Teknolojinin gelişmesiyle yeni istihdam olanakları sağlandı. Eskisi gibi fabrikalar insan gücüyle üretmiyor. Eskisi gibi tarım sadece insan emeğiyle yürümüyor. İnsanın yerini teknoloji aldı. İnsanın gücünü makineler aldı. Peki insana gerek kalmadı mı? Artık insan gücüne ihtiyaç yok. Artık insan aklına ihtiyaç var. Artık insanın kendi aklına ihtiyacı var. Peki bu akıl herkeste var nasıl olacak bu iş? İşte tam da burada analitik düşünme becerisi devreye giriyor. Farklı çözüm önerileri üretebilmek, gelişebilmek, olaylara farklı bakış açılarıyla bakabilmek bu yüzyılda insanı insandan ayıran bir özellik olduğu gibi iş, eğitim ve sosyal hayatında başarılı olmak için en önemli altın kuraldır. Bir olaya on farklı insanın bakması ile bir insanın o olaya on farklı açıdan bakmasının arasında dağlar kadar fark vardır. İnsanın eğitimi, gelişimi, bilgisi ve birikimi ne kadar fazla olursa olsun analitik düşünme beceresinin az gelişmiş olması karşısına çıkan engellere farklı çözümler üretmekte zorlanması anlamına gelir. Bu da az önce söylediğim gibi insanın aklını doğru kullanabilme potansiyeline bağlıdır. Bu potansiyel ise doğru bir şekilde düşünmeyi öğretmekle mümkün olabilir. Sadece bakış açısı olarak değil, savunduğumuz yargıların, ideolojilerin, düşüncelerin tek taraflı sentezi bizi derin bir karanlığa çekiyor. Kimi arkadaşlarıyla kimi ailesiyle ters düşüyor. 

“ Savunduğunuz şeyin doğru olması, karşınızdaki kişinin haksız olduğu anlamına gelmez. Onun tarafından bakmadığınız anlamına gelir. 

Sorun üretmek kolaydır. Çözüm üretmek ise insanın aklını kullanma potansiyeline bağlıdır.Bu potansiyel düşünmekten ve üretmekten geçer. “

Çocuklarımıza bu düşünceyi nasıl aşılarız?

“Günümüzde çoğu insan kendi yeteneğinin farkında değil. Düşünmeyi, sorgulamayı, çözüm üretmeyi çocuk yaşta öğretebilirsek bir çocuğun yeteneğini kendi gücüyle keşfetmesini sağlayabiliriz. Şüphesiz ki öğretmenliğin en güzel tarafı da bir çocuğun kendi yeteneğini keşfettiği ana şahit olmak değil mi zaten?. Dünyada bununla karşılaştırılabilecek hiçbir şey yok. Bu gelişime katkı sağlamak eleştirel ve analitik bakış açısıyla bakabilen bireyler kazandırmak demektir. Topluma sorgulayan, araştıran, merak eden, düşüncelerini tartabilen ve farklı çözüm yolları üretebilen bireyler kazandırmak demek ise bu ülkeye bırakılabilecek en büyük mirastır.

 Son olarak, hayatın matematiği gerçek   matematiğe  benzemez. Matematik, sonucu bulmaya giden yol ile ilgilenir. Hayatın matematiği ise sonuç ile. Matematikte sonuca giden yollar sınırlıdır ama sonuç aynıdır. Hayatın matematiğinde ise sonuca giden yollar insan aklının becerisi sayesinde sınırsızdır. Ancak sonucun bir önemi yoktur. Çözüm üretebildiği kadar doğru, ürettiği çözümün yalnızca tek olduğunu düşünmesi kadar yanlıştır…

                                                                                           

 


Okunma : 63

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder


Yukarı Fırla!