casino maxi

Demet Tezcan ile “Meydanlar” Üzerine Konuştuk

Genç Öncüler Nis 29, 2016 0 Yorum

 

 

 

 

 

demet-tezcan

 

Röportaj: Sümeyye Akgül

İslami mücadelede meydanlar ve meydanda olmak neden önemlidir?

Hür insanların talepleri, sözü olur. Meydanlar,  var olma, varlığınızı haykırma alanlarınızdır. Hürriyetinizi kısıtlayacak tüm engelleri reddetme alanlarınızdır.  Peygamber efendimiz ( sav )’in Safa tepesine çıkıp davetini yapmasını, Hz. Ömer’in Müslüman oluşandan sonra sahabelerin, Hz. Erkam’ın evinden çıkıp, ilk defa açıktan namaz kılmak için Kabe’ye yürümesini de bu minvalde değerlendirebiliriz.  Yasağın zorbalığın zirvede olduğu yer ve zamanlarda bile özgürlüğün, dirilişin, meydan okumanın sembolüdür meydanlar ve meydanlarda olabilmek. İtirazınızı, şerhinizi, kalıplaşmış tabirle “tarihe notunuzu düştüğünüz” yerdir. Tunus, Mısır, Libya, Yemen gibi diktatörlerle yönetilen ülkeler meydanların ne kadar önemli olduğunu göstermiş oldular. Mısır darbe ile yönetimi kaybetse de Rabia Meydanı tüm dünyaya yıllar boyunca konuşulacak, çok büyük dersler verdi. Duruşu, direnişi, zulme boyun eğmemeyi öğrendiğiniz ve öğrettiğiniz Bir dershanedir meydanlar.

Meydanlar artık neden boş? İslami hareketler neden meydanlardan çekildiler?

Birincisi, Müslümanları cumhuriyet tarihi boyunca, her alanda yasağın, baskının muhatabı kılan birçok engel bugün kalkmış durumda. Özellikle seksenlerden itibaren meydanlardan talebimiz olan inanç, eğitim, kılık kıyafet serbestliği gibi pek çok talebimiz karşılık buldu ve son yıllarda normalleşmeyi yaşıyoruz. Dolayısıyla bu normalleşme, yasakların, engellerin kalkması ile birlikte birçok alanda bilgi, beceri, yetenek, uzmanlık sahibi kişi ve kurumlar yıllarca kimliklerinden ötürü dışlandıkları yerlerde kendilerine açılmış alanlar buldular.  Tüm bu kazanımlar, daha önce meydanlarda kaybedecek hiç bir şeyi olmayanların  artık kaybedecekleri, belki kaybetmekten çekinecekleri etkenler meydanlardan çekilmenin gerekçelerinden biri oldu. Bu “şey”ler mevki, makam, statü ve ilişkiler gibi.  Tehlike tam da burada başlıyor. Kendi içinde oldukları duruma bakarak her yer rahatmış yahut olan biten için yapılacak bir şey yokmuş, özellikle de artık yöntemler değişmiş gibi birçok mazeret cümlesi devreye giriyor.

De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” Buyuruyor Rabbimiz ve bugün yanı başımızdan başlamak üzere kendileri için seslerine ses olmamızı, yardım elimizi, desteğimizi bekleyen nice mazlum coğrafyalar var.

İkincisi, ciddi manada sekülerleştik İslami hareketler meydanlardan çekilirken sadece meydanlar kitleyi kaybetmedi. Kitleler meydanlarda kazandıkları ruhu kaybetti.

Gençlere neler söylemek istersiniz?

Nasıl ki boşuna yaratılmadı isek, bir anımızı da boşuna geçirmeyecek, yaratılış gayemiz ne ise o doğrultuda hareket edeceğiz. Allah gençliğinizi, sağlığınızı, zamanınızı, bilgi, beceri yeteneğinizi nerede harcadığınızın hesabını soracak bunu hiç aklınızdan çıkarmayıp, bu sorumlulukla hareket edeceksiniz.

Sadece kendi coğrafyamız için değil, yeryüzünde nefes alan bir tek Müslümanın dahi olduğu beldelere gözünüzü, kulağınızı açık tutacak ve Allah’ın emirlerinden olan kardeşliğimizin gereği ne ise yapacak, yapmaya hazır olacaksınız.

Dünyanın her yerinde Müslüman kardeşlerimiz bizim hal ve hareketimize bakıyor. Bu ağır sorumluluğu nimet bilip, iyiliğin öncüleri, rehberleri sizler olacak, ümmet coğrafyanın yeniden dirilişine siz öncülük edeceksiniz. Bugün yeryüzünde imtihanın her çeşidini yaşayan Müslüman kardeşleriniz var. Şunu hiç unutmayın ki; bizim imtihanımız, imkânlarımız. Bu imkanları insanlığın kurtuluşu için kullanacak, İslam coğrafyası, ümmetin geleceği adına kurulan hayaller, beklentiler için sizler mümküne kapılar aralayacaksınız. İslam ümmeti için yapılması gereken bir şeyler varsa bunu yapacak olan benim diyeceksiniz.

Peygamber efendimizin, “beni yaşlandırdı” diye ifade buyurduğu Hud Suresi, 112. Ayette Yüce Rabb’imiz  “ Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”  buyuruyor. Emrolunduğunuz üzere dosdoğru olacaksınız ve dünya Müslümanlarının, Müslüman ferasetine muhtaç olanların geleceğine dair söyleyecek sözünüz, örnek alınacak eylemleriniz olacak.

 

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder