casino maxi

48 Öncesi İsrail Yayılmacılığı

Tarih Ara 13, 2014 0 Yorum

Ey Kudüs! Seni unutursam sağ elim kurusun. Seni anmaz, Kudüs’ü en büyük sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın! Kudüs’ün düştüğü gün, «Yıkın onu, yıkın temellerine kadar!» diyen Edomluların tavrını anımsa, ya Rab!. Ey sen, yıkılası Babil kızı, bize yaptıklarını sana ödetecek olana ne mutlu! Ne mutlu senin yavrularını tutup kayalarda parçalayacak insana!
Sürgün edilen İsrail çocuklarının şarkısı (Mezmur – 137)

Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Kudüs! Bir tavuk, civcivlerini kanatları altına nasıl toplarsa, ben de kaç kez senin çocuklarını öylece toplamak istedim, ama siz istemediniz.
Kudüs’ü Zeytinlik Dağından izleyen İsa (İncil – Matta 23/37)

Ey Kudüs! Allah’ın seçtiği toprak ve onun kullarının vatanı! Senin duvarlarından dünya, dünya oldu. Ey Kudüs! Sana doğru inen çiğ taneleri bütün hastalıklara şifa getiriyor. Çünkü geldiği yer, cennetin bahçeleridir.
Hz. Muhammed s.a.v.

İngiliz askerlerinin postal sesleri Filistinli çocukların uykularını son kez böldüğünde 1948 yılının Mayıs ayıydı. Kudüs, daha önce Asurluların, Babillerin, Perslerin, Romalıların, Haçlıların, Arapların, Türklerin ve daha pek çok kavmin hakimiyetine ve gidişlerine tanıklık etmişti. Bu sefer Kudüs’ü terk etme sırası I. Richard’ın torunlarındaydı. İngilizler İşgal ettikleri Kudüs’ü terk ediyorlardı ancak bu kez karşılarında bir Selahaddin olduğundan değil, istediklerini aldıkları ve gayelerine ulaştıkları için ülkelerine dönüyorlardı. Peki 28 yıl süren bu İngiliz hakimiyeti boyunca Filistin’de neler yaşandı?

Ümmetin kanayan yarası olan Filistin’i ve İsrail işgalini anlayabilmemiz için İsrail’in kuruluş sürecini ve öncesini iyi tahlil etmemiz gerekir. Filistin meselesi ve İsrail yayılmacılığını inceleyeceğimiz bu yazı dizisinin ilk kısmında 1920-1948 yılları arası süren Birleşik Krallık Mandasını, 1948 öncesi İsrail yayılmacılığı ve bu dönemde yaşananlara kısaca değineceğiz. Bu yazı özellikle günümüzü anlayabilmemiz için ikinci yazıdan önce bir ön hazırlık niteliğinde, daha çok tarihsel bilgilere dayanmaktadır. Bu yazı haricinde yazarken istifade ettiğim Garaudy’nin Siyonizm Dosyası ve Dominique Lapierre / Larry Collins’in Kudüs Ey Kudüs kitaplarını okumanız da meseleyi anlamanız açısından oldukça faydalı olacaktır.

Siyonizm Kavramı:

İsrail yayılmacılığını anlamak için “Siyonizm” kavramını iyi bilmek gerekir. Adını Kudüs’teki meşhur Siyon tepesinden alan bu kavram, Hz. Süleyman’ın Siyon tepesine inşa ettiği ve daha sonra yıkılan mabedin Kudüs’e geri dönüp tekrar inşa edilmesi hedefi olarak tanımlanabilir. Ancak dini ve siyasi Siyonizm kavramları birbiriyle karıştırılmamalıdır.
Dini Siyonizm çoğu zaman İsrail mistikleri tarafından savunulmuş, Yahudiliğin kurtarıcı Mehdi bekleyişi içinde olduğu, Mehdi ortaya çıktığında yeryüzünde Allah’ın saltanatının başlayacağını ve bütün ırkların tek bir ırk altında toplanacağı inancı vardır. Dini Siyonizm çok sınırlı bir insan grubunun çevresinde kaldığından ve dayanak olarak Hz. İbrahim’in inancını temel aldığından bir devlet kurmayı veya Filistin üzerinde egemen olmak isteyen siyasi yapılara daima yabancı kalmış ve Müslümanlar tarafından bir muhalefetle karşılaşmamıştır. Bu Siyonizm Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasında ayrılıklara yol açmamıştır.
Siyasi Siyonizm ise 1882 yılında itibaren Theodor Herzl ile doğmuştur. Theodor Herzl “Yahudi Devleti” kitabında sistemleştirdiği bu fikrini 1897 yılında Basel’de “Dünya Siyonizm Kongresinde” ilk kez uygulama alanına çıkarmıştır. Siyasi Siyonizm konu ve prensip olarak bu kitabın konusunu oluşturmaktadır. Herzl dini Siyonizm’in aksine çok daha katı bir anlayışa sahiptir ve Yahudiliği bir din olarak savunanlara da karşı çıkmaktadır. Herzl’e göre Yahudiler, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar tek bir halk meydana getirmektedirler ve bu bağ dinden ziyade ortak tarih ve etnisiteye dayanmaktadır, bu halk her devirde işkenceye maruz kalsa bile yaşadıkları toplum tarafından hiçbir zaman eritilememiştir. Dini Siyonizm ile ayrıştığı bir diğer nokta ise Herzl’in kafasındaki devletin yerinin hiçbir ehemmiyetinin olmayışıydı. Fakat Filistin’i tercih etmesinin sebebi kendisi inanmasa bile dinsel geleneği sürdüren bütün Yahudilerin desteğini toplayabilmekti. Siyasi Siyonizm’in tek hedefi Filistin’de bir Yahudi Devleti kurmak ve Yahudiler dışındaki orada bulunan halkın ortadan kaldırılmasıdır.

Filistin Birleşik Krallık Mandası:

Bildiğiniz üzere Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlıların Filistin’deki hakimiyeti sona ermiş, bu toprakları işgal misyonu daha sonra Lenin’in açıklayacağı gizli Sykes-Picot antlaşmasıyla İngilizlere bırakılmıştı. 1917 yılında Edmund Allenby tarafından yönetilen İngiliz ordusu Kudüs’ü ele geçirir. 1920 yılına gelindiğinde ülkede artık tamamen İngiliz güçlerinin hakimiyeti vardır ve 1922’de Milletler Cemiyeti Filistin’i resmi olarak İngiliz Mandasına bırakır ki Milletler Cemiyetinin asıl fonksiyonu İngiliz ve Fransız işgalcilere meşruiyet zemini sağlamaktan başka bir şey değildi.     28 yıl sürecek olan İngiliz hakimiyeti döneminde İsrail’in kuruluşu için gerekli ortam hazırlanacak ve manda hakimiyeti İsrail kuruluşu olan 1948 yılına kadar sürecektir,

1917 yılında İngiliz savaş kabinesi dışişleri bakanı Althur Balfour Siyonist Hareket lideri Lord Rothschild’a gönderdiği mektupta (Balfour Deklarasyonu) Filistin’de kurulması planlanan Yahudi devletine destek vereceklerini belirtti. Nitekim askeri yönetimi ele aldıkları 1920 yılında Filistin’de sivil bir yönetim kurarak bu yönetimi açıkça Siyonistlerin amaçlarına uyacak şekilde tasarladılar. Böyle bir politika izlediklerinden dolayı da sivil yönetimi Yahudi ve Siyonistlerle doldurmuşlardı. Yahudi görevliler arasında 1920 yılında Filistin’e gelen, mandanın kurucularından biri olan Herbert Samuel, mahkemeleri ve toprak sicil dairelerini denetleme ve yasa taslaklarını hazırlama görevi bulunan Başsavcı Norman Bentwich, Göç dairesi müdürü Albert Hyamson, İngiltere Siyonist örgütünde görevli olan Denis Cohen ve önemli pozisyonlara getirilmiş nice Yahudi ve Siyonist mevcuttu. Bütün planlar kurulması düşlenen İsrail devletinin temellerini atma yönünde yapılıyordu. Öyle ki ticaret ve endüstri Yahudilere verilmiş, Dışarıdan gelecek Yahudilerin işini kolaylaştırmak için göç dairesi ve bunları denetleyen makamlar da Yahudi ve Siyonistlere bırakılmıştı.

Kurulan bu hükümetin yaptığı ilk işlerden biri Temmuz 1920’de yeni bir göç yönetmeliği çıkarmak oldu.  Bunu takip eden diğer kanunlar da Yahudiler için ulusal bir yurt oluşturulması projesine hizmet eder nitelikteydi. Eylül ayında Yahudilerin toprak almasının önünü açan Toprak Transferi Yönetmeliği çıkarıldı ve Toprak Sicil Dairesi açıldı. Bununla beraber ellerinde büyük araziler bulunan Araplar topraklarını satmaları yönünde baskı altında tutuluyordu. Bu topraklar hükümet tarafından “kamu yararı doğrultusunda amaçları olduğu” gerekçesiyle satın alınıyordu.

Bütün bunlar yaşanırken ülkedeki Arapların yoğun protestolarına rağmen İngilizler ülkenin kapılarını Yahudi göçmenlere sonuna kadar aralamıştı. Siyonist toplulukların kendi okullarını açmalarına ve kendi askeri oluşumlarını kurmalarına, askeri eğitim vermelerine izin veriliyordu. Filistin’deki Siyonist yapılanma devlet içinde devlet kurmuştu artık. 1936 – 1939 arasında ise ülkenin her yanını grevler, eylemler ve yürüyüşler sarmıştı. Araplar İngiliz mandasından Yahudi göçlerinin durmasını, Arap topraklarının Yahudilere transferinin durdurulmasını ve sayı üstünlüğüne dayanarak Arapların çoğunlukta olduğu yeni bir hükümet istiyorlardı. Ancak İngilizler Araplara karşı yapılan bu ayırımı önlemek için hiçbir şey yapmıyorlardı.

1930’lu yıllarda Almanya’da Nazizm iktidarının Yahudilere uyguladığı baskı Filistin’e Yahudi göçlerini arttırmış, 1933 yılında Filistin’e göç eden Yahudi sayısı 30 bini geçmişti. Artık İngilizler için bu göçleri kontrol etmek oldukça güçleşmiş, Araplar ise bazı yıllarda sayıları 60 bini geçen Yahudi göçlerinin karşısında kendi topraklarında azınlık kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Bunun üzerine Manda rejimine karşı 1936 yılında 3 yıl sürecek Arap ayaklanması başladı ancak hiçbir sonuç vermedi.

İngilizlerin misyonunun ABD’ye geçişi:

1939 yılında Avrupa’da ikinci dünya savaşının belirtileri görülmeye başlanınca İngilizler “Mac Donald Beyaz Bildirisi” ile Filistin’e Yahudi göçünü ve toprak transferini sınırladı. Bu bildiride; İngilizler, Balfour Deklarasyonunda Yahudilere verdikleri sözü artık yerine getirdiklerini, daha fazla göçe izin verilmesinin Araplara verdikleri taahhütleri çiğnemeleri anlamına geleceğini ve son olarak sadece 75 bin Yahudi’nin göçüne daha izin verebileceklerini belirtmişlerdi.

Siyonistler o yıl toplanan kongrelerinde yayınlanan bu Beyaz Bildiriyi tanımadıklarını ilan ettiler. İngiltere ile antlaşmalarının sona erdiğini düşünen Siyonistler artık önlerinde engel olarak gördükleri İngiliz mandasını yıkmak ve Siyonist faaliyetlerini idame ettirmekte kendilerine destek olması için yeni bir devlet arayışına girdiler ve bu kez yüzlerini Amerika Birleşik Devletlerine döndüler. İkinci dünya savaşı sırasında Siyonist örgütlenme İngiltere’den Amerika’ya kaydırıldı ve merkezleri buraya taşındı. Bu değişiklikle beraber Siyonistler politikalarında da bir değişikliğe gitmiş ve “Yurtsuz Halka Halksız Toprak” sloganıyla devlet kurma arzularını artık daha açık bir şekilde dile getirmeye başlamışlardı. Siyonistler ilk olarak bir Yahudi Devleti kurulması fikrini ve Yahudilerin Filistin’e göç etmesi gerektiği fikirlerini Amerikan halkı içinde yaymaya ve destek toplamaya çalıştılar. Daha sonra Siyonistlerin Amerikan kongresini kazanmasıyla beraber ilk adım olarak 67 senatör ve 143 temsilci Amerikan – Filistin komitesi üyesi yapıldı. Yönetimin tam olarak kazanılması ise ileriki yıllarda İsrail’in ilk cumhurbaşkanı olacak olan Weizman tarafından sağlandı. Rosevelt’den beklediği desteği alamayan Weizman Truman yönetiminin başa gelmesiyle beklediği tam desteği alabildi.

İkinci Dünya Savaşı sonrası:

Siyonistler için ABD desteği şu nedenle önemliydi: Savaş sonrası zayıfayan İngiltere ile ittifakı devam ettirmek onlara pek bir çıkar sağlamayacaktı. Siyonistlerin İngilizlerle ittifakının milletler cemiyeti tarafından desteklenmesi, hedeflerine nasıl uluslararası bir nitelik kazandırmışsa İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletlerde daha söz sahibi bir konuma gelen Amerika’nın desteği Siyonizm için oldukça yararlı olacaktı. İngiltere milletler cemiyetinde nasıl nüfuzlu bir devlet idi ise, Amerika da kendi destekçisi Latin Amerikan ve Batı Avrupa ülkeleriyle bu yapıda oldukça güç sahibiydi. Bu nedenle Siyonistler için ABD ile kuracakları ittifaktan daha mantıklı bir seçim yoktu.

Filistin’in Bölünmesi:

Birleşik Krallık Mandası Filistin’de büyüyen Arap-Yahudi çatışmalarıyla başa çıkıp kendi yükümlülüklerini yerine getirmek için bütün çabaları tüketince, çareyi 1947 yılında sorunu Birleşmiş Milletlere devretmekte buldu. Bunun üzerine 29 Kasım 1947 tarihinde Birleşmiş Milletler Filistin’in bir Yahudi ve bir Arap devleti olarak bölünmesini ve Kudüs ve çevresi için uluslararası bir yönetim öngören kararı onayladı.

İsrail devletinin resmi olarak kurulmasını öngören bu kararı gazeteci Larry Collins şu şekilde nakletmiştir:

New York’ta Bir Patinaj Salonu

İhtilafı kaçınılmaz hale getiren, insanlar parlamentosunun bir oylaması oldu. 29 Kasım 1947 soğuk bir Cumartesi günü, ilk savaş mermilerinin Kudüs damlarına düşmesinden altı ay önce yeni kurulan Birleşmiş Milletler Örgütüne üye elli altı ülke temsilcileri New York banliyösündeki Flushing Meadows’da toplanmışlardı. Orada eski bir patinaj salonunun kubbesi altında Akdeniz’in doğu kıyısında yer alan, Danimarka’nın yarısı kadar, nüfusu ise Belçika’nın beşte biri olan, Eski Çağ haritaları yapanlar için evrenin merkezi ve dünyanın başlangıcında bütün insanların yollarının yöneldiği bir toprak şeridinin, Filistin’in kaderini çizeceklerdi.

Birleşmiş Milletlerin kısa tarihinde, bunca ihtirasın gemi azıya aldığı görüşmeler pek enderdi. Örgütte temsil edilen her ülke bu bölgeye şu ya da bu şekilde manevi mirasının bir bölümünü borçluydu. Uluslararası meclise Filistin’in Arap ve Yahudi olarak iki ayrı devlete bölünmesi teklif ediliyordu. Böylece ortak bilgelik otuz yıl süren iç savaşa son verecekti. Ama umutsuzluğun kalemiyle çizilen bu paylaştırma haritası katlanılabilir ödünler ve kabul edilemeyecek kepazelikler karışımıydı.
Kurulacak Yahudi devletinin topraklarının çoğunluğu ve neredeyse nüfusunun yarısı Arap olduğu halde, Filistin’in yüzde elli yedisi Yahudilere bırakılıyordu. Bu Yahudi topraklarının girintili çıkıntılı ve acılı sınırlarına gelince, sağduyuya olduğu kadar savunma gereklerine karşı da gerçek bir meydan okumaydı: Kuzeyden güneye dek uzunluğu dört yüz otuz kilometreyi bulmayan bir ülke için dokuz yüz elli kilometreyi aşan bir sınır çizilecekti. Ayrıca tasarı, eski çağlardan beri Filistin’in bütün siyasal, ekonomik ve dinsel hayatının çevresinde döndüğü Kudüs şehrinin denetimini ne Araplara bırakıyordu ne Yahudilere. Kutsal yer olma niteliği ve sayısız ulusun üzerinde maddi çıkarlara sahip olması nedeniyle Birleşmiş Milletlere bırakılan Kudüs, üzerinde ne Arapların ne de Yahudilerin başkent kuramayacakları bir uluslararası toprak oluyordu.

İsrail Devletinin Kuruluşu:

İngilizlerin 14 Mayıs 1948’de Filistin’i terk etmesinden önce yani herhangi bir Arap ülkesi Filistin’e asker göndermeden önce; Arap Devletine ayrılan topraklar Yahudilerce 1947 ve 14 Mayıs 1948 tarihleri arasında saldırıya uğradı. Yine Yahudi Devleti’ne ayrılan topraklar üzerinde bulunan Arap yerleşim merkezlerine bir çok saldırı düzenlendi. 9 Nisan 1948’de çoğunluğu kadın ve çocuk olan 250 kişinin hayatını kaybettiği “Deir Yasin” katliamı yapıldı. Bu olaylardan sonra yaklaşık yarım milyon Filistinli Arap yurtlarından atıldı veya göç etmek zorunda kaldı.

14 Mayıs 1948’de son İngiliz yüksek komiserinin de Filistin’den ayrılmasıyla İsrail Devletinin kuruluşu resmi olarak ilan edildi. İlandan onbir dakika sonra ABD, kısa bir süre sonra da SSCB İsrail devletini tanıdılar. Böylece Siyonistler bir Yahudi Devleti kurma hedeflerine ulaşmış oldular.

Ahmet Işıktekiner

Ankara Üniversitesi DTCF Lisans Öğrencisi

*Genç Öncüler Dergisi 90. Sayısında Yayınlanmıştır.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder