29 Nisan 1916 Unutturulan Zafer: Kûtu’l-Amâre

29 Nisan 1916 Unutturulan Zafer: Kûtu’l-Amâre

Tarih Nis 19, 2016 0 Yorum

amare

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’ın rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun. Bu ayki sayımızda yine resmi tarihin yok saydığı bir meseleyi sizlere ulaştırmaya çalışacağız. Maalesef resmi tarih anlatımımızın yıllardır izlediği yolda yakın tarihte M. Kemal’in bulunmadığı olayların ve bu olaylara damga vuran kahramanların çoğu görmezden gelinmiştir. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşının kahramanları Gazi Osman Paşa ve Gazi Ahmet Muhtar Paşalardan tutunda Kurtuluş Savaşı’nda birçok kahraman paşadan bihaberizdir. Lakin buna karşılık M. Kemal karakteri abartılı bir şekilde tüm tarih anlatımının temel yapı taşı olarak karşımıza konulmuştur.

Bu eleştirimiz M. Kemal’in askeri olarak herhangi bir şey ortaya koymadığı manasına gelmemelidir. Bahsetmek istediğimiz medeniyetimizi ve köklerimizi oluşturan tarihimiz sadece bir kişiden teşekkül etmemektedir. Onlarca büyük zaferlere, mücadelelere imza atmış kahramanlarımız vardır. Tarihten ders çıkartıp aynı hatalara düşmemek için tarihimizi gereği gibi eğrisi ve doğrusu ile okumak gerekmektedir. İşte bu amaç ile bu sefer Birinci Dünya Savaşı’nın bilinmeyen zaferi Kûtu’l-Amâre’den bahsedeceğiz.

29 Nisan 1916…Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952 yılına kadar, bu tarih Silahlı kuvvetlerde ‘KUT bayramı’ olarak kutlanmaktaydı. Çünkü bu tarihte Irak /Kûtu’l-Amâre’de Halil Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri İngilizleri perişan etmiş ve Çanakkale zaferinin hemen ardından kazanılan bu zaferle düşmana büyük bir darbe daha vurulmuştu. Bu zaferde İngiliz komutanı Charles Townshend, 13 komutan, 481 subay ve 13.300 er Osmanlı ordusuna teslim olmuştur.

Kısa bir şekilde Kûtu’l-Amâre zaferinin meydana gelişinden bahsetmek gerekirse 1915 yılı Eylül sonlarına doğru İngiliz Generali Townshend Dicle nehri boyunda harekete geçti; Osmanlı Devleti’nin Türk ve Araplar’dan oluşan kuvvetleri Albay Yusuf Nureddin Bey’in kumandasında bulunuyordu. Hedefleri Bağdat’ı almak olan İngilizler yol üzerindeki Kûtu’l- amare’yi işgal ettiler (26 Eylül 1915). Bunun üzerine bölgedeki Altıncı Ordu’nun başına Birinci Ordu kumandanı Alman Mareşali Goltz Paşa getirildi (22 Ekim 1915). 22-26 Kasım 1915’te General Townshend Bağdat’a 30 km uzaklıktaki Selmanıpak denilen bölgede taarruza başladı. Meydana gelen çarpışmalar Bağdat’ı ele geçirmeye çalışan İngilizlerle onları durdurmaya çalışan Türkler arasında büyük bir mücadeleye dönüştü. Çok sayıda kayıp veren İngilizler Kûtu’l-Amâre’ye çekilirken Osmanlı kuvvetleri kaleyi kuşatma altına aldılar (5 Aralık 1915). Halil Paşa kumandasındaki bu kuşatma ve İngilizler’in verdikleri karşı mücadele I. Dünya Savaşı’nın en önemli çarpışmaları arasında yer alır. 1916 yılının başlarında İngilizler’in Irak cephesi kumandanlığında bulunan General Nixon’un yerine General Percy Lake tayin edildi. General Percy Lake’in emriyle Basra tarafındaki İngiliz kuvvetlerinin kuşatma altındaki General Townshend’e yardım teşebbüsleri sonuç vermedi ve İngilizler, Hindistan’dan Basra’ya gönderilen yeni tugayların desteğinde 5 Nisan 1916’da Felahiye’de başlattıkları dört gün süren taarruza rağmen kuşatmayı yaramadılar.

Kaledeki yiyecek stoklarının tükenmesi üzerine uçaklarla atılan yiyecek paketlerinin çoğu nehre düştüğünden yapılan yardımlar yerine ulaşmadı. İngilizler, 21-22 Nisan 1916’da IV. Felahiye Muharebesi denilen bir saldırı daha gerçekleştirdilerse de geri püskürtüldüler. Başka çaresi kalmayan General Percy Lake, 26 Nisan 1916’da kuşatma altındaki General Townshend’e Türklerle teslim müzakerelerini başlatmasını bildirdi.

Yaklaşık beş ay süren kuşatmanın kaldırılması karşılığında İngilizler bütün silahlarını ve 1 milyon sterlin tazminat vermeyi teklif ettiler ve karşılığında Amâre yolu ile Hindistan’a gitmek için müsaade istediler; Türk tarafı ise İngilizler’in kayıtsız şartsız teslim olmasında direndi. Nihayet27 Nisan 1916’da Kûtu’l-Amâre’nin 4 km kuzeybatısında nehir üzerinde Halil Paşa ile General Townshend arasında yapılan görüşmede İngilizler tazminatı 2 milyon sterline çıkardılar. 29 Nisan 1916 günü protokol imzalanmasının ardından halkın coşkulu gösterileri arasında Türk kuvvetleri Kûtu’l-Amâre’ye girdi ve 13.309 kişilik İngiliz ordusunu teslim aldı.

Kûtu’l-Amâre zaferi genelde I. Dünya Savaşı’nı etkilemiş ve Bağdat’ı ele geçirmeye yönelik planlar yapan İngilizlere büyük bir darbe vurmuştur. Ancak bu askeri başarı Haziran 1916’da Hicaz’da ortaya çıkacak olan İngilizler’in planladığı Şerif Hüseyin ayaklanmasını engelleyemedi. 1916 ve 1917 yıllarındaki savaşlar Osmanlı Devleti’nin bağlı bulunduğu tarafın başarısızlığı ile sonuçlandığından Ortadoğu tamamen kaybedildi; Şubat 1917’de Kûtu’l-Amâre ve Mart ayında Bağdat İngilizler’in eline geçti. Bölgeye gelen İngiliz manda idaresinin yaptığı idari taksimata göre Kûtu’l-Amâre yeni kurulan on dört livanın (muhafaza) ana şehirlerinden biri daha sonra da Irak Devleti’nin kurulmasıyla (Ağustos 1921) bu on dört livadan birinin merkezi oldu.

Birinci Dünya Savaşı müddetince Osmanlı topraklarının taksimatı hususunda düşman devletler arasında gizli antlaşma girişimleri olmuştur. İşte onlardan biri ve de en önemlisi Sykes-Picot antlaşmasıdır. Bu antlaşma kendi verdikleri adla Orta Doğu’nun bugünkü sınırlarını çizen antlaşmadır. Bu bu coğrafyalarda var olan yapay sınırların ve buna bağlı sonu gelmeyen savaşların temelinin atıldığı nokta bu antlaşmadır. Kut zaferinin sadece 17 gün sonrası 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında imzalanmıştır. Antlaşma adını Fransa’nın Beyrut eski konsolosu François Georges Picot ve İngiltere Dış İşleri Bakanlığı müsteşarı Sir Mark Sykes’ten almıştır. Bu ikili devletlerin görüşmeyi yürüten ve vücuda getiren temsilcileridir. Binaenaleyh haritada gördüğünüz üzere bölgenin taksimatı iki devlet tarafından istedikleri şekilde gerçekleştirilmiştir.  Ayrıca bu taksimatta Rusya’nın talepleri de doğu Anadolu bölgesinde karşılanmıştır.

Sonuç olarak tarihimizin şanlı zaferlerinden birisi olan Kûtu’l- Amâre zaferinin 100. Yıl dönümünde Hak dava uğruna canını, malını, her şeyini ortaya koyan şehid ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Köklerimizi oluşturan tarihi gerçekleri okuyarak yarınlara daha sağlam bir şekilde ilerleyebilmek duasıyla Allah’a emanet olunuz.

Unutmayın “Sefer Bizim, Zafer ALLAH’INDIR”
LA GALİBE İLLALLAH

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder