casino maxi

BİR İZZET VESİKASI: SURİYE KIYAMI

Gündem Nis 07, 2016 0 Yorum

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 120 bin insanın ölümünün ardından 2013 yılında yaptığı bir açıklamayla Suriye’de ölü sayısının artık güncellenemeyeceğini duyurdu. Bu açıklamanın ardından binlerce insan daha varil bombalarıyla katledilmesine rağmen ölü sayısı 120 binde sabitledi. Bir millet düşünün ki, ölen binlerce insanını dahi dünyaya inandıramıyor…

Suriye kıyamı 5 yılını geride bıraktı. En iyimser tabloda, 400 bin Suriyeli hayatını kaybetti, 8 milyon kişi Suriye içinde, 5 milyon kişi Suriye dışına göç etti. Muhaliflerin yenilgiye uğrattığı Esed’in imdadına zalim Batı’nın Ortadoğu bürosu İran yetişti. İran’ın da en değerli generalleriyle Suriye’ye gömülmesinin ardından Batı, savaş uçaklarını dahi papazlara kutsatan, ABD ile Suriye’yi çoktan bölüşmüş Rusya’ya bel bağladı. Amiyane tabirle, Suriyeli muhaliflerin savaşmadığı bir tek uzaylılar kaldı…

Bunlar olup biterken Batı, bunca zamandır Ortadoğu’da Sünni bir canavar yaratmadığını fark etti ve DAEŞ’i kurdu. Dünya, DAEŞ’in Esed’e karşı savaşmasını beklerken DAEŞ Esed’e tek bir kurşun dahi atmadı. DAEŞ ile savaşmak için ABD’den onay alan PYD ise Türkiye’nin desteklediği muhalif gruplara saldırdı. PYD, Rusya ve ABD’nin destekleriyle 2015 yılında topraklarını %186 arttırdı. Nihayetinde Batı’nın asıl hedefinin Türkiye olduğuna dair bir şüphe kalmadı. Azez-Halep hattının da PYD tarafından ele geçirilmesi halinde, Batı’nın DAEŞ operasyonlarına başlaması bekleniyor. Akabinde DAEŞ’ten temizlenen topraklara PYD’nin yerleştirilmesiyle DAEŞ’in rolü tamamlanacak ve Ortadoğu’da Türkiye ile savaştırılmak üzere büyük bir PYD/PKK devleti kurulacak. Tuzakların üzerinde, tuzak kuranların en hayırlısı Allah izin verirse…

Suriye kıyamı bunca acıya rağmen, zalim dünya sistemi için sonun başlangıcını temsil ediyor. BM’nin açlıktan kırılan Madaya halkına dahi yardım etmek için Esed’den izin almasını, insan haklarının teminatı olduğunu iddia eden Batı ülkelerinin mülteci kabul etmemek için çevirdiği dümenleri, İran-Hizbullah milislerinin İsrail’den daha fazla Müslüman katletmesini, afili argümanların arkasına saklanarak İrancılık oynayan “Müslümanları” tarih elbet yazacaktır. Annesi varil bombalarıyla parçalanan çocuklar intikam için ayaklandıklarında “terörist” yaftalamaları da Batı’yı kurtaramayacaktır. Her savaş gibi Suriye savaşı da bir gün bittiğinde, sokaklardan çocuklarının cesetlerini toplayan babaların feryatlarına sağır kesilenler vicdanlarıyla baş başa kalacaktır. Eğer zerre kadar vicdanları kaldıysa…

Hamdolsun, BM Genel Kurulunda “Dünya beşten büyüktür” diyebilen bir Cumhurbaşkanına, “Bizim yüreğimiz dünyanın bütün bütçelerinden daha büyüktür” diyebilen bir Başbakana sahibiz. Binbir iftira ve karalama kampanyasına rağmen dünyaya insanlık dersi veren Türkiye, zalim dünya sistemini onurlu bir isyanla sonlandırmaya adım adım yaklaşıyor. Batı, halihazırda 3 milyon Suriyeliyi misafir eden ve Suriyeliler için 8 milyar dolar harcayan Türkiye’nin iç meseleleri ile zayıflatılarak Suriye’ye ve mazlum coğrafyalara sırtını dönmesini hedefliyor. Türkiye içindeki paralı Batıcılar ise iç meselelerimizi fırsat bilerek zihinlere “Suriyelileri aldığımız için başımıza bunlar geliyor” algısını yerleştirmek için olanca gücüyle çabalıyorlar. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye sığınan mültecileri taş taş üstünde kalmamış Suriye’ye geri yollayacağını söylüyor. Irkdaşları olmayanlara yardım edilmesine karşı çıkan, ırkdaşları Türkmenlere giden MİT tırlarının ise DAEŞ’e gittiği iftirasını atan MHP Genel Başkanı Bahçeli özür dahi dilemiyor. İç ve dış düşmanlarla bu denli büyük bir kuşatma altına alınan Türkiye’nin hala dimdik ayakta olmasının tek bir açıklaması var: Mazlumun duası…

Suriye kıyamının başladığı 2011 yılından bu yana 150 bin çocuk Türkiye mülteci kamplarında dünyaya gözlerini açtı. Türkiye’nin misafir ettiği 3 milyon Suriyelinin 1,2 milyonunu 18 yaşından küçük çocuklar oluşturuyor. Muhtelif raporlara göre 2 milyon Suriyelinin temelli olarak Türkiye’de kalacağı, dolayısıyla Türkiye’nin genç nüfusunun 1,2 milyon artacağı öngörülüyor. Hal böyle olunca “adam yetiştirme” iddiası olan sivil toplum kuruluşlarının omzuna ağır bir yük, ağır bir vebal yükleniyor. Doğu-Batı seferleri düzenleyerek mülteci kamplarındaki çocuklar ile Türk çocuklarının kalplerinin birbirine ısındırılması uzun vadede elzem görünüyor. Her şeyden öte, devlet memuru pozisyonu hasebiyle kamp yönetimlerinin temas edemediği noktalara sivil toplum kuruluşlarının yoğunlaşması gerekiyor. Her birimizin malumu 28 Şubat, Türkiye’de donanımlı bir Müslüman nesli heba etti. Yine 28 Şubat’ın bir sonucu olarak, “28 Şubat’tan sonra yalnız bunlar ayakta kalabildi, destekleyelim” algısıyla hüsnü zan gösterilen “donanımlı” kadrolara sahip Gülen örgütü, nihayetinde ihanetleri ile Türkiye’nin bir neslini daha heba etti. Şimdi ise elimizde tertemiz bir nesil daha var. Bu nesli de heba edersek Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun bir daha belinin doğrulduğunu görebilir miyiz Allahualem…

Kilis Valisi, geçtiğimiz günlerde 130 mülteciyi kabul edeceğini duyuran Avrupa ülkesine “130 kişiye evimde bakabilirim” cevabını verdi. Kilis, nüfusu kadar, Suruç ise nüfusunun iki katı kadar mülteciye ev sahipliği yapıyor. Gaziantep, 600 bin Suriyeli misafir etmesine rağmen her anlamda örnek bir şehir olma özelliğini koruyor. Hatay Yayladağı’nda Suriye Türkmenlerinin yetimleri için kurulan Özgürlük Esintileri okulunda 600 çocuk eğitim görüyor. Ümmetin gururu İHH, Azez ve Halep’ten göç ederek Kilis Öncüpınar sınırına gelen 100 bin Suriyeliyi misafir ediyor… Türkiye ensar olmanın kıymetini biliyor, ensar sınavından alnının akıyla çıkıyor. 3 milyon Suriyelinin sığındığı Türkiye’de ufak tefek birkaç olay dışında ciddi bir asayiş sorununun oluşmaması da Suriyelilerin vefalı bir millet olduğunu gösteriyor. Ne diyordu o güzel şiir: “Vefalı Türk geldi yine, selam sana Türk’ün bayrağına…” Velhasıl; dağ, taş, insan ve tarih şahit olsun, vefalı iki milletin kaderi Anadolu’da yeniden yek vücut oluyor… Vesselâm.
İSMAİL YASİN AVCI –

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder