casino maxi

Avrupa Notları / 1 Şirin Bir Adalar Diyarı ‘’Malta” / 1

Furkan Gençoğlu 4 Ekim 2017 0 Yorum

Maltadayız. Yaklaşık 6 ay burada kalacağız diye ümit ediyoruz. Endişeli gözlerle etrafı seyrediyoruz. İnternette araştırma yaptığımda bir küçücük adalar ülkesi olarak bahsetmişler bu adadan. Adalar ülkesi diyorum çünkü üç adadan oluşuyor burası. Malta, Gozo, Comino... Sadece Malta ve Gozo’da yerleşim mevcut. Comino’da ise Avrupa’nın en güzel koyu olarak ünlenmiş Blue Lagoon bulunuyor. Bu yüzden yerleşim olmamasına rağmen Malta’yı Malta yapan en büyük etkenlerden biri Comino adası. Başkenti ise ülkenin kuzey batısında bulunan Valetta şehri.  Yaklaşık 60 dil okulunun bulunduğu Malta öğrenci ve turistlerin yoğun akınına uğruyor.

Ufak ülke tasavvuru kişiden kişiye değişir. Bir ucundan diğer ucu 30 km olarak ölçülen bu ülke kimine göre küçücük olarak tasavvur edilebilir. Fakat benim küçüklük büyüklük algım alana göre değil erişilebilirliğe göre değişiyor. Malta’da her şeye kolayca ulaşmak mümkün. Luqa havalimanından Avrupa’ya wizz air ve ryan air (uçan metrobüs diyorlar) ile kolayca ve çok ucuz ulaşabilirsiniz. Örneğin gidiş dönüş Roma kampanyaları yakalarsan 80 lira. En ufak kasabasında bile onlarca restoran var. Büyükçe bir AVM’si var ve hemen hemen tüm markalar mevcut. Ada içi ulaşım ağı oldukça gelişmiş. Bizim yaşadığımız güneydeki Mellieha kasabasından herhangi bir yere ulaşmak için Tallinja isimli firmanın otobüslerini kullanıyorsunuz ve bu otobüsler 3-4 dk içinde geliyor genelde. Küçücük mü demiştik? Her şeye erişimin kolay olduğu yerlere ben şirin diyorum. O yüzden bu yazının başlığı “Bir şirin adalar ülkesi Malta”

Malta’ya ilk insanlar M.Ö 4000 yılında ulaşmışlar. Nasıl ulaştıklarına dair herhangi bir fikrim yok. Sonrasında Fenikeliler, Kartacalar, Bizans hakimiyeti sürmüş adada. 870 yılında Arap hakimiyetine girmiş. Araplar yaklaşık 200 sene hakimiyet kurmuş adada. Ama güçlü izler bırakmışlar. Adanın diğer resmi dili Maltizcenin kökenlere Arapçaya dayanıyor. Mesela burada “triq mdina” demek mdina şehrine giden yol demek anlamına geliyor. Tarikat arapça bir kelime ve yol anlamına geliyor Türkçe’de. Triq maltizcede yol anlamına geliyor. Mdina, Zejtun, Rabat ve daha bir çok şehrinin ismi Arapça. Dil telaffuz olarak İtalyancayı andırıyor. Arapça ve Sicilya lehçesinin karışımından oluşmuş. Latin alfabesi kullanılan tek sami diliymiş.

Adadaki Arap hakimiyetine 1090 yılında Norman’lar son vermiş. İtalyanlar, Fransızlar, İspanyollar sırasıyla hakim olmuşlar. Fakat 16. YY’da adaya şövalyelerin gelmesiyle uzun sürece şövalyeler devri başlamış. Şövalyelerin adaya geliş hikayesi bizim açımızdan önemli. Kanuni Sultan Süleyman Rodos adasını fethettiğinde Şövalye Lis’Adam Sultan Süleyman’dan eman dileniyor ve hayatı bağışlanıyor. Şövalyeler Rodos’tan çıkmak zorunda kalıyorlar ve çeşitli zorluklar yaşayarak ( çok uzun bu kısım ayrı bir yazı konusu olmayı hakediyor) sonunda Malta’ya geliyorlar. Başkent Valetta Jean Paristot de Valetta isimli şövalyeden ismini alıyor. Kanuni Sultan Süleyman Malta adasını da imparatorluk topraklarına katmak için bir sefer düzenliyor fakat sefer başarısız oluyor. Adanın çok olmasından dolayı Piyale Paşa kışın denizde çok zor geçeceğinden endişe ederek Elmo kalesini almasında rağmen her şeyi geri bıraktırıp donanmayı geri çekiyor. Adayı 19. YY başlarında Fransa işgal etmeye çalışıyor fakat Malta’lılar İngilizlerin himayesine girmeyi kabul ederek bu tehlikeden kurtuluyorlar. 1814 yılında İngiliz hakimiyetine katılan Malta ancak 1964 yılında Kraliçenin onayı ile bağımsızlığını ilan edebilmiş. 2008 yılında da Avrupa Birliği üyesi olmuş. İngiliz Milletler Cemiyeti üyesi olan Malta’da trafik dahil olmak üzere kurallar İngiliz Milletler Cemiyeti ülkeleriyle benzer.

 

Malta’nın %99’u katolik mezhebine mensup. Biliyorsunuz katolikler oldukça dindardır. Tabi her yerde olduğu gibi sadece yaşlıları. Burada yaşlılar ile gençler arasında devasa bir uçurum var. Öyle ki gençler adada sosyalistleri iktidara getirmiş ve LGBT evliliği papanın tüm tepkisine rağmen  %99 katolik nufus bulunan bu adada bu sene yasallaşmış. Gençler oldukça seküler ve tamamen hazza dayalı bir hayatı tercih ediyorlar. Dinin ibadet (dua) boyutuyla genelde yaşlılar ilgileniyorlar. 400 bin yerleşik insanın bulunduğu adada tam 365 tane klise var. Yani yılın her günü farklı bir klisede ibadet edebilirler. Gençler genelde adadan kaçmanın peşinde. Çünkü asgari ücret Avrupa standartlarına göre ortalama seviyede. Yaklaşık 800 euro. Fakat herkes ücretlerden değil vergilerden şikayet ediyor. Sanırım bunu duymuş olacak ki Recep Tayyip Erdoğan komutasındaki hükümetimiz vergileri kendilerinin deyimiyle yeniden yapılandırıyorlar.

Yemekler demiştik devamını getirmemiştik. Yemekler klasik akdeniz lezzetleri. Türkiye ile oldukça benzer. Zaten adanın her tarafını Urfa’lı, Mardin’li kebapçılar çoktan kuşatmış. Ada halkı kendilerinden oldukça memnun. Çünkü çok düşük rakamlara oldukça kaliteli hizmet veriyorlar. Porsiyonlar burada aşırı büyük. Yani daha biz porsiyonlarımızı hiç bitiremedik. Genelde bir porsiyon kebap veya döner 350-400 gram arası. Tabaklara sınırsız meze koydurma hakkına sahipsiniz. Öyle soğan, domates sosu falan değil ha. 12-13 çeşit meze mevcut. Kuskusundan, sarı pilavına, beyaz pilavına, tavuklu salatasından, pancar turşusuna istemediğiniz kadar meze mevcut. Bol bol yiyorsunuz ve üstüne siyah çay (biz Türk çayı diyoruz) veya kahvenizi getiriyorlar. Akdeniz insanı işte her yerde keyfine düştük. Gece nargileciler (onlar hookah veya shisah diyor) ağzına kadar dolu. İtalyanlar özellikle tamamen Türkler ile aynı özelliklere sahipler. Elle yemek yiyorlar, bağırarak konuşuyorlar ve sotede toplanıp sigara içiyorlar.

Sanki bavulumuza Türkiye’yi doldurup gelmişiz gibiyiz. Tek fark her yerde İngilizce konuşuluyor. Trafikte veya sokakta hemen hemen her yerde davranışlarımız benzer ada insanıyla. Türkiye Avrupa Birliğine girerse muhtemelen en çok İtalyanlar ve Maltalılar ile anlaşır.  Kentsel dönüşüm problemimiz bile aynı. Çok eski taş yapıları yıkıp yerine büyük binalar yapmak isteyen müteahhitler burada da revaçta. Fakat yeni yapıların depreme daha dayanıklı olduğu bir gerçek. Eski yapılar orta ölçek depremlerde dahi ciddi hasarlar alabiliyorlar. Bu yüzden eğitimli insanlar bu dönüşümü destekliyorlar. Sosyalist hükümet tüm bu yaşananların neresinde bu konuda henüz bir fikrim yok. Sanırım ilerleyen yazılarda kanaatlerimi paylaşabilirim.

Refah seviyesi bakımından alım güçleri bence güçlü ama sanırım onlar için yeterli değil. Et fiyatlarının burada Türkiye’den düşük olması yürekleri dağlayan bir durum. Dana eti hem de en kaliteli kısmı (antrikot veya kontrfile) 8 euro civarında. Benzin. 1.20 euro civarında. Normal bir binek araca 1500-2000 euro vererek alabiliyorsunuz. Yani 2.5 asgari ücret ile bir araba sahibi olunabiliyor. Alkole oldukça düşkün oldukları için alkol bazı marketlerde sudan ucuz. Ayrıca ilginç gelecek ama Malta bir offshore (yani vergi kaçırmanın kibarcası) şirketler cenneti.

 

Ufaktan Malta üstünde dolaştık biraz. Önümüzdeki yazıda Şövalyelerin ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Malta seferinin izini süreceğiz.

Takipte kalın. J

Furkan Gençoğlu

 

@mrgencotr

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder