casino maxi

Bir Musa Anter Hikâyesi: Asasız Musa

Sinema Eki 19, 2014 0 Yorum

74 yaşında iken faili ‘meçhul’ bir cinayete kurban giden, yazar ve aydın Musa Anter’in hayatını anlatan Asasız Musa, tiyatrocu-yönetmen Aydın Orak’ın uzun uğraşları sonunda tamamlandı ve seyirci karşısına çıktı.

Çocukluğundan itibaren zorlu bir hayat yaşayan Musa Anter –diğer bir deyişle Ape Musa- yaşamı boyunca sürgün edildi, idamla yargılandı, 71 ve 80 darbelerinde hapse girdi ve 1992 yılında kültür ve sanat festivaline katılmak üzere geldiği Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Ölümünden 21 yıl sonra iddianamesi tamamlanan bir düşünürün filmini çekmek, onu anlatmak, onunla ilgili bir şeylerden bahsetmek elbette ki çok zordur.  Aydın Orak ise daha yönetmenlik kariyerinin başlarında böyle bir şeye kalkışarak fazlasıyla ağır bir yükü sırtlıyor. Yönetmenin ikinci filmi ve aynı zamanda ilk senaryo deneyimi olan Asasız Musa,  ‘ilk film’ olmanın zaaflarını izleyiciye fark ettirmekten kaçamıyor.

Belgesel ve kurmaca  arası bir tarza sahip olan filmde yönetmen, Musa Anter’in başından geçen olaylara kısaca yer vermenin dışında çeşitli metafor ve imgelerle de farklı bir anlatım yakalamaya çalışmış. Bu yüzden film sinemasal olarak bir çizgiye oturamıyor ve bunun sıkıntılarını da yaşıyor, aynı anda birçok şeyi yapmaya çalışırken hiçbir şeyi tam olarak yapamamak da diyebiliriz buna. İmgelerin içinde boğulan ve fazlasıyla uzun tutulmuş planları ile seyirciyi yoran bir forma sahip.

Filmin diğer bir eksisi ise fazlasıyla ‘teatral’ bir yapıya sahip olması. Elbette ki bunda tiyatro kökenli bir yönetmene ait olmasının da payı vardır. Bu yönüyle sinema diline entegre sorunu yaşayan film, sinema sanatı için fazlasıyla ‘büyük’ olan oyunculuklar yüzünden negatif bir atmosfer oluşturmaya başlıyor bir süre sonra. Film bu haliyle seyirciyle güçlü bir bağ kuramıyor.

Asasız Musa, sinematografik özellikleri açısından da olgun bir dil yakalayamamış. Kamera hareketleri ve kadrajlar tam anlamıyla bir karmaşa halinde. Yönetmenin film boyunca farklı şekillerde kullandığı ‘kamerası’ seyirciyi yormaktan öteye gitmiyor. Fazlasıyla deneysel bir kurgu tercihinde bulunan yönetmen, yaptığı keskin geçişlerle alt metne zarar veriyor.

Filmin avantajlı olduğu en büyük nokta ise mekân ve doğal atmosferin çok büyük bir sinemasal zenginliğe sahip olması. Evler, yayla ve sokaklar; hepsi doğal bir güzelliğe sahip. Filmde çocuklarının da yer alması ise Musa Anter’in yaşadığı olayların olduğu gibi aktarılması bakımından büyük bir şans. Ape Musa’nın yaşadığı etkileyici olayları aktarırken bir bağlantıya sahip olmaması ise bu güzellikleri örseliyor.

Deneysel tarzın getirdiği dezavantajlardan biri olarak: Filmin sonunda ‘Musa Anter hakkında bir farkındalık’tan çok bir kafa karışıklığı ve –tabiri caizse- dağınıklık kalıyor. Tüm bu sebeplerden dolayı Musa Anter hakkında insanların zihinlerinde sorular sordurmaya çalışan, farkındalığa ve sorgulamaya sevk etmeye çalışan film, meramını ifade etmekte yetersiz kalıyor.

 

bu yazı 07.10.14 tarihinde filmarasidergisi.com ‘da yayınlanmıştır.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder