Genç Öncüler

"Anadolu’dan kop gel düz git Ankara’yı geç sağdan, Bursa’nın biraz yukarısı..." bu jeneriği eminim hepiniz hatırlamış hatta mırıldanmaya bile başlamışsınızdır. Evet bizi İstanbul’a yönlendiren o eski fakat akıllardan çıkmayan jenerik… İstanbul’a varmak için Anadolu’dan kopmamızı yani küçük şehirlerimizi artık geride bırakmamızı hatta üstüne bir de Ankara’yı yani Anadolu’dan kopmamıza değmeyecek çünkü hala Anadolu’da bulunan bu şehri sağdan sağ dan geçmemiz gerektiğini anlatıyor.

Necip Fazıl, “Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...” dediği şiirinde İstanbul’a olan sevdasını dillendirerek hepimizin gönlüne tercüman olmuş durumda. Fatih’in en ulu ve en sevgili emaneti olan İstanbul’a bigâne kalmak ne mümkün. Her köşesinde gizli bir tarih, her eserinde mimari bir harika, her taşının altında nice şehid, göğün her karışında Allah lafzı olan bu şehri sathî bir idrâk ile değil, derin bir tefekkür ve esaslı bir bilinç ile dolaşmak üzerimize düşen bir vazife diye düşünüyorum.


Yukarı Fırla!