Hayat o kadar hızlı ki göremiyoruz yanından geçtiğimiz ağaçları, uçan kuşları. Aldığımız nefes kömür olmuş, bastığımız toprak beton. Herkes koşuyor dünyayı döndürebilmek için.  Bir topun üstüne koymuşlar da bizi, biz koşuyoruz. Yaşamak için koşuyoruz, yaşamadan. Güneşi görebilmek için aslında ama ona hiç bakmadan. Duyabilmek için cıvıltıyı, koklayabilmek için çiçeği, sevebilmek için her şeyi, korkmadan…

Saatlerimiz böyle geçiyor ve gece oluyor. Evlerimize çekiliyoruz, beden yorgun. Aylarımız böyle geçiyor ve kış geliyor. Gözlerimizi kapatıyoruz, ruh yorgun. Rüzgar camlarımızı yumrukluyor ama kelimeler yorgun. Belki de söyleyecek söz yoktur sevemediğimizden bir yıldızı. Karıncaya güvenemediğimizden belki de ya da şimşekten korktuğumuzdan. Yağmurda ıslanmayı sevemediğimizden ya da… kendimize küs olduğumuzdan. Koşarken durmayı unutmuşuz biz. Nefes almayı unutmuşuz. Sevmeyi, sevilmeyi, şükretmeyi unutmuşuz. Dünyayı döndüren biz değiliz, unutmuşuz. Elimizde sandığımız o ipleri bir bıraksak aslında, suyu aktığı gibi, güneşi doğduğu gibi kabullensek… Gözümüzün gördüğü kadar uzağa bakıp ciğerimizin aldığı kadar nefes alsak. Rüzgarı saçlarımızda, yağmuru avuçlarımızda hissetsek mesela. Ömrümüz kelebeğinkine denkmiş gibi sevsek her gün. Ertelemesek yaşamayı. Hani unutmuşuz dedik ya hatırlasak. Hani koşuyoruz dedik ya dursak. Hani kendimize küsmüşüz ya bir barışsak. Ahh bir barışsak… O zaman dünyayı da bırakırız kendi haline. Bırakırız saçlarını kesmeyi saçları uzar. Papatyalar taç olur başına. Gözyaşları dalgalanmaz da durulur. Güneş doğar kuytularına. Belki bizde görürüz o zaman güneşi. Hani kendimizle barışınca diyorum, severiz yıldızları, güveniriz karıncaya, korkmayız şimşekten. Dünyayı bizim döndürmediğimizi anlarız da şükrederiz. Saçımıza aklar düşmeden doyasıya salıncakta sallanırız. Elimize bastonu almadan kendi etrafımızda döneriz başımız dönene kadar. Kamburumuz çıkmadan diyorum yani, kaldırıp başımızı bakarız gökyüzüne. Güneşin gelişini izleriz, gidişini izleriz. Yerine bıraktığı umudu bekleriz.

Saatlerimiz böyle geçer ve gece olur. Evlerimize çekiliriz, beden mutlu. Aylarımız böyle geçer ve bahar gelir. Gözlerimizi kapatırız huzurla, ruh mutlu. Rüzgar camımızın önünde şarkı fısıldar ama kelimeler yine suskun, sadece gülümser.

Melike Güleç

Hacettepe Üniversitesi

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder