casino maxi

1.Meclisten 2. Meclise Cumhuriyet’in Gaspı

Tarih Nis 13, 2016 0 Yorum

Cumhuriyet tarihine dair olaylar çoğu kez resmi söylem ve ideolojik olarak resmi söyleme muhalif iki rengin, siyah ve beyazın arasında sıkıştırılmıştır. Bir tarafta cehennemden bir Alice harikalar diyarının yaratıcılarının kahramanvari veya tozpembe hikâyeleri diğer taraftaysa muhalif söylemin sürekli şeytanlaştırdığı, haddinden fazla komplo teorisi içeren tablosu. Maalesef bu ifrat muhalif tutum Müslümanların “cumhuriyet” i karşı tarafın mamulü olarak görmelerine sebep olurken, gerçekte çakma batı taklitçisi jakoben sınıfın “cumhuriyet” ve değerlerini sahiplenmelerine sebep oldu. Hâlbuki belki çok nadir gündeme gelse de ilk kurucu meclisin mahiyeti, kadrosu ve politikaları çoğu kez zannedilen bu tablonun aksine bir sonucu bize göstermektedir.

İstanbul’un İngiliz kuvvetleri tarafından işgalinin ardından Osmanlı Mebusan Meclisi yine işgalci kuvvetler tarafından hızla dağıtıldı. III. Ordu Komutanı Selahaddin Köseoğlu Bey ile XV. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’in önerisiyle ilk kez İstanbul dışında milli bir meclis fikri ortaya atıldı. 19 Mart 1919’da tüm illere Ankara’da toplanacak yeni Meclis ve delege seçimleri için genelge gönderildi ve 23 Nisan 1920 yılında Meclis büyük bir coşkuyla açıldı. Planlanan tarih 21 Nisan olmasına karşın Mustafa Kemal Paşa “Cuma gününün kutsallığından yararlanmak” adına açılışı 2 sonrasına ertelemişti. Hacı Bayram Camiinde Cuma namazı kılındıktan sonra meclis tekbirler ve dualar eşliğinde açılır. Meclis açıldığında belki çoğumuzun beklemediği bir tablo vardır: “1920’de Meclis’e ilk kez memur olarak girdiğimde hemen dikkatimi çeken durum, milletvekillerinin kılık, kıyafet, yaş, kafa yapısı ve görgülerinin bambaşka ve çok değişik oluşuydu. Beyaz sarıklı, aksakallı cübbeli, eli tespihli hocalarla; pırıl pırıl üniformalı genç subaylar; yazma veya şal sarıklı aşiret beyleri; külahlı ağalar ve kavuklu çelebilerle Avrupa üniversitelerinden yeni dönmüş, Batı kültürüyle yetişmiş nokta bıyıklı, Kuvayı milliye kalpaklı gençler, Meclis sıralarında yan yana oturuyorlardı. Bilgileri ve yetişme ortamları çok değişik olan bu insanlar tek bir amaç doğrultusunda birleşmişlerdi: Vatanı kurtarmak.”

Ertesi gün ilk iş olarak meclis başkanı seçilecektir ve iki aday vardır:  Celalettin Arif Efendi ve Mustafa Kemal. Mustafa Kemal 1 oy farkla başkanlığa seçilir ve hâlihazırda kısa zamanda belirginleşecek kutuplaşma mecliste boy gösterir. 27 Nisan günü Mustafa Kemal meclis başkanı olarak İstanbul’a şu telgrafı çeker: “Halife hazretlerinin yüce katına. Halife ve pek kutsal hakanımız, efendimiz: İstanbul’un işgali ve bunu izleyen çok acıklı olaylar üzerine durumu inceledik ve yüce saltanatınızın haklarını ve ulusal bağımsızlığımızı savunma ve sağlamak amacıyla bu kez Ankara’da Büyük Millet Meclisi halinde toplandık. Anadolu’nun düşman salgını altında olmayan her köşesinden gelen ve ulusça olağanüstü yetkiyle görevlendirilen milletvekilleri oybirliği ile aldıkları bir kararla yüksek katınıza bazı gerçekleri arz etmeyi kendileri için bir bağlılık ve kulluk borcu bildiler… Padişahımız… Görkemli Padişahımız… Yücelerin yücesi efendimiz. Yüreğimiz bağlılık ve kulluk duygusu ile dolu olarak, tahtınızın çevresinde her zamandan daha sıkı bir bağlantı ile toplanmış bulunuyoruz. Toplantısını ilk sözü Halife ve Padişahına bağlılık olan Büyük Millet Meclisi, son sözünün yine böyle olacağını yüce katınıza en büyük saygı ve gönül eğilmesi ile sunar.”

Meclis kısa zaman içinde çalışmalarına başlar başlanamaz hilafet ve saltanatı destekleyenler ve cumhuriyeti destekleyenler olarak ikiye ayrılmıştı. Hâlbuki bu sadece bir ithamdı çünkü hâlihazırda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ibaresi kasıtlı olarak saltanat yanlısı olarak itham edilenler tarafından cumhuriyetçilerden daha fazla desteklenmişti. Birinci grup 1921 Mayıs’ında Mustafa Kemal etrafında belirmeye başlarken karşısında örgütlenmemiş bir muhalif söylem barınıyordu. Bu söylemin ana itiraz noktası ise 1921 Anayasasında belirlenen hem Meclis hem de Bakanlar Kurulu başkanlığının tek elde toplanması dahası Mustafa Kemal’e sınırsız yetkilerin tanımasıydı.

İkinci grup örgütlenmemiş bir muhalif hareketti ve temel hareket noktası, Enver, Talat ve Cemal Paşa tecrübesinde olduğu gibi, kişi tahakkümüne dayanan bir vesayet rejiminin oluşmamasıydı. Hüseyin Avni Ulaş, Süleyman Necati, Kazım Karabekir, Emin Bey, Hakkı Hami, Ali Şükrü Bey ve Kara Vasıf grubun önde gelenlerindendiler. Hüseyin Avni’nin çoğu kez Mustafa Kemal ile mecliste sert tartışmalara giriştiği ve Mustafa Kemal ‘in hiddetle Hüseyin Avni’nin üzerine yürüdüğüne dair meclis zabitleri mevcut. Fakat özellikle İkinci Grubun Lozan Anlaşmasına sert tepkisi ve Misakı Milli sınırları konusunda, özellikle Musul, ısrarlı tavrı çoğu kez Mustafa Kemal ve ekibinin çalışmalarını sekteye uğratıyordu. Savaş bitmişti ve Mustafa Kemal kendisine muhalif ekibi tasfiye edecek yeni bir oluşum için kolları sıvamış, meclis görevini tamamladığı için yeniden seçim kararı almıştı.

Seçimin yenilenmesindeki ana faktör Birinci grubun Lozan görüşmelerinde hızla popüleritisini kaybetmesidir, öyle ki ikinci grup mecliste çoğunluk hale gelir ve Hüseyin Avni Ulaş Meclis Başkanvekilliğine seçilir. Seçim öncesi 7 Aralık 1922’de Ankara’da basına verdiği demeçte Mustafa Kemal “kız gibi bir meclis” oluşturma fikrini ağzından kaçırır. Kısa zaman içinde meclis adına bir seçim bürosu kurulur ve başına Mustafa Kemal getirilir. Mustafa Kemal tek tek adaylar üzerinde durarak kendisine muhalif olanları seçtirmemek için uzun soluklu bir çalışma yapmış ve nihayetinde en büyük gözdağı muhalif kesimin liderlerinden Ali Şükrü Bey’in öldürülmesiyle verilmiştir. Öyle ki meclis, henüz failler bulunmadan hızlıca yeni bir vekili bünyesine katmıştır. Nihayetinde kurulan ikinci mecliste muhalif sadece iki isim kalmıştır. Kazım Karabekir bu durumu şu şekilde özetler: “Her taraftan kendisine en çok emniyet verenler listeye girdiler ve hatta hükümet yardımı ile seçime arz olundular. İkinci Gruptan kimse namzet gösterilmedi. Hâlbuki bunların çoğu İstiklâl Harbine, ilk gününden beri canla-başla hizmet etmiş insanlardı. Bu hususta aramızda biraz da münakaşa oldu. Gazi, ‘ben muhalif istemiyorum, diyerek, kendisine sözle veya yazıyla en çok sadakat gösterenleri ve Birinci Meclisle fiiliyatıyla bu emniyeti kazananları ve hemen bütün karargâhının mensuplarını namzet gösteriyordu. Ben de böyle bir emre uyan bir meclisle dünyaya hâkim itilaf milletlerinin emniyetini kazanamayacağımızı ve dâhilde de hürriyet mefhumunu kaldıracağımızı ve belki daha şiddetli bir muhalefete yol açılacağını söyleyerek, itiraz ediyordum”

Tek tip kadrodan oluşan ”kız gibi” ikinci meclis hızlı bir şekilde Lozan Anlaşmasını onaylar ve Mustafa Kemal’e “Bizi sen kurtardın, ne emir buyurulursa ayni keramettir” mektuplarıyla vekil seçilen mebuslar son 5-10 yıla değin sürecek yeni bir vesayetin dalkavukluğunu üstlenirler.

Dücane Demirtaş

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder