Benny’s Video

Sinema Eki 19, 2014 0 Yorum

Bazılarının Kent Üçlemesi, bazılarının ise Ruhsal Buzlaşma Üçlemesi dediği Micheal Haneke’nin muhteşem serisinin ikinci filmi Benny’s Video.  1992 yapımı bu filmde de daha önceki filmlerde olduğu gibi bu filmde de fazlası ile kayıtsızlığa eleştiri mevcut.

Filmimizin kahramanı olan Benny hayatını kendi oluşturduğu bir video dünyası içinde yaşayan 14 yaşında bir çocuk rolünde. Benny ‘nin en önemli hobisi video kamerasıyla etrafı çekmek ve sonra bunları izlemektir. Dışarıyı bile bir video kamera ve televizyon vasıtasıyla seyretmektedir. Babası ise odasına bu kadar çok kapalı oğluna camı açıp odayı havalandırmasını söyler, çünkü Benny videonun içinde kaybolmuştur. Tüm günü video ile geçen bu çocuğun masal niyetine video izlemesi de gayet mantıklı bir durum oluyor ve garipsenmiyor da film içinde. Açık olan televizyonda ise Avrupa’dan dehşetli görüntülerin yer aldığı haber programları görünüyor sıkça. Haneke diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmde de televizyonu çok güzel kullanarak insanlara acı ve şiddeti hatırlatmış.

Başından beri durgun olan film Benny ’nin video dükkanının önünde her gün duran kızı evine getirmesi ile farklı bir boyuta taşınıyor. Filmin havasına uygun olarak soğuk bir atmosfer içeren evde gayet beklenmedik bir durumdur bu. Evde birbirlerine karşı gayet utangaç ve çekingen iki çocuk durumdadırlar ve biz genç bir erkeğin eve getirdiği kız ile yakınlaşmasını beklerken şaşırtıcı bir şey oluyor ve Benny mezbaha tabancasını ortaya çıkarıyor. Bu mezbaha tabancası ise daha önce çektiği videolardan birinde gördüğümüz çiftliklerinde domuz öldürmede kullanılan tabancadır. Tabancayı kıza verip kendisini vurmasını ister. Kız bunu yapmayı reddedince Benny kızı korkaklıkla suçlar ve silahı alıp kızı karnından vurur; tek seferde ölmemesi üzerine ise iki el daha ateş ederek tam anlamı ile öldürmüş olur.

Öldürme olayının sonrasında büyük bir telaş ve heyecan beklerken yine şaşırıyoruz ve çocuğun gayet soğukkanlı hareketlerini izliyoruz. Ölü halde kız beklerken onu hiç düşünmeden sütünü içiyor, akşam arkadaşları ile takılmayı ise ihmal etmiyor. Ertesi gün eve dönmeden önce ise bir berbere gidip kafasını sıfıra vurduruyor. Burada Nazi göndermesinin görmemek imkansız ve bu gönderme ile Avrupa’ya Nazi’yi tekrardan hatırlatmış oluyor bir bakıma hafta sonu eve erken gelen ailesi ise bu hareketi tepki ile karşılar ve sert eleştirilerde bulunurlar Benny’e.  Aradan geçen kısa bir süre sonra Benny cinayeti itiraf eder ve asıl merak uyandıran taraf başlamış olur: Şimdi ne yapacaklar?

Oğullarının en iyi ihtimalle akıl hastanesine yatacağını farkına varan aile görgü tanığı olmamasından da destek alarak cinayeti gizlemeye çalışır ve birkaç fikirden sonra cesedi “borulardan geçecek kadar küçük parçalara” nasıl bölebileceklerini konuşurlar. Baba Georg, cesetten kurtulma işini üzerine alır ve karısıyla oğlunu Mısır’a tatile gönderir. Annesi ise bu tatil boyunca nedeninin bilemediği bir şekilde köşede bucakta ağlamaya devam eder. Belki bir vicdan duygusudur, belki oğlunu kaybetme korkusudur bunu bilemiyoruz. Döndüklerinde ise baba her şeyi halletmiş bulunmaktadır ama her şeyin bu kadar kolay olmadığını anlıyoruz daha sonrasında.

Benny karakola gidip suçlarını itiraf etmiştir. Ne kadar kalpsiz olarak görsek de en başından beri cinayet işlediği suçunu gizleyecek kadar “pişmemiştir’’. Benny, polis sorgusundan çıktığı sırada anne ve babası da karakola getirilmişlerdir. Anne ve babasına bakıp “pardon” der. Bu söz ise yorumlanamayacak sayıda anlam içeriyor. Belki bütün ailenin suçunu itiraf ettiği için özür dilemiştir, ki bu en basit anlamı oluyor.

Eskiden tarımsal ve hayvansal üretim için kullanılan çiftlikler artık burjuvazinin şehir yaşamından kaçma ve stres atma merkezleri haline gelmiştir. Bu toplumdaki değişimin, dönem farkının bir göstergesi olarak kullanılmış. Yine Hitler’e bir gönderme olan mezbahadaki domuz ölümü iki kez geçiyor. Bunu da çalışma kamplarındaki toplu cinayetler de mezbahaları andıran bir biçimde işlenmesinden çıkarıyoruz. Tekrar eden bir şekilde Nazi ve Hitler mesajını vermeyi ihmal etmemiş Haneke.

Genel anlamda baktığımızda ise çok sayıda kurum eleştirisi barındırıyor film. En temel yapı taşı denilen aileden başlayarak, adalet ve eğitim kurumlarına değinmenin yanı sıra toplumsak ahlak, iletişimsizlik gibi soyut kavramlarla ilgili de gerekli mesajı verdiğini düşünüyorum.

Modern insan hakkında bir film çekilecekse önce bu film izlenmeli, sonra tekrar düşünülmeli bence. İnsanı her türlü yönden ele alan bu film gerek anlatımı ile gerek konusu ile gerçekten çıtayı fazlası ile yükseltmiş durumda.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder