevi Derneği
Kağıthane AKV
Kağıthane Genç Öncüler

ANKARA AKV
ISPARTA Umran Kültürevi
TRABZON AKV