Genç Öncüler

Lise Yarıyıl Kampı

Dostlarım ‘kamp haber metnini yazar mısın?’ dediklerinde, kaç yıldır Genç Öncüler kampına katıldığımı hesap ettim. Tam 11 sene olmuş. Gittiğim ilk kamp, cumbalı ahşap vakıf binasından içeri attığım ilk adım dün gibi aklımda. Öğrenci olarak katıldığım kamplardan bir süre sonra, görevli olarak davet edildiğim kampa gidişimdeki heyecanımı hiç unutmam. İşte o Lapseki kampında sorumlusu olduğum evde nasibime “niye ağlıyorsun” diye sorduğumda “ciğerim yanıyor Zehra Abla, annemi çok özledim” diyen 9-10 yaşlarında Çeçenistanlı küçük bir kız çocuğu düşmüştü. Ders aralarında salıncakta sallanır, yorulduğumuzda çardakta otururduk. Başını omzuma koyar şehid olan babasına olan sevgisini, annesine olan özlemini anlatırdı. Seneler geçti ve hala omuzlarımız ağlamak isteyenler için var. İçimiz daraldığında yüzünü görmek için yanına koştuğumuz, beraber susabildiğimiz, kıymetli bir kitabın altı çizili aziz satırları gibi değerli olan dostlarımızın kıymetini bilmeyi, ömrümüz yettiğince nasip etsin Rabbimiz. Vakıf binasını ilk gördüğümde “kederli sanki bu konak” demiştim, yıllar geçti şimdi sorsalar “bu ahşap konağın payına kederli insanlar düşmüş” derim. Kemal Sayar’ın “ Erdemli Keder” diye bir tanımlaması var. “Keder duyabilen her insan iyiliğe muktedirdir” diyor. Dostlarımızla bu tanımlamanın peşindeyiz.

Mekanların ruhu olduğuna inanıyoruz. Fatih semtinde tarihi sokakları adımlayarak ulaştığımız bu konak zamanın ve mekanın ruhunu taşıyor. Bu yüzdendir ki temiz niyetlerle alınan her kararın, gençlere ulaşmak için yapılan programların bereketini görüyoruz elhamdülillah. Bu niyetlerle 28-31 Ocak tarihleri arasında Sanayi Mahallesindeki vakıf binasında 30 kişilik ekiple Lise Yarıyıl Kampı gerçekleştirildi. Katılanlar bilir ki beraber yaşama sanatını öğretir bize bu zamanlar. Sabrı, fedakarlığı, samimiyeti, hakkaniyetli olmayı, vefakarlığı, merhameti öğretir. Bu yüzdendir ki sağlam dostluklar bu kamplarda yeşerir, bazı yollar bu kamplarda ayrılır, bazı yollara hiç çıkılmaz. Her kampta sabah namazına kaldırma görevine kim talip olacak diye dikkat kesilirim. Bunun nedeni gizli bir hayranlık aslında. Bu kampımızda Şeyma Dokak bizleri sabah namazına kaldırdı. Ömrü bereketlensin Şeyma’nın. Ardından Saliha Meryem Özdemir’in başkanlığında spor yapıldı. Kamplarda programdan kaytarmak için hep bir kör nokta aranır bulunur, bende öğrenci olarak katıldığım zamanlardan hatırlıyorum. Bu işte çokta başarılıydım aslında, üzerimde emeği olan, kamplarda uğraştırdığım kıymetli İlknur ve Gülsüm Ablalarıma selam ola. Namaz sonrasında uyku problemi olanlar özellikle bu arayış içerisine girer. Hani bilmesek profesyonel bir spor hocası çağrıldı diyebilirdik. Saliha Meryem sayesinde kahvaltıya ikinci bir uyandırma vakası yaşamadan geçebildik. Kendisine adı gibi izzetli bir ömür dileriz.

Derslerden biraz bahsetmek isterim. Kudüs ziyaretinde bulunan Senanur Yaşaroğlu, Kudüs izlenimlerini anlatarak güncel gelişmelerden bahsetti. Kudüs’ten döndüğünde “ çok özlüyorum” demişti. O özlemi yaşamanın duacısıyız bizlerde. Kamp hatırası olarak bastırılan Kudüs kartpostalları eminim baş uçlarına konulmuştur odalarda. Zeynep Özer ve Esra Akgül tesettür meselesi üzerine zihinleri berraklaştırmaya çalıştı. Derya Demirel “kibir” konusunu ele alarak Hz Muhammed’in “ kalbinde hardal tanesi ağırlığında kibir bulunan kimse cennete giremez” sözünü hatırlattı. İlk taşı günahsız olan atacaksa bu konuyu anlatmak Derya’ya yakışırdı zaten. Düğün hazırlıkları arasında bizlere yardım etmek için kampımıza katılan Ayşenur Özdemir ve Şehadet Günhan’a ayrıca teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bazı insanlar iyi ki var deriz ya, bu iki arkadaşımızda onlardan. Ayşenur Özdemir “temizlik adabı” konusunu, Şehadet ise sunum saatinde “Minimalizim” konusuyla Hz Muhammed örnekliğinde sade yaşamı savunarak “ az çoktan fazladır” dedi. Sunum saatinde Şeyma Dokak ise “Podoloji” sunumuyla bizlerleydi. Okuduğu bölüme bu kadar sahip çıkan başka birini tanımıyorum diyebilirim. Dikkat çeken sunumu için kendisine teşekkür ederiz. Sunum Konularından bir diğeri ise “Şehzadebaşı Camisi Restorasyonu üzerinden Mimari Restorasyon Nedir” sorusunu cevaplamaktı. Bu konuyu da ben anlatmaya çalıştım. Ardından 7 tepe İstanbul’dan bahsederek sunum saatini sonlandırdık. Kamp katılımcılarımızdan 7 Tepe’ye giden yolları beraber arşınlayalım diyen olursa bizler buralardayız. Sümeyye Razi, hayatımızı inşa ederken örnek alabileceğimiz öncü şahsiyetlerden Hasan El Benna ve Farhettin Paşayı anlattı. Kamp boyunca ezberini yaptığımız Cuma Suresi’nin tefsirini Şule Emek gerçekleştirdi. Gece uyumayarak ezberlerine çalışan tüm kardeşlerimizi ve ezber yarışmasının kazananları olan Zeynep Öztürk, Halenur Dur, Zehra Bike, Meryem Bozkurt, Sıla Dağ, İrem Yeşilaltun’u tebrik ediyoruz. Bu adımları onları cennete götürecek bir niyet olarak kabul olsun inşallah. Sena Çataloğlu ile hikaye yazma atölyesi gerçekleştirdik. İş çıkışında derse yetişmek için telaşla yanımıza gelen Sena’ya verdiği bilgiler ve güzel sohbeti için teşekkür ediyoruz. Son olarak konuş diyenlerin aksine susma meselesi üzerine kafa yorduk hep beraber. Atladığım bir çok şey var aslında, seneye aramıza katılacaklar için bu satırlar yeterli olur umarım. Başta kamp sorumlumuz Esra Akgül olmak üzere kamp pratik sorumluları Büşra Akgül, Saliha Meryem Özdemir ve isimleri gönüllerimizde olan kıymetli kardeşlerimize teşekkürlerimizi iletirken, kulaklara küpe şu rivayeti hatırlatmış olalım:

Hz Aişe validemize “ kişi ne zaman kötü olur” diye sorulduğunda “ kendini iyi sanınca” diye cevap verdi.

İbrahim ağabey “Gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu beraber yürüyelim olur mu?” der. Bizler de beraber yürümek isteyenler için yoldayız, bekleriz.

Zehra Yurdan

Genç Öncüler’in Şubat/127. Sayısı “Fikirlere Vurulan Pranga: İZM’LER” Manşetiyle Çıktı!

Dergide, bu ay, “modern” zamanın kavramları dosyaya taşınıyor. Batı’da cereyan eden ve bütün dünyaya yayılan düşünce akımlarının ifade ettiği manalar sorgulanıyor. Sekülerizm, Narsizm, Hedonizm, Feminizm, Ateizm, Deizm başlıca kavramlardan. Diğer yandan film tahlili, gezi yazısı ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler şubat ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

Ufkumuzu genişleten, hayatımıza yön veren, yaşadığımız topraklara kendimizi ait hissettiren, muhakkak, kavramlarımızdır. Kavramlarımız; bulunduğumuz coğrafyanın diline yansıyan birikimdir, düşünüştür, anlayıştır. Kavramların içini dolduran mana bazen sarp yamaçları anlatır, bazen coşkun ırmakları. Bazen imanı anlatır, bazen karşı duruşu. Kavramların içini dolduran mana; dünyaya meydan okumanın diğer adıdır.

Son iki yüz yılda Batı’nın bilimde ve fende yaptığı büyük sıçrama insanlık tarihinde yeni bir parantez açtı. Yeni fikirler ve kavramlar ortaya atıldı. Yaratıcının varlığının ve etkisinin üzerine perdeler örtüldü. İnsanlık nizamına yeniden şekiller verildi. İnsan, insanın kurdu olmaya layık görüldü. Oysa insan, kendini kendine bırakınca, ne zalimdir. Batı’nın kavramları, yani zihin dünyası, dahası dünyayı anlamlandırması, İslam ülkesine hakikat gibi girince, hakikatlerimizi unuttur gibi olduk. Başkasının kavramlarıyla kendini anlatması bir insanın, cehalet değil de nedir? Ya bir toplumun?

Genç Öncüler, bu ay, modern kavramları yeniden düşünüyor ve fikirlerimize vurulan bir pranga olarak “izm”leri dosyaya taşıyor.

Hasan Hüseyin Çaçan, “İslam Toplumu Olarak Asırlık Sorunumuz: Modernleşme” adlı bir çalışma kaleme aldı. Osman Zinnur Aksu, “Sekülerizm, Egzistansiyalizm ve Narsizm”i inceledi. Nur Hilal Uzun, pragmatizmin girdabını yazdı. Kübra Nur Bektaş Rasim Özdenören’in Kafa Karıştıran Kelimeler kitabını inceledi. Dücane Demirtaş, moden İslam düşüncesinin eleştirisini yaptı. Betül Babacan, “Türkiye’de Dindar Kadınların Tüketim Alışkanlığı Üzerine Bir Çalışma” adlı bir makale hazırladı. Dosya dışı konularda Furkan Gençoğlu gezi yazılarına devam etti. Mustafa Fatih Yavuz, Kudüs’teki Mamilla mezarlığının nasıl yok edildiğini duyurdu. Ozan Dilek, Doğu’nun Sazları yazılarıyla yeniden dergideki sayfasında. Bunun yanında çeviri, röportaj, film analizi, fotoğraf ve şiir bölümleriyle Genç Öncüler şubat ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Ey inananlar! Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhine dahi olsa adaleti titizlikle ayakta tutan ve sırf Allah için şahitlik eden kimselerden olun. (Şahitlik ettiğiniz) Zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın)! Çünkü Allah her ikisine de (sizden) daha yakındır. Öyleyse kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Eğer (gerçeği) çarpıtırsanız ya da (şahitlikten) kaçınırsanız biliniz ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa/135

Abonelik için irtibat numarası: 05392446562
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca genconculereyaziyorum@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.


Dergimizi bulabileceğiniz noktalar:
İSTANBUL
AKV
Genç Öncüler
Fatih Ağaç Kitabevi
Fatih İnkılap Kitapevi
Başakşehir Kültürevi Derneği
Bağcılar Güneşli Kültürevi Derneği
Kağıthane AKV
Kağıthane Genç Öncüler

ANKARA AKV
ISPARTA Umran Kültürevi
TRABZON AKV

Genç Öncüler’in Ocak/126. sayısı, “ Batı’ya Doğu'dan Gelen Işık: Endülüs” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, Arap yarımadasından Avrupa’ya uzanan ve orada insanlığın birikimine onlarca katkıda bulunan, devletten öte bir medeniyet inşa eden Endülüs Emevileri dosyaya taşıyor. Devletin kuruluş süreci, altı yüz yılı geçen birikim, mimari, yazma eserler, ortaya konulan düşünce ekolleri, iç karışıklıklar ve bir çınarın yıkılışı dosyada mevcut. Diğer yandan film tahlili, gezi yazısı ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler ocak ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

Başı dik ve alnı açık bir komutan ve komutasındaki on bin asker İspanya kıyılarına çıkarma yapıyordu. İslam’ın vakur ve asil duruşunu kuşanmış yiğitler, yeni bir yurda İslam’ın mesajını ulaştırma niyetiyle gözlerini karartmış, gönüllerini yumuşatmıştı. Çok uzun sürmeyen bir kuşatma ile Endülüs’ün büyük kısmını fetheden Tarık bin Ziyad ve askerleri, zaman içinde kuzeye doğru yürümüş ve İber yarımadasının fethini tamamlamıştı.

Devletler de insanlar gibi doğar, büyür ve ölür. Öldüklerinde arkalarında ya enkaz, ya çağları aydınlatan ve insanlığın bilgi ve birikimine katkı sunan muazzam yapılar, alanlarında klasikleşen eserler, âlimler ve düşünce ekolleri bırakırlar. Endülüs’ün fethi için yola çıkarken fatihler, bin sene sonra isimlerinin rahmetle anılacağını muhakkak düşünmemişlerdi. Fakat arkalarında bıraktıkları Kurtuba, Gırnata, Malaga ve İşbiliye gibi kültür merkezleri; yetiştirdikleri İbn Tufeyl, İbn Hazm, İbn Rüşd ve İbn Arabi gibi alimlerle insanlığın bilgi ve birikiminde geniş bir parantez açılmış oldu. Mimari eserlerin çoğu yıkılmış, kitapların çoğu yakılmış olsa dahi bugün Endülüs medeniyeti hala ağır bir taş gibi kocaman bir gediği dolduruyor.

Genç Öncüler dergisi, bu ay, insanlığın en büyük birikimlerinden birini, Endülüs medeniyetini dosyaya taşıyor. Fetihlerle İslam’ın Avrupa’ya yayılmasını, İslam ordularının Viyana kapılarından önce Paris kapılarına dayanmasını; şehirlerle, kitaplarla, alimlerle insanoğlunun canına can katmasını sayfalarında işliyor. Endülüs: Çöküp gitmesi hala bir yara; bağrımızda duruyor.

Osman Zinnur Aksu ve Mahinur Özdemir Endülüs medeniyetini yazdı. Gülsüm Cemile Damar, Endülüs şehirlerini yazdı. Nur Hilal Uzun, yakılan kütüphaneleri yazdı. Menşure Aktulum, Endülüslü alim ve bilgileri sayfalarına taşıdı. Dosya dışı konularda İbrahim Enes Bulut, son zamanlarda gündeme giren sanal para Bitcoin’i yazdı. Zülfiye Zeynep Bakır’ın Avrupa ve Müslümanlar adlı makalesi de dergide. Fatih Yavuz, Kudüs’ü yazdı. Diğer yandan gezi yazısı, film kritiği, şiir ve fotoğraf sayfalarıyla Genç Öncüler ocak ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Ey inananlar! Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhine dahi olsa adaleti titizlikle ayakta tutan ve sırf Allah için şahitlik eden kimselerden olun. (Şahitlik ettiğiniz) Zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın)! Çünkü Allah her ikisine de (sizden) daha yakındır. Öyleyse kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Eğer (gerçeği) çarpıtırsanız ya da (şahitlikten) kaçınırsanız biliniz ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa/135

Abonelik için irtibat numarası: 05392446562
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca genconculereyaziyorum@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.


Dergimizi bulabileceğiniz noktalar:
İSTANBUL
AKV
Genç Öncüler
Fatih Ağaç Kitabevi
Fatih İnkılap Kitapevi
Başakşehir Kültürevi Derneği
Bağcılar Güneşli Kültürevi Derneği
Kağıthane AKV
Kağıthane Genç Öncüler

ANKARA AKV
ISPARTA Umran Kültürevi
TRABZON AKV