casino maxi

BİLİMSEL TEVİL İLE YORULMANIN AYMAZLIĞI

Dinler Tarihi May 26, 2016 0 Yorum

 

Kur’an ı Kerim de Allah kendisini, kozmik uyumun tek kurucu/koruyucu/sürdürücüsü olarak tanıtır. Bu uyumun içinde hiçbir şey O’nun izni ve kozmik programının dışında bir davranış biçimi sergileyemez. Kozmolojik bu uyuma Sünnetullah denir. Aynı kavram yeryüzü sosyolojisi içinde geçerli bir kuraldır. Bir uygarlığın doğuşu ve yıkılışına kadar ki tüm süreç bu kurallar bütününe uygun gelişir. Bu uyumun yeryüzündeki tek istisnası insandır. İnsan bu uyuma “ister uy, ister uyma” bağlamında bir seçimle karşı karşıya bırakılmış ve bir imtihan unsuru olarak var edilmiştir. İnsanın uyumsuz davranma özgürlüğü, Allah’ın yarattığı tüm uyumun içindedir ve bu kurgu mükemmeldir. Çünkü bir Uyum ancak içinde tüm olasılıkları barındırdığında kusursuzdur.

Allah tüm insanlığı bu uyuma dahil olmaya davet etmek için iradesine hitap eden Vahyi göndermiş, onları elçiler yoluyla gerek korkutmuş gerekse müjdelemiştir. Kozmik uyuma aykırı davrananlar bundan korkmalıyken doğru yolda olanlar nihai sonun getirdiklerine razı olduklarından kendilerini güvende ve umutlu hissetmişlerdir. Ahiret bu beklentinin ve mutluluğun adıdır.

Allah Kur’an ı Kerim de onca ayette Güneş, Ay, Yıldızlar, Gece- Gündüz, Yağmurun yağması, bitkilerin yeşermesi, denizlerin ve hayvanların var edilmesi ile bütün bunların insan istifadesine sunulması gibi olağanüstü uyum örneklerine dikkat çeker. Öylesine nokta atışı örneklerdir ki üzerinde saatlerce günlerce yıllarca konuşmak insanı yormaz. Ancak bu uyumdaki kusursuz sistematiğe, bunlar arasındaki mükemmel kusursuzluğa bakarak Allah’ın

“Hadi bakalım beni takdir edin”,

“bakın ben ne muhteşemim”,

“alkış yok mu alkış”,

“Bakın ben neler başarabiliyorum!” demek için söz konusu ettiğini düşünmemek gerekir. Allah bütün bunları güç ve kudretini ispat etmek için değil, bizim aklımızı başımıza almamız için söz konusu eder. Allah kendisini tüm bu kozmik uyumun tek sahibi olarak deklare etmekle zaten sistemin kusursuzluğunu ve insanın acizliğini de vurgulamış olmaktadır.

Bu nedenle Kur’an ayetlerinin ve Kuran’ın mucize oluşuna delil getirmek için tevilde bulunmanın hiç bir gereği yoktur. Tüm ayetler zaten İnsanın bu uyuma davetini içeren bir niteliktedir. Kitabı davet niteliğinden uzaklaştırıp onu Allah’ın varlık kanıtına ispat aracına dönüştürdüğümüzde İnsanın acizliğinden kaynaklanan birçok kusur, kitaba ve dolayısı ile Allah’a nispet edilir. Ateizmin palazlanması tam da böylesi bir zorlamanın ürünüdür.

Bu mücadelede Allah’ın nesnel kanıtlarını ispatlamak yerine, Allah’ın tarafında olanların yapması gereken şey; İnsanın yeryüzünde ki sorumluluk alanlarını canlı tutmak olmalıdır. Kitap kendi içinde insanın dikkatini çekecek yeterince örnek vermiştir. Zira Allah’ın nesnel kanıtları insanı soyut düşünmeye zorlar ve soyut düşünce insanın yeryüzündeki ontolojisinde bir anlam kazanmaz. İnsan sınanan bir varlıktır ki onun sınav soruları içinde “Allah’ın nesnel gerçekliği” yoktur. Çünkü bu çap bu gerçekliği kaldırmaz. Haddimizi bilip işimize bakalım.

Haydi açları doyurmaya, çıplakları giydirmeye mazluma arka çıkmaya.

Haydi Adaleti, Barışı, Özgürlüğü, Merhameti kısacası Salat’ı yeryüzünde kaim kılmaya.

Haydi Bismilllah

Kocaeli Dinler Tarihi Grubu

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder